Ve onun: “Ey Rabbim! Şüphesiz bunlar iman etmeyen bir topluluktur” demesi.
Diyanet Vakfı
88, 89. (Resulallahın:) Ya Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir, demesine karşı Allah: Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakında bilecekler! buyurdu.
Kurtubi Tefsiri
Onun: “Ya Rabbi” demesine yemin olsun. Muhakkak ki onlar îman etmeyen bir topluluktur.
” Onun… demesine yemin olsun” âyeti nasb, cer ve ref ile üç türlü okunmuştur. Cer ile okuyuş Âsım ve Hamza’nın kıraatidir. Yedi kıraat İmâmının geri kalanları ise nasb ile okumuşlardır. Ref ile okuyuş ise el-Arec, Katade, İbn Hürmüz ve Müslim b. Cündeb’in kıraatidir.
Cer ile okuyanlar şu anlama göre okurlar: Saatin ilmi de, onun söylediği sözün ilmi de O’nun yanındadır.
Nasb ile okuyanların kıraatine göre anlam: Saatin ilmi O’nun yanında olduğu gibi, O’nun söylediğini de O bilir. ez-Zeccâc’ın tercih ettiği de budur.
el-Ferrâ” ve el-Ahfeş de şöyle demiştir: Yüce Allah’ın:
“Onun… demesi” âyetini daha önce geçen:
“Gizlediklerini ve fısıltılarını işitmez miyiz?…” (ez-Zuhruf, 43/80) âyetine atıf da olabilir.
İbnu’l-Enbarî dedi ki: Ebul-Abbas Muhammed b. Yezid el-Müberred’e ben buradaki: “Onun demesi” anlamındaki âyeti neden nasb ile okuyorsun diye sordum. O da bana şöyle dedi: Ben bunu yüce Allah’ın:
“Saatin ilmi de O’nun yanındadır” (85. âyet) ve
“O’nun dediğini bilir” âyetine atfederek nasb ile okuyorum. Bu bakımdan gerek (85. âyetin sonunda):
“…döndürüleceksiniz” üzerinde, gerekse de (86. âyetin sonunda yer alan:)
“bilerek” lâfzı üzerinde vakıf güzel olmaz. Bununla birlikte (80. âyetin sonundaki): “yazıp duruyorlar” âyeti üzerinde vakıf güzel olur.
el-Ferrâ” ve el-Ahfeş: “Deme”nin -onlardan daha önce naklettiğimiz üzere-: “Biz onların gizlediklerini, fısıltılarını ve onun demesini işitmiyoruz (mu sanıyorlar)?” şeklinde nasb ile okunmasını câiz kabul etmişlerdir. Bu açıdan da: “Yazıp duruyorlar” âyeti üzerinde vakıf güzel olmaz. Yine el-Ferrâ” ile el-Ahfeş mastar olarak nasb ile okunmasını câiz kabul etmişlerdir. Sanki: “Söylediğini söyledi ve yüce Allah’a şikayetini iletti” demiş gibi olur. Nitekim Ka’b b. Züheyr de şöyle demiştir:
“Laf taşıyıcılar iki yanında yürüyüp gidiyorlar ve diyorlