Böylece ikisinin de sonu, içinde ebedî kalacakları ateş oldu. İşte bu, zalimlerin cezasıdır.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe-kane (sonuçta oldu ki) akıbetehuma (ikisinin sonu) ennehuma (şu oldu:) fi’n-nari (ateşte) halideyni fiha (orada ebedî kalıcıdırlar). Ve zalike (işte bu) cezau’z-zalimin (zalimlerin cezasıdır).
Mukatil Tefsiri
“Sonunda ikisinin de akıbeti…” yani şeytan ile insanın,
“İçinde ebedî kalacakları ateş oldu.” Yani şeytan ve rahip.
“İşte zalimlerin cezası budur.”
Yani münafıkların ve Yahudilerin karşılığı da böyledir; onların cezası ateştir.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah buyuruyor ki: Şeytanın ve ona uyup Allah’ı inkâr eden insanın işlerinin sonu, ikisinin de ateşte ebedî olarak kalmalarıdır. “İşte bu, zalimlerin cezasıdır.” sözüyle Allah Teâlâ, Benî Nadîr Yahudilerinin, onlara yardım vaat eden münafıkların ve Allah’ı inkâr eden her kâfirin durumunu kastetmektedir. Çünkü Allah’ı inkâr eden herkes, küfrü sebebiyle kendi nefsine zulmetmiştir. Bunların cezası, ateşte ebedî olarak kalmalarıdır.
Arap dil âlimleri, “orada ebedî kalacaklar” ifadesindeki “ebedî kalacaklar” kelimesinin irabı hakkında ihtilaf etmişlerdir. Basra nahivcilerinden bazıları bunun hâl olarak mansup olduğunu söylemiştir. Onlara göre “ateştedirler” kısmı haberdir. Eğer kıyasla değerlendirilseydi “ebedî kalacaklar” kelimesinin merfu olması daha uygun olurdu. Onlar, bazı ifadelerde kullanılan tekrarların yeni bir anlam getirmediğini, sadece pekiştirme olduğunu söylemişler ve buna örnek olarak: “Şüphesiz Ehl-i Kitap’tan inkâr edenler ve müşrikler, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşindedirler.” (Beyyine 6) ayetini zikretmişlerdir.
Kûfe nahivcilerinden bazıları ise Abdullah b. Mesud’un kıraatinde: “Böylece ikisinin de sonu, ateşte olmaları ve ateşte ebedî kalmaları oldu.” şeklinde okunduğunu nakletmişlerdir. Onlara göre “ateşte ebedî kalmaları” ifadesi mansuptur. Her ne kadar merfu okunması da mümkün olsa da bunu tercih etmemişlerdir. Onlar, bir fiilin iki sıfat arasında bulunup bu sıfatlardan birinin diğerinin yerine döndüğü durumlarda nasbın tercih edildiğini söylemişlerdir. Buna Arap şiirinden ve günlük konuşmalardan örnekler vermişlerdir. Ayrıca mansup olan sıfatın önce getirilememesi, merfu olanın ise önce getirilebilmesiyle iki kullanımın birbirinden ayırt edilebileceğini ifade etmişlerdir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…