O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlarsınız?
Diyanet Vakfı
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Kurtubi Tefsiri
O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
“Ey cin ve insan toplulukları…” âyeti ile ilgili olarak İbnu’l-Mübarek şunu zikretmektedir: Bize Cuveybir’in, ed-Dahhâk’tan haber verdiğine göre o şöyle demiştir: Kıyâmet gününde yüce Allah dünya semasına emir verecek, o da İçindekilerle birlikte paramparça olacak. Melekler onun kıyılarında kalacak. Allah onlara emir verinceye kadar bu halde kalacaklar. Ondan emir alacakları vakitte yeryüzüne inecekler. Bütün yeri ve etrafındakileri kuşatacaklar. Sonra Allah onun bir üstündeki semaya aynı şekilde emir verecek, onlar da inecekler. Bir önceki saffın arkasında bir saf teşkil edecekler. Sonra üçüncü, sonra dördüncü, sonra beşinci, sonra altıncı, sonra da yedinci sema (aynı durumda olacak.) Nihayet en yüce melek, göz alıcılığı, mülkü içerisinde sol yanında da cehennem bulunduğu halde inecek. Cehennemin uğultusunu ve kaynayıp coşmasını işitecekler. (Yerde bulunanlar) yerin neresine giderlerse, mutlaka meleklerin safları ile karşılaşacaklar. İşte yüce Allah’ın:
“Ey cin ve İnsan toplulukları! Eğer göklerle yerin kenarlarından kaçmaya gücünüz yetiyorsa kaçın; ama buna dair güç ve imkânınız olmadıkça kaçamazsınız ki…” âyeti bunu anlatmaktadır. Buradaki “sultan; Güç ve imkân” özür ve mazeret anlamındadır.
Yine ed-Dahhâk şöyle demiştir: İnsanlar çarşı pazarlarında iken ansızın sema açılacak, melekler inecek. Cinler ve insanlar kaçacaklar. Melekler etraflarını kuşatacaktır. İşte yüce Allah’ın:
“Buna dair güç ve imkânınız olmadıkça kaçamazsınız” âyeti bunu anlatmaktadır. Bu rivâyeti de en-Nehhâs zikretmiştir.
Derim ki: Buna göre bu, dünyada olacak, İbnu’l-Mubarek’in zikrettiği rivâyete göre ise bu husus âhirette olacaktır.
Yine ed-Dabhâk’tan şöyle dediği zikredilmiştir: Eğer siz ölümden kaçabilecekseniz, haydi kaçınız. İbn Abbâs da şöyle açıklamıştır: Eğer siz göklerle yerde olanları bilmek gücüne sahib iseniz, haydi onu öğreniniz. Ancak bir sultan ile yani Allah’tan gelmiş bir delil ile olmadıkça, onu bilme imkânımız olmayacaktır. Yine ondan gelen rivâyete göre;
“Güç ve imkânınız olmadıkça kaçamazsınız” âyeti; sizler Benim sizin üzerinizdeki egemenlik ve kudretimin dışına çıkamazsınız, demektir. Katade de şöyle açıklamıştır: Sizler bir melek ile olmadıkça kaçamazsınız ve sizin meleğiniz de yoktur.
Âyet: “Sizler ancak bir sultana (güç ve imkâna) kaçabilirsiniz” demektir. Buna göre âyet-i kerimedeki “be” anlamındadır. Tıpkı yüce Allah’ın:
“Rabbim, bana iyilikte bulundu.” (Yusuf, 12/100) âyetinde olduğu gibi. Şair de şöyle demiştir:
“Bize ister kötülük yap, ister iyilik, bizim nezdimizde senden usanılmaz
Ve eğer sen terkedecek olsan dahî seni biz terketmeyiz.”
Yüce Allah’ın:
“Kaçın!” emri, ta’cîz (yani bu husustaki acizliklerini ortaya koymak) içindir.