Yemeği, ona olan sevgilerine rağmen yoksula, yetime ve esire yedirirler.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve yut’imune’t-taame (ve yemeği yedirirler) ala hubbihi (onu sevmelerine rağmen) miskinen (yoksula), ve yetimen (yetime), ve esira (esire).
Mukatil Tefsiri
Bu ayetin Ebû’d-Dehdâ el-Ensârî hakkında, bazı rivayetlere göre de Ali b. Ebî Tâlib hakkında indiği söylenmiştir. Rivayete göre oruçlu olduğu bir gün iftar etmek üzereyken bir fakir gelip yemek istedi. Ev halkına bir ekmek doğrayıp ona vermelerini söyledi. Daha sonra bir yetim kız geldi ve aç olduğunu söyledi. Bunun üzerine bir ekmek de ona verildi. Ardından bir esir gelip açlıktan bitkin düştüğünü söyledi. Ona da bir ekmek verildi. Böylece üç ekmek dağıtıldı ve geriye yalnız bir ekmek kaldı. Bunun üzerine Allah onları öven bu ayeti indirdi.
Buradaki yetim, annesi ve babası olmayan kimse; esir ise müşrik esirleridir.
Taberi Tefsiri
Allah Teâlâ buyuruyor ki: Bu ebrâr, yemeği sevdikleri, ona ihtiyaç duydukları ve onu arzuladıkları hâlde başkalarına verirler. Mücâhid bu ayet hakkında, “Yemeği canları çektiği hâlde başkalarına verirler.” demiştir. Ebû Mukâtil de, “Yemeğe olan sevgilerine rağmen onu başkalarına yedirirler.” demiştir. Burada geçen miskin, ihtiyaç sebebiyle zelil düşmüş muhtaç kimsedir. Yetim, babası ölmüş ve kendisini koruyacak bir malı bulunmayan çocuktur. Esir ise savaşta ele geçirilmiş düşman esiri olabileceği gibi, bir hak sebebiyle hapsedilmiş kimse de olabilir. Allah Teâlâ bu ebrârı, yoksulu, yetimi ve esiri doyurmaları sebebiyle övmüştür. Onların bunu Allah’a yaklaşmak, O’nun rızasını istemek ve bu insanlara merhamet etmek için yaptıklarını haber vermiştir. Müfessirler ayette geçen esir hakkında farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Katâde, “Allah esirlere iyi davranılmasını emretmiştir. O günün esirleri müşriklerdi.” demiştir. Başka bir rivayette ise, “O günün esirleri müşriklerdi; ancak Müslüman kardeşin doyurulmaya daha layıktır.” demiştir. İkrime, “O dönemde esirlerin tamamı müşriklerdi.” demiştir. Hasan-ı Basrî de aynı görüşü benimsemiştir. Mücâhid ise, “Esir, hapiste bulunan kimsedir.” demiştir. Saîd b. Cübeyr, “Buradaki esir hem kıble ehli olanları hem de olmayanları kapsar.” demiş, Atâ da aynı görüşü benimsemiştir. Taberî, bu görüşleri değerlendirdikten sonra şöyle demiştir: Allah, ebrârı esirleri doyurmaları sebebiyle övmüştür. Esir kelimesi hem müşrik esiri hem de hapsedilmiş Müslüman için kullanılabilen genel bir isimdir. Ayette herhangi bir tahsis bulunmadığından lafız genel anlamı üzerinde bırakılır. Bu sebeple ayet, kıyamete kadar hem müşrik esirleri hem de Müslüman esirleri kapsamaktadır. Katâde’nin, “O gün esirler müşriklerdi.” sözü doğru olsa bile ayet yalnızca o dönemde yaşayanları değil, kıyamete kadar aynı sıfatı taşıyan bütün insanları kapsamaktadır.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…