Şeytanın durumu gibidir. Hani insana: “İnkâr et.” demişti. O inkâr edince de: “Ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” demişti.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ke-meseli’ş-şeytani (şeytanın örneği gibi), iz kale (hani demişti) li’l-insani (insana): ukfur (inkâr et). Fe-lemma kefera (o inkâr edince), kale (dedi ki): inni (ben) beri’un (uzağım) minke (senden). İnni (şüphesiz ben) ehafu’llahe (Allah’tan korkarım) rabbe’l-alemin (âlemlerin Rabbi olan).
Mukatil Tefsiri
Yüce Allah buyuruyor ki: Benî Nadîr Yahudilerine, savaşılırsa yardım edeceklerini ve sürgün edilirlerse onlarla birlikte çıkacaklarını vaat eden bu münafıkların durumu ile Benî Nadîr’in onların vaatlerine aldanması; münafıkların sözlerini bozup onları yüzüstü bırakmaları ve yardımına en çok ihtiyaç duydukları sırada onları terk etmeleri bakımından, şeytanın bir insanı aldatmasına benzemektedir. Şeytan bir insanı kandırmış, ona Allah’ı inkâr etmesini söylemiş, kendisine uyup küfre düşerse ihtiyaç anında yardım edeceğini vaat etmiştir. O kişi Allah’ı inkâr etmiş, şeytana uymuş ve ona itaat etmiştir. Fakat şeytanın yardımına ihtiyaç duyduğu zaman şeytan onu terk etmiş, ondan uzak durmuş ve: “Ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” demiştir. Allah’ın “Şeytanın durumu gibidir. Hani insana: ‘İnkâr et.’ demişti…” sözündeki insanın belirli bir kişi mi yoksa şeytanın aldattığı insanlara dair bir temsil mi olduğu konusunda tevil ehli ihtilaf etmiştir.
Bazıları burada belirli bir insanın kastedildiğini söylemiştir. Ali’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: İsrailoğullarından bir rahip vardı. Altmış yıl boyunca ibadet etmişti. Şeytan onu saptırmak için uğraştı ve sonunda buna muvaffak oldu. Bir kadına cin musallat olmuştu. Kadının kardeşlerine: “Bu rahibe gidin, onu tedavi etsin.” dedi. Onlar da kadını ona getirdiler. Rahip kadını tedavi etmeye başladı ve kadın onun yanında kalıyordu. Bir gün kadın hoşuna gitti. Onunla birlikte oldu ve kadın hamile kaldı. Sonra onu öldürdü. Kadının kardeşleri gelince şeytan ona: “Ben senin dostunum. Seni bu işe ben düşürdüm. Bana itaat et, seni bu durumdan kurtarayım. Bana bir secde et.” dedi. Rahip ona secde etti. Secdeyi yapınca şeytan: “Ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” dedi. İşte Allah’ın: “Şeytanın durumu gibidir. Hani insana: ‘İnkâr et.’ demişti. O inkâr edince de: ‘Ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.’ demişti.” (Haşr 16) sözü bunun hakkındadır.
Abdullah b. Mesud da bu ayet hakkında şöyle demiştir: Koyun güden bir kadın vardı. Dört erkek kardeşi bulunuyordu. Geceleri bir rahibin manastırına sığınırdı. Rahip onunla zina etti ve kadın hamile kaldı. Bunun üzerine şeytan ona: “Onu öldür ve ortadan kaldır. Sen güvenilir bir adamsın, insanlar sözünü kabul eder.” dedi. Rahip onu öldürdü ve gömdü. Daha sonra şeytan kadının kardeşlerinin rüyasına girerek: “Manastırdaki rahip kız kardeşinizle zina etti. Kadın hamile kalınca onu öldürdü ve falan yere gömdü.” dedi. Sabah olunca kardeşlerden biri: “Vallahi dün gece bir rüya gördüm fakat size anlatıp anlatmamakta tereddüt ediyorum.” dedi. Diğerleri: “Hayır, anlat.” dediler. O da rüyasını anlattı. Bir başkası da: “Vallahi ben de aynı şeyi gördüm.” dedi. Bunun üzerine: “Bu mutlaka bir şey ifade ediyor.” dediler. Sonra hükümdarlarına giderek rahibi şikâyet ettiler. Rahibi getirip götürürlerken şeytan ona geldi ve: “Seni bu işe ben düşürdüm. Seni bundan ancak ben kurtarabilirim. Bana bir secde et, seni kurtarayım.” dedi. Rahip ona secde etti. Hükümdarın huzuruna çıkarıldığı zaman şeytan ondan uzaklaştı. Rahip yakalandı ve öldürüldü.
İbn Abbas ise Allah’ın “Şeytanın durumu gibidir. Hani insana: ‘İnkâr et.’ demişti…” (Haşr 16) ayetinden “İşte bu zalimlerin cezasıdır.” (Haşr 17) ayetine kadar olan bölüm hakkında şöyle demiştir: İsrailoğullarından bir rahip vardı. Allah’a güzelce ibadet ederdi. İnsanlar her taraftan gelir, ona dini meseleler sorarlardı. Bilgin bir kimseydi. Üç kardeşin çok güzel bir kız kardeşi vardı. Yolculuğa çıkmak istediler. Onu sahipsiz bırakmak kendilerine ağır geldi. Kendi aralarında ne yapacaklarını konuştular. İçlerinden biri: “Onu emanet edebileceğiniz birini göstereyim mi?” dedi. “Kimdir?” diye sordular. “İsrailoğullarının rahibi. Ölürse onun işlerini görür, yaşarsa siz dönünceye kadar onu korur.” dedi. Bunun üzerine rahibin yanına gelip: “Biz yolculuğa çıkıyoruz. Kız kardeşimizi sana emanet etmek istiyoruz. O hasta ve zayıftır. Ölürse onun işlerini gör, yaşarsa biz dönünceye kadar onunla ilgilen.” dediler. Rahip: “İnşallah sizin yerinize ben ilgilenirim.” dedi. Onlar gidince kadınla ilgilendi, onu tedavi etti ve kadın iyileşti. Güzelliği de geri geldi. Bir gün ona baktı ve süslenmiş hâlde gördü. Şeytan sürekli ona kadınla birlikte olmayı telkin etti. Sonunda onunla zina etti ve kadın hamile kaldı. Ardından şeytan ona pişmanlık verdi ve: “Onu öldürmezsen rezil olursun. Çocuğun sende olduğu anlaşılır ve hiçbir mazeretin kalmaz.” dedi. Şeytan onu sürekli teşvik etti ve sonunda kadını öldürdü. Kadının kardeşleri dönünce: “Kız kardeşimiz ne oldu?” diye sordular. Rahip: “Öldü ve onu defnettim.” dedi. Onlar da: “İyi yapmışsın.” dediler. Daha sonra rüyalarında rahibin onu öldürdüğünü ve falan ağacın altında gömülü olduğunu görmeye başladılar. Gidip baktıklarında onu gerçekten orada öldürülmüş olarak buldular. Bunun üzerine rahibi yakaladılar. Şeytan ona: “Zinayı da, ardından onu öldürmeyi de sana ben süsledim. Seni kurtarmamı ister misin?” dedi. Rahip: “Evet.” dedi. Şeytan: “Bana itaat eder misin?” dedi. Rahip: “Evet.” dedi. Bunun üzerine şeytan: “Bana bir secde et.” dedi. Rahip ona secde etti. Ardından öldürüldü. İşte Allah’ın: “Şeytanın durumu gibidir. Hani insana: ‘İnkâr et.’ demişti. O inkâr edince de: ‘Ben senden uzağım.’ dedi…” (Haşr 16) sözü bunun hakkındadır.
İbn Tâvus’un babası da şöyle demiştir: İsrailoğullarından ibadet eden bir adam vardı. Zaman zaman delileri tedavi ederdi. Çok güzel bir kadına cin musallat olmuştu. Kadın ona getirildi ve yanında bırakıldı. Kadın hoşuna gitti. Onunla birlikte oldu ve kadın hamile kaldı. Bunun üzerine şeytan ona: “Bu ortaya çıkarsa rezil olursun. Onu öldür ve evine göm.” dedi. Rahip onu öldürdü ve gömdü. Bir süre sonra ailesi gelip onu sordu. Rahip: “Öldü.” dedi. Onlar onun dürüstlüğüne güvendikleri için suçlamadılar. Daha sonra şeytan onlara gelerek: “O ölmedi. Rahip onunla zina etti, sonra öldürdü ve evinde falan yere gömdü.” dedi. Ailesi gelip: “Sana suç isnat etmiyoruz. Bize onu nereye gömdüğünü söyle.” dediler. Araştırdılar ve onu gerçekten orada buldular. Rahip yakalanıp hapsedildi. Şeytan ona: “Eğer seni bu sıkıntıdan kurtarmamı istiyorsan Allah’ı inkâr et.” dedi. Rahip şeytana uydu ve Allah’ı inkâr etti. Sonra yakalanıp öldürüldü. Tam o sırada şeytan ondan uzaklaştı. İbn Tâvus’un babası: “Bu ayetin onun hakkında nazil olduğunu düşünüyorum: ‘Şeytanın durumu gibidir. Hani insana: İnkâr et, demişti. O inkâr edince de: Ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.’” (Haşr 16) demiştir.
Başkaları ise burada belirli bir kişinin değil, bütün insanların kastedildiğini söylemişlerdir. Onlara göre bu örnek, münafıkların Benî Nadîr’i aldatmasını anlatmak için verilmiştir. Mücahid, “Şeytanın durumu gibidir. Hani insana: ‘İnkâr et.’ demişti.” (Haşr 16) ayeti hakkında: “Buradaki insan, genel olarak bütün insanlardır.” demiştir.
Taberi Tefsiri
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…