Bu, dediler, sadece aktarılan bir büyüdür.
Diyanet Vakfı
21, 22, 23, 24, 25. Sonra baktı. Sonra kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda, kibirini yenemeyip sırt çevirdi de: «Bu (Kuran) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan öğrenilip) nakledilen bir sihirdir. Bu, insan sözünden başka bir şey değil.»
Kurtubi Tefsiri
Ve hemen dedi ki: “Bu nakledilegelen bir sihirden ibarettir.
“Ve hemen dedi ki: Bu” Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’in getirdiği onun başkasından alıp
“nakledilegelen bir sihirden ibarettir.” Başka bir şey değildir. Sihir, aldatmak demektir. Buna dair açıklamalar daha önce el-Bakara Sûresi’nde (2/102. âyet, 2. başlık ve devamında) geçmiş bulunmaktadır.
Bir kesim de şöyle demiştir: Sihir, bâtılın hak surecinde gösterilmesidir.
Nakletmek”; başkasından rivâyet edip zikretmek halinde, kullandığımız; Hadisi naklettim, ediyorum” fiilinin mastarıdır. Aynı kökten olmak üzere; Me’sûr hadis” denilir ki sonradan gelenlerin önceden gelenlerden naklettikleri hadis (söz) demektir. İmruu’l-Kays da şöyle demiştir:
“Eğer o nakledilen başkasından bana gelmiş olsaydı (keşke)
Esasen dil yarası, el yarası gibidir
Öyle bir söz söylerdim ki;
Bu ebediyyen benden nakledilir, dururdu.”
el-A’şâ da şöyle demiştir:
“Sizin hakkında tartıştığınız o husus
Dinleyene de, nakledilene de açık açık îzah edilmiştir.”
Bu beyitin ikinci mısraının başındaki ilk kelime: İzah etmiştir” diye de rivâyet edilmektedir.