O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlarsınız?
Diyanet Vakfı
Hal bu iken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Kurtubi Tefsiri
O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
“Ey ağır yükler altında bulunan iki fırka! Yakında sizin hesabınıza bakacağız” âyetinde geçen
“bakmak” tabiri; “İşim bitti, bitiyor, bitmek” diye kullanılır. Yine; Bu iş için vakit ayırdım” denildiği gibi; “Bu hususta bütün gayretimi harcadım” da denilir,
Yüce Allah ayrıca terketmesi gereken bir meşguliyeti yoktur. Anlam ancak şöyle olabilir: Amellerinizin karşılığını vermeye ya da sizi hesaba çekmeye pek yakında başlayacağız. Bu, bir kimsenin tehdit etmek istediği birisine: “O halde ben de senin İşine bakacağım, sana yöneleceğim” demesine benzer bir tehdittir. ” Kastetmek ve yönelmek” anlamındadır. Buna benzer bir anlamda olmak üzere İbnu’l-Enbârî, Cerîr’in şu beyitini zikretmektedir:
“Artık şimdi Numeyr’i kastettim,
Bu ise benim ona (Numeyrlilere) azâb olduğum zamandır.”
en-Nehhâs’ın naklettiğine göre yine Cerir şöyle demiştir:
“Ben zincire ayağı vurulmuş o köleye yöneldim.”
Hadiste de belirtildiğine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Akabe gecesinde ensar ile bey’atleştiğinde şeytan şöyle bağırmış: Ey Cubacibliler (Mina konaklarında bulunanlar)! İşte bir Müzemmem size karşı savaşmak üzere Kayleoğulları ile bey’atleşiyor! Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İşte bu Akabedeki şeytandır. Allah’a yemin ederim ey Allah’ın düşmanı Mutlaka sana da yöneleceğim.” Müsned, II, 461; Taberânî, Kebir, XIX, 90; Taberî, Tarih, 5, 563; İbn Hişâm, Slre, II, 296. diye buyurdu. Senin işini çürütüp ortadan kaldırmaya da yöneleceğim, demektir. el-Kıttebî, el-Kisâî ve diğerlerinin tercih ettikleri anlam budur.
Bir başka açıklamaya göre yüce Allah böylelikle takva dolayısıyla vaadde bulunmakta, günahkârlık dolayısıyla da tehditte bulunmaktadır. Daha sonra da:
“Yakında sizin hesabınıza bakacağız” diye buyurmuştur. Yani size verdiğimiz vaadleri ve tehditleri yerine getirecek ve herkese verdiğimiz sözün gereğini gerçekleştireceğiz. Ben bunu paylaştıracağım ve bu işi yapıp bitireceğim, demektir. Bu açıklamayı da el-Hasen, Mukâtil ve İbn Zeyd yapmıştır.
Abdullah ile Ubeyy
“Yakında sizin hesabınıza bakacağız” anlamındaki âyeti; diye okumuşlardır, el-A’meş ve İbrahim: ” Yakında sizin hesabınıza bakılacaktır” anlamında “ye” harfi ötreli, “re” harfi üstün olarak meçhul bir fiil şeklinde okumuşlardır. İbn Şihab ve el-A’rec de “mın” ile “re” harflerini üstün olarak:diye okumuşlardır. el-Kisâî dedi ki: Bu kullanım Temimlilerin şivesidir. Onlar; diye kullanırlar. Yine bu fiilin; şeklinde kullanıldığı da nakledilmiştir. Her ikisini de Hubeyre, Hafs’tan o Âsım’dan diye rivâyet etmiştir.
el-Cu’fi, Ebû Amr’dan “ye” ve “re” harfleri üstün olarak: ” Yakında… hesabınıza bakacaktır” diye okuduğunu rivâyet etmektedir. Bu kıraat İbn Hürmüz’den de rivâyet edilmiştir. Îsa es-Sakafî’den ise “nun” harfini kesreli, “ra” harfi üstün olarak: ” Yakında sizin hesabınıza bakacağız” diye okuduğu rivâyet edilmiştir. Hamza ve el-Kisâî ise “ye” harfi ile ” Yakında sizin hesabınıza bakacaktır” diye okumuştur. Diğerleri ise “nun” ile (bakacağız anlamında) okumuşlardır ki, bu (söyleyiş) de Tihâmelilerin söyleyişidir.
