"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kaf 17

Sağdan ve soldan oturmuş iki alıcı melek alır.

Diyanet Vakfı
İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar.

Kurtubi Tefsiri
Unutma ki sağında ve solunda oturan, yaptıklarını tespit eden iki (melek) vardır.

“Unutma ki sağında ve solunda oturan, yaptıklarını tesbit eden İki (melek) vardır.” Yani Biz ona meleklerin yaptıklarını tesbit etmeleri halinde, şah damarından daha yakınız. Buradaki iki melek kişinin üzerinde görevli olan meleklerdir. Biz onun hallerini en iyi bileniz. O bakımdan Bize haber verecek bir meleğe ihtiyacımız yoktur. Meleklerin onun üzerine görevli tayin edilmeleri, bağlayıcı delilin ortaya konulması ve onun muhatab olduğu âyetlerin pekiştirilmesi içindir,

el-Hasen, Mücahîd ve Katade:

“Sağında ve solunda oturan”dan kasıt, kişinin amelini karşılayan (yazan) iki melektir. Bunlardan birisi kişinin iyiliklerini yazan sağdaki melek, diğeri ise kötülüklerini yazan soldaki melektir,

el-Hasen dedi ki: Nihayet senin amel defterin katlanıp da kıyâmet gününde sana

“Oku kitabını, bugün kendine karşı iyi hesablayıcı olarak kendin yetersin.”(el-İsra, 17/14) denileceğinde, Allah’a yemin olsun ki, Allah seni kendi kendisinin hesabını yapan birisi olarak tayin etmekle son derece adaletli bir iş yapmış olacaktır.

Mücahid dedi ki: Yüce Allah kullarının halini bilmekle birlikte insanın üzerinde gündüz iki, geceleyin de iki melek görevlendirmiştir. Bunlar o kimsenin amelini tesbit ederler ve onun ayak izlerini dahi yazarlar. Bu ise ona karşı getirilen delilin bağlayıcı olması içindir. Bu iki melekten birisi kişinin sağında bulunur ve iyiliklerim yazar, diğeri ise solunda bulunur ve kötülükleri yazar. İşte yüce Allah’ın:

“Sağında ve solunda oturan… iki (melek) vardır” âyeti bunu açıklamaktadır.

Süfyan dedi ki: Bana ulaştığına göre iyilikleri yazan melek, kötülükleri yazan meleğin üzerinde bir görevlidir. Kul günah işlediği takdirde: Olur ki Allah’tan mağfiret diler, o bakımdan acele etme, der.

Bu anlamdaki bir rivâyet Ebû Umame yoluyla gelen bir hadiste de zikredilmektedir. Ebû Umame dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki; “İyilikleri yazan (melek) kişinin sağı üzerinde, kötülüklerin yazıcısı ise solu üzerindedir. İyilikleri yazan melek, kötülükleri yazanın üzerindedir. Kişi bir iyilik işledi mi sağda bulunan melek on misliyle onu yazar, Bir kötülük işledi mi de sağda bulunan melek, solda bulunan meleğe: Belki teşbih eder ya da mağfiret diler ümidiyle sen ona yedi saat süreyle ilişme der.” Taberi, XXVI, 159; Muhammed b. Harun er-Rüyani, Müsnedu’r-Rayani, II, 286,

Ali (radıyallahü anh) yoluyla geldiği rivâyet edilen hadise göre de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Senin (üzerinde görevli) iki meleğinin oturduğu yer, dişlerinin üzeridir. Dilin onların kalemi, tükürüğün onların mürekkebidir. Sen ise seni ilgilendirmeyen İşlere dalıp gidiyorsun, ne Allah’tan, ne de onlardan utanıyorsun.” Bazı bölümleriyle yakın manada olmak üzere; Deylemi, Firdevs, I, 105; Abdullah b. hammed, Tabakatu’t-Muhaddisin bi Esbakan, II, 141, III, 253. ed-Dahhak da şöyle demiştir: İki meleğin oturduğu yer ağzın altında çenenin üzerindedir. Bunu Avf, el-Hasen’den rivâyet ederek, dedi ki: el-Hasen, (bu sebepten) alt dudağının altında çenesinin üzerindeki ince tüyleri dahi temizlemekten hoşlanırdı.

“Oturan” diye buyurup, İki melek oldukları halde -tesniye kipiyle diye buyurmayışı, maksadın sağda da oturan ve solda da oturan şeklinde oluşundandır, ikincisinin delaleti dolayısıyla birincisi hazfedilmiştir. Bu açıklamayı Sîbeveyh yapmıştır. Şairin şu beyiti de bu türdendir:

“Biz yanımızda bulunana, sen de yanında olana,

Razısın bununla birlikte görüşler farklıdır.”

el-Ferezdak da şöyle demiştir:

“Ben (zulmü sürdürmekten yana) yüz çevirerek yanıma gelene işlediği cinayeti

(cezalandırmamayı) taahhüd ediyorum. Ben de, o da verdiği sözü çiğneyen olmadık.”

Burada şair (birinci beyitte): “İkimiz de razıyız” demediği gibi, ikinci beyitte de “İkimiz de sözümüzde durmamazlık etmedik” dememiştir.

el-Müberred’in görüşüne göre ise; önce zikredilmesi gereken lâfız tilavette -lâfzın kullanımında bir genişlik yolu seçilerek- sonraya bırakılmış, birincisinin kendisine delaleti dolayısıyla ikincisi hazf edilmiştir.

el-Ahfeş ile el-Ferrâ’nın görüşüne göre ise tilavette bulunan lâfız, hem tesniye ve hem çoğulun yerini tutmaktadır. Dolayısıyla ifadede bir hazif sözkonusu değildir.

“oturan” âyeti:

“Oturan” anlamındadır. Tıpkı “semi’: duyan, alim: bilen, kadir: güç yetiren, şehid: herşeyi gören” isimleri gibidir.

Bu lâfzın: ” Birlikte oturan” anlamında olduğu da söylenmiştir. “Birlikte yemek yiyen” ve “Sohbet arkadaşlığı yapan” lâfızlarının ile anlamında olduğu gibi.

el-Cevherî dedi ki: “Fail ve feul” vezinlerindeki kelimeler tekili, tesniyesi ve çoğulu arasında fark bulunmayan lâfızlardandır.

Yüce Allah’ın:

“Gerçekten Biz âlemlerin Rabbinin rasûlleriyiz” (eş-Şuara, 26/İ6) âyeti ile:

“Bundan sonra melekler de yardımcıdır.” (et-Tahrim, 66/4) âyetinde olduğu gibi. es-Sa’lebi’nin naklettiği şu beyitte de, çoğul hakkında şairin şöyle dediğini görüyoruz:

“Beni ona elçi olarak gönder ki; en hayırlı elçi

Haberin inceliklerini en iyi bilenleridir.”

Beyitte kanıt bu kelimedir. “Elçilerin en hayırlıları” anlamında: “huymr-rıısli” demeyip, “haym’r-rasul: en hayırlı elçi” demiş olmasının ayetlerdeki kullanımlar ile birlikte tefsiri yapılan ayetteki kullanımın uygunluğuna delil olarak göstermektedir.

Burada

“oturan” ile kastedilen yanından ayrılmayan, yerinde sabit duran demektir. “Kaim: ayakta duran”ın zıddı demek değildir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kaf-16/,https://kutsalayet.de/kaf-18/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız