Melekler ve Ruh O’na, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ta’rucu (yükselir) el-melaiketu (melekler) ve’r-ruhu (ve Ruh/Cebrail) ileyhi (O’na doğru), fi yevmin (bir günde ki) kane mikdaruhu (miktarı) hamsine elfe senetin (elli bin yıl gibidir).
Mukatil Tefsiri
Yani melekler semadan semaya, arşa doğru yükselirler. “Ruh” ise Cebrâil’dir.
Melekler dünyada yedi kat semanın rızıklarıyla ilgili işleri Allah’a yükseltirler.
Allah daha sonra bu azabın ne zaman gerçekleşeceğini bildirerek buyurur ki:
“Miktarı elli bin yıl olan bir günde.”
Bu ifadede takdim-tehir vardır. O günün uzunluğu, müminler için en kısa namazları kadar hafif olacaktır. Eğer yaratılmışların hesabını ve amellerinin arzını Allah’tan başkası üstlenseydi, bundan ancak elli bin yılda kurtulabilirdi. Fakat Allah kulların hesabını gördüğünde, bunu dünya günlerinden yarım gün kadar bir sürede tamamlar. Gün ortasına varmadan cennet ehli cennete, cehennem ehli de cehenneme yerleştirilmiş olur.
Bu hususta Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Cennet ehli o gün kalınacak yer bakımından daha hayırlı, dinlenme yeri bakımından daha güzeldir.” (Furkan 24)
Yani onların varacakları yer, cehennem ehlinin varacağı yer gibi değildir.
Taberi Tefsiri
Ayette geçen Ruh, Cebrâil’dir. Allah Teâlâ’nın kastettiği şudur: Melekler ve Cebrâil Allah’a yükselirler. Buradaki zamir Allah’a dönmektedir.
Bu yükseliş, başka yaratıkların ölçüsüne göre elli bin yıllık bir mesafeye denk gelir. Çünkü yükseliş, Allah’ın emrinin en alt yerlerden en üst noktalara kadar olan kısmını kapsamaktadır.
Mücahid şöyle demiştir: Allah’ın emrinin son noktası ile yeryüzünün en alt tabakaları arasındaki mesafe elli bin yıllık yoldur. Bin yıl olan gün ise gökten yere ve yerden göğe emrin iniş çıkış süresidir. Çünkü gökle yer arasındaki mesafe beş yüz yıllık yoldur.
Başka âlimler ise ayetin anlamını farklı açıklamışlardır. Onlara göre meleklerin ve Ruh’un yükselişi, Allah’ın kulları arasında hükmünü tamamlayacağı kıyamet gününe işaret etmektedir ve o günün süresi elli bin yıl gibidir.
İkrime şöyle demiştir: Allah bir günde hükmünü verir; fakat o günün uzunluğu elli bin yıl gibidir.
Başka bir rivayette İkrime doğrudan bunun kıyamet günü olduğunu söylemiştir.
Katâde şöyle demiştir: Bu, kıyamet günüdür.
Mücahid’den nakledilen bir rivayette ise şöyle denilmiştir: Elli bin yıl olan bu sürenin ne kadarının geçtiğini ve ne kadarının kaldığını Allah’tan başka kimse bilmez.
İbn Abbas şöyle demiştir: Bu, kıyamet günüdür. Allah onu kâfirler için elli bin yıl uzunluğunda kılmıştır.
Dahhâk şöyle demiştir: Bu, kıyamet günüdür.
İbn Zeyd de aynı şekilde bunun kıyamet günü olduğunu söylemiştir.
Ebû’l-Heysem’in Saîd’den rivayet ettiğine göre bir adam Resûlullah’a: “Miktarı elli bin yıl olan gün ne kadar uzundur!” dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Canım elinde olana yemin ederim ki, o gün mümine öyle hafifletilir ki, dünyada kıldığı farz namazdan daha hafif gelir.”
İbn Abbas’a bir adam, “Bin yıl olan gün” ile “elli bin yıl olan gün” hakkında soru sormuştur. Bunun üzerine İbn Abbas şöyle demiştir:
“Bunlar Allah’ın Kur’an’da zikrettiği iki gündür. Onların mahiyetini Allah daha iyi bilir. Ben Allah’ın kitabı hakkında bilmediğim bir şeyi söylemek istemem.”
Başka bir rivayette de İbn Abbas aynı cevabı vermiş ve Allah’ın kitabı hakkında bilgisi olmayan bir konuda konuşmaktan kaçındığını belirtmiştir.
Ebû Cafer ayrıca şunu söylemiştir: Kurrânın çoğu “Melekler ve Ruh yükselirler” ifadesini te ile okumuştur. Sadece Kisâî bunu ya ile okumuştur. Doğru olan, kurrânın çoğunluğunun okuduğu şekildir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…