Allah, iman edenlere de Firavun’un karısını örnek verdi. Hani o şöyle demişti: ‘Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun amelinden kurtar. Beni zalimler topluluğundan da kurtar.’
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve darabe’llahu (Allah örnek verdi) lillezine amenu (iman edenlere) imraete Fir’avne (Firavun’un karısını). İz kalet (hani demişti): rabbi (Rabbim), ibni li (benim için yap) indeke (Senin katında) beytan (bir ev) fi’l-cenneti (cennette), ve neccini (ve beni kurtar) min Fir’avne (Firavun’dan) ve amelihi (ve onun işinden), ve neccini (ve beni kurtar) mine’l-kavmi’z-zalimin (zalim topluluktan).
Mukatil Tefsiri
“Allah, iman edenlere örnek verdi.” Yani kâfir bir erkekle evli olan Müslüman kadını örnek vermektedir. Kocası kâfir olsa da onun küfrü, kadına İslâmı sebebiyle bir zarar vermez.
Bu sözle Âişe ve Hafsa’ya şöyle denilmektedir: İsyanda Lût’un karısı gibi olmayın; itaatte Firavun’un karısı ve Meryem gibi olun.
“Firavun’un karısı.” Hani o şöyle demişti:
“Rabbim! Katında benim için cennette bir ev yap.”
“Beni Firavun’dan ve onun işinden kurtar.” Yani Firavun’un şirkinden kurtar.
“Ve beni zalimler topluluğundan kurtar.” (Tahrîm 11) Yani Mısır halkından olan müşriklerden kurtar.
Rivayete göre o, ölmeden önce cennetteki makamını ve evini görmüştür.
Taberi Tefsiri
Allah, kendisini tasdik eden ve birleyen kimselere Firavun’un karısını örnek vermiştir. O kadın Allah’a iman etmiş, O’nu birlemiş ve elçisi Musa’yı tasdik etmişti. Buna rağmen Allah’ın düşmanlarından biri olan kâfir bir adamın, yani Firavun’un nikâhı altındaydı. Fakat kocasının inkârı ona zarar vermedi; çünkü o Allah’a iman eden bir mümineydi. Allah’ın kulları hakkındaki hükmü şudur: Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez ve her nefis ancak kendi kazandığının karşılığını görür.
O şöyle demişti:
“Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap.”
Allah da onun duasını kabul etmiş ve ona cennette bir ev yapmıştır.
Bu hususta İsmail b. Hafs el-Übüllî, Muhammed b. Ca‘fer’den, o Süleyman et-Teymî’den, o Ebû Osman’dan, o da Selmân’dan şöyle rivayet etmiştir:
“Firavun’un karısı güneş altında işkence görürdü. İşkence edenler yanından ayrıldıklarında melekler kanatlarıyla ona gölge yaparlardı. O da cennetteki evini görürdü.”
Muhammed b. Ubeyd el-Muhâribî, Esbât b. Muhammed’den, o Süleyman et-Teymî’den, o Ebû Osman’dan rivayet ederek Süleyman’ın aynı şekilde anlattığını nakletmiştir.
Yakub b. İbrahim, İbn Uleyye’den, o Hişâm ed-Destuvâî’den, o Kâsım b. Ebî Bezzâ’dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:
“Firavun’un karısı, ‘Kim galip geldi?’ diye sorardı. Kendisine, ‘Musa ve Harun galip geldi’ denilirdi. Bunun üzerine, ‘Ben Musa ve Harun’un Rabbine iman ettim’ derdi. Bunun üzerine Firavun onun hakkında emir verdi ve şöyle dedi:
‘Bulabileceğiniz en büyük kayayı getirin. Eğer sözünden dönmezse onu bu kayanın altında ezin; eğer vazgeçerse yine benim karım olarak kalsın.’
Onun yanına geldiklerinde gözlerini göğe kaldırdı ve gökteki evini gördü. Böylece imanındaki sözünde sebat etti. Bunun üzerine Allah onun ruhunu aldı. Sonra kaya, içinde ruh bulunmayan bedeninin üzerine atıldı.”
Bişr, Yezîd’den, o Saîd’den, o da Katâde’den rivayet ettiğine göre Katâde, “Allah, iman edenlere Firavun’un karısını örnek verdi” ayeti hakkında şöyle demiştir:
“Firavun, yeryüzünde Allah’a karşı en azgın ve Allah’tan en uzak kimselerden biriydi. Allah’a yemin olsun ki, karısı Rabbine itaat ettiği zaman kocasının inkârı ona zarar vermedi. Böylece bilesiniz ki Allah adalet sahibidir; kulunu ancak kendi günahı sebebiyle sorguya çeker.”
“Beni Firavun’dan ve onun amelinden kurtar” sözü ise şu anlama gelir:
“Beni Firavun’un azabından kurtar ve onun işlediği işleri yapmaktan da koru.” Burada kastedilen, onun Allah’a karşı olan inkârıdır.
“Beni zalimler topluluğundan da kurtar” sözü ise şu anlama gelir:
“Beni sana karşı inkâr içinde bulunan bu topluluğun amellerinden kurtar ve onların azabından da selamete çıkar.”
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…