İsteyen ve mahrum bırakılmış kimse için.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Li’s-saili (isteyen için) ve’l-mahrum (ve mahrum kalan için).
Mukatil Tefsiri
İsteyen kişi miskindir. Mahrum ise humustan ve feyden payı olmayan fakirdir.
Taberi Tefsiri
Tefsir âlimleri, “isteyen” kimsenin yardım talep eden kişi olduğu konusunda görüş birliği içindedir.
“Mahrum”un kim olduğu konusunda ise farklı görüşler ileri sürülmüştür.
İbn Abbas’tan gelen birçok rivayete göre mahrum, “muhâraf”tır; yani geçim elde etmek için çalışıp çabaladığı hâlde rızkı daraltılmış, nasibi az olan kimsedir.
İbn Abbas şöyle demiştir: “Mahrum, muhâraftır.”
Yine İbn Abbas şöyle demiştir: “Mahrum, İslâm toplumunda payı olmayan muhâraftır.”
Başka bir rivayette: “Mahrum, dünyalığı elde etmeye çalıştığı hâlde dünyalık kendisinden uzaklaştırılan, fakat insanlardan istemeyen kimsedir.”
Mücâhid şöyle demiştir: “Kendisine bir şey hediye edilmeyen ve nasibi dar olan kimsedir.”
İbrahim en-Nehaî şöyle demiştir: “Mahrum, kendisine yardım edecek veya bağışta bulunacak kimsesi olmayan muhâraftır.”
Bazı âlimler ise mahrumun ganimetten pay alamayan kişi olduğunu söylemişlerdir.
İbrahim’den rivayet edildiğine göre Hz. Ali’ye Cemel Vakası’ndan sonra Kûfe’ye gelen bazı insanlar hakkında sorulmuş, o da: “Onlara da pay verin; işte bunlar mahrumlardır.” demiştir.
Hasan b. Muhammed’den rivayet edildiğine göre Resûlullah bir seriyye göndermiş, onlar ganimet elde etmişlerdi. Daha sonra savaşa katılmamış bazı insanlar gelince bu ayet nazil olmuştur: “Mallarında isteyen ve mahrum için belirli bir hak vardır.”
Başka bazı âlimler mahrumun, malı çoğalmayan ve bereket bulmayan kişi olduğunu söylemişlerdir.
İkrime şöyle demiştir: “Mahrum, malı artmayan kimsedir.”
Diğer bazıları ise mahrumun, malı bir afetle yok olan kişi olduğunu söylemişlerdir.
Ebû Kilâbe şöyle demiştir: “Yemâme’de bir sel geldi ve bir adamın malını götürdü. Bunun üzerine Resûlullah’ın ashabından biri: ‘İşte bu mahrumdur.’ dedi.”
İbn Zeyd ise şöyle demiştir: “Mahrum; ürünü ve ekini afetle zarar gören kimsedir.” Daha sonra Vakıa suresindeki “Hayır, biz mahrum bırakıldık” (Vâkıa 67) ve Kalem suresindeki “Bilakis biz mahrum bırakıldık” (Kalem 27) ayetlerini okumuştur.
Şa‘bî ise: “Mahrumun tam olarak kim olduğunu belirlemekte zorlandım.” demiştir.
Katâde şöyle demiştir: “İsteyen, eliyle isteyen kimsedir. Mahrum ise iffetinden dolayı istemeyen fakirdir. Ey Âdemoğlu! Her ikisinin de senin üzerinde hakkı vardır.”
Başka bir rivayette şöyle demiştir: “Biri avucunu açıp senden isteyen fakirdir, diğeri ise insanlardan istemeyen iffetli yoksuldur. Her ikisinin de senin üzerinde hakkı vardır.”
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…