Çağıranın, yakından çağıracağı günü dinle!
Diyanet Vakfı
Seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.
Kurtubi Tefsiri
Nida edenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.
“Nida edenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver” âyetindeki “kulak verme’nin mef’ûlü (yani neye kulak verileceği) hazfedilmiştir. O nidayı yahutta o sesi işit ya da o sayhayı -ki bu da kıyâmet çığlığıdır- işit, demektir. Bundan kasıt ikinci defa Sur’a üfürülmesidir. Nida edecek olan da Cibril’dir, İsrafil olduğu da söylenmiştir.
ez-Zemahserî dedi ki: İsrafil’in Sur’a üfleyeceği, Cebrâîl’in de nida edeceği söylenmiştir. Cebrâîl mahşer için nida ederek şöyle diyecektir: Haydi hesaba geliniz. Bu açıklamaya göre nida mahşerde gerçekleşecektir.
Kâfirlerin yakın bir yerden: Vay halimize ve (yetiş ey) ölüm! diye seslenecekleri zaman seslerine kulak ver, diye de açıklanmıştır. Yani o gün herkes bu sözlerini işitecek ve kimse bu sözün erişemeyeceği kadar uzak bir yerde olmayacaktır.
İkrime dedi ki: Rahmânın münadisi âdeta onların kulaklarına seslenir gibi, seslenecektir,
“Yakın yer”in Beytu’l-Makdis’teki kaya olduğu söylenmiştir. Bu kayanın yeryüzünün ortas: olduğu ve yeryüzünde semaya (diğer yerlere göre) on iki mil daha yakın olduğu söylenmektedir. Kab ise onsekiz mil demiştir. Birincisini el-Kuşeyrî ve ez-Zemahşerî, ikincisini de el-Maverdî zikretmiştir.
Cebrâîl ya da İsrafil bu kaya üzerinde duracak ve mahşer için nida edecektir: Ey çürümüş kemikler, paramparça olmuş eklemler, un ufak olmuş kemikler, yok ölmüş kefenler, boş kalbler, çürümüş bedenler, akmış gözler! Âlemlerin Rabbinin huzuruna arzolunmak üzere kalkın!
Katade dedi ki: Bu münadi Sur’a üfürecek olan İsrafil’dir.