“İki fırka (es-sekalân)”; cinler ve İnsanlar demektir. Yeryüzünde onların dışında başka varlıklar da bulunmakla birlikte mükellef kılınmış olmaları sebebiyle konumlarının büyüklüğünden dolayı onlara bu isim verilmiştir.
Hem hayatta iken, hem öldükten sonra yeryüzünün üzerinde bir ağırlık teşkil ettiklerinden dolayı onlara bu ismin verildiği de söylenmiştir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Yer içindeki ağırlıklarım dışarıya çıkardığı zaman.” (ez-Zilzâl, 99/2) Arapların: “Ona ağırlığını ver!” şeklindeki tabirleri de bu anlamdadır.
Kimi meânî bilginleri de şöyle demiştir: Bu hususta kendisi ile yarışmanın sözkonusu olduğu miktarı ve ağırlığı bulunan herşeye “Ağır, ağırlık” denilir. Deve kuşu yumurtasına bu ismin veriliş sebebi de bundan dolayıdır. Çünkü bunu bulan ve bunu avlamak isteyen bir kimse, bu yumurtayı ele geçirdiği takdirde sevinir.
Cafer es-Sadık da şöyle demiştir: Bunlara “sekalân” denilmesi her iki kesimin de günahlarla ağırlaşmış olmalarından dolayıdır. Yüce Allah önce -çoğul kipi ile-:
“Sizin hesabınıza bakacağız” dedikten sonra:
“Ey ağır yükler altında bulunan iki fırka” diye tesniye kipi kullanmıştır. Çünkü bunlar iki ayrı fırkadır ve herbir fırka da çoğuldur. Yüce Allah’ın:
“Ey cin ve İnsan toplulukları, eğer… gücünüz yetiyorsa” âyetinde de böyledir. Burada da “siz iki topluluğun gücü yetiyorsa” anlamında tesniye kullanmamıştır. Çünkü iki ayrı kesim olup, çoğul konumundadırlar. Yüce Allah’ın:
“Bunlar iki fırka olup birbirleri ile çekişmeye başlayıverdiler.” (en-Neml, 27/45) âyeti ile:
“Bunlar Rabbleri hakkında davalaşan iki hasımdırlar.” (el-Hac, 22/19) buyruklarına da benzemektedir. Şayet -Kur’ân dışında-: “Yakında siz İki fırkanın hesabına bakacağız” denilmişi olsaydı, yahutta; “Eğer ikinizin gücü yetiyorsa” denilse câiz olur.
Şamlılar:
“Ey ağır yükler altında bulunan iki fırka!” anlamındaki âyeti “he” harfini ötreli olarak diye, diğerleri ise üstün olarak okumuşlardır. Daha önceden (ez-Zuhruf, 43/49) âyetine dair açıklamalar yapılırken buna dair bilgiler de geçmiş bulunmaktadır.
Cinler de İnsanlar Gibi Mükelleftir
Bu sûrede Ahkaf ve Cin Sûresinde cinlerin de ilâhî hitaba muhatap, mükellef; emir ve yasaklara muhatap, mükâfat ve ceza kazanmaları bakımından tıpkı insanlar gibi olduklarına delil vardır. Cinlerin mü’minleri de insanların mü’minleri gibi, onların kâfirleri de öbürlerinin kâfirleri gibidir. Bütün bu hususların hiçbirisinde bizimle onlar arasında hiçbir fark yoktur.