Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin Arşını sekiz kişi yüklenir.
Diyanet Vakfı
Melekler onun (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz (melek) yüklenir.
Kurtubi Tefsiri
Melek(ler) de onun çevresinde olacak(lar.) O günde üstlerinde bulunan sekiz (melek), Rabbinin Arş’ını yüklenir.
“Melek” âyetinden kasıt meleklerdir, cins ismidir,
“…de onun çevresinde olacak” yani sema yarılıp çatlayacağı vakit semanın etrafında olacaklar. Çünkü sema onların mekânıdır. Bu açıklama İbn Abbâs’tan nakledilmiştir.
el-Maverdî de şöyle demektedir: Belki de bu Mücahid ve Katade’nin görüşüdür. es-Sa’lebî ise bunu ed-Dahhak’tan naklederek şöyle demektedir: (Melekler) semanın çatlamayan kısımlarının kenarlarında bulunacaklardır. O, bu İfadeleriyle semanın meleklerin mekânı olduğunu, sema yarılıp patlayacağı vakit onun etrafında, kıyılarında bulunacaklarını kastetmektedir.
Said b. Cübeyr dedi ki: Mana melek(ler) dünyanın kıyılarında bulunacaklardır. Yani onlar yere inecekler ve dünyanın kıyılarını, etrafını koruyacaklardır.
Şöyle de açıklanmıştır: Sema parçalar haline döneceğinde melekler bizatihi çatlamamış bulunan o parçalar üzerinde duracaklardır.
Bir diğer açıklamaya göre insanlar cehennemi göreceklerinde dehşete kapılacaklar. Bu vakit develerin kaçtıkları gibi kaçacaklar, fakat yerin hangi bölgesine giderlerse gitsinler mutlaka orada birtakım melekler görecekler, bu sefer geldikleri yere geri döneceklerdir.
Şöyle de açıklanmıştır:
“Onun çevresinde” cehennem ehlini oraya sürüklemek, cennet ehline de selâm vermek ve onlara ikramda bulunmak gibi kendilerine verilecek olan emirleri bekleyeceklerdir. Bütün bunlar da İbn Cübeyr’in açıklamasının ihtiva ettiği mananın çerçevesi içerisindedir. Buna da yüce Allah’ın:
“… Melekler ardı arkasına indirileceklerdir” (el-Furkan, 25/25) âyeti ile;
“Ey cin ve insan toplulukları! Eğer gökler ve yerin kenarlarından kaçmaya gücünüz yetiyorsa kaçın” (er-Rahmân, 55/33) âyeti -orada açıklamış olduğumuz üzere- delâlet etmektedir.
“Çevre(ler)”; Huzeyl lehçesinde taraflar, köşe bucaklar anlamındadır. Tekili maksur olarak: diye, tesniyesi; …diye gelir. “Asâ” lâfzının tesniyesinin; diye gelmesi gibi. Şair de söyle demiştir:
“Ben o iki (helâk) yerine atılacak bir kimse değilim çünkü,
Kavim arasında yeri doldurulma ihtimali en az kişi benim.”
Kuyunun kenarı ile kabre de bu isim verilir,
“O günde üstlerinde bulunan sekiz (melek) Rabbinin Arş’ını yüklenir” âyeti hakkında İbn Abbâs şöyle demiştir: Bunlar sayılarını Allah’tan başka, hiçbir kimsenin bilmediği sekiz saf melektir. İbn Zeyd dedi ki: bunlar sekiz melektirler. el-Hasen de: Onların kaç tane olduklarını en iyi bilen Allah’tır. Sekiz mi yoksa sekizbin mi?
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan şöyle buyurduğu nakledilmektedir: “Bugün Arş’ı taşıyanlar dörttür. Kıyâmet günü olacağında yüce Allah onları dört melekle daha destekleyecektir. Böylelikle sekiz melek olacaklardır.” Bunu es-Sa’lebî zikretmiştir. el-Maverdî de bunu Ebû Hüreyre’den rivâyet etmektedir. Ebû Hüreyre dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Bugün onu (Arşı) dört melek taşımaktadır. Kıyâmet gününde de bunlar sekiz olacaktır.” Mâverdi, Nüket, VI, H2, yayına hazırlayanın notuna göre hadis zayıftır.
el-Abbas b. Abdi’l-Melik dedi ki: Bunlar dağ keçisi suretinde sekiz melektirler. Bunu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan rivâyet etmektedir. Hadiste de şöyle denilmektedir: “Bu meleklerden herbirinin dört tane yüzü vardır. Biri adam yüzü, biri arslan yüzü, biri öküz yüzü, biri de kartal yüzüdür. Bu yüzlerin herbiri o tür için Allah’tan rızık diler. ”
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın huzurunda Umeyve b. Ebi’s-Salt’ın:
“Onun (Arşın) sağ ayağının altında adam ve öküz (suretinde melek) vardır,
Diğerinin altında ise kartal ve aslan bekletilmektedir.
Güneş her gecenin sonunda görünmektedir,
Kırmızı olarak; onun rengi gül rengini andırır.
Onlar için rahat bir şekilde (isteyerek) doğmuyor,
Ancak azâb edilerek ve celde vurularak,”
Beyitleri okununca Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem); “Doğru söyledi” demiş Müsned, I, 256; Dârimi, II, 385; Heysemî, Mecmâ’, VIII, 127 Râvilerinin, ItsdlLs yai İbn İshak dışında sika olduklarını belirterek Haberde zikredildiğine göre; “yedinci semanın üstünde sekiz tane dağ keçisi vardır. Bunların tırnakları ile diz kapakları arasındaki mesafe iki sema arasındaki mesafe gibidir. Onların sırtlan üzerinde de Arş vardır.” Bunu el-Kuşeyrî zikretmiş bulunmaktadır.
Tirmizî de bunu el-Abbas b. Abdu’l-Muttalib’in rivâyet ettiği bir hadis olarak zikretmiştir. Bu hadis tamamıyla daha önceden el-Bakara Sûresinde (2/29. âyet, 8. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır. es-Sa’lebî de mana ve lâfzı itibariyle buna yakın bir rivâyeti zikretmiştir. Merfu bir hadiste de şöyle denilmektedir: “Arş’ın taşıyıcı melekleri dağ keçisi surecinde sekiz melektir. Bunların tırnakları ile diz kapakları arasındaki mesafe hızlıca uçan bir kuşun katedeceği şekilde yetmiş yıllık bir mesafedir. ” Hâkim, Müstedrek, II, 410, 543 (-az farkla!; Deylemî, Firdevs, IV, 413 <:ı* Farkla) el-Kelbî'nin Tefsir'inde şöyle denilmektedir: Bundan maksat tamamı dokuz bölük olan meleklerden sekiz bölüktür. Yine ondan nakledildiğine göre tamamı on bölük olan meleklerden sekiz bölüktür. Sonra da nakledilmesi uzunca sürecek bir şekilde meleklerin sayılarını sözkonusu etmektedir. Birincisini ondan es-Sa'lebî, ikincisini de el-Kuşeyrî nakletmiştir. el-Maverdî de İbn Abbâs'tan şöyle dediğini zikretmektedir: (Bunlar) dokuz kısımdan sekiz kısımdır. el-Kerûbiyyûn diye bilinenler bunlardır. Âyet yüce Allah Arş ile iner, demektir. Arş'ın Allah'a izafe edilmesi ise Beytin ona izafe edilmesi gibidir. Nasıl ki Beyt (ev) orada bulunmak için değilse, Arş da böyledir. "Üstlerinde" âyetinin anlamı başlarının üstünde demektir. es-Süddî dedi ki: Arş'ı taşıyıcı melekler üstlerinde taşırlar. Arş'ı taşıyanları ise Allah'tan başkası taşımaz. "Üstlerinde" âyetinin şu anlamda olduğu da söylenmiştir: Arşı taşıyanlar semanın etrafında bulunan meleklerin üstünde olacaktır. "Üstlerinde" âyeti, kıyâmet ehlinin üstünde, diye de açıklanmıştır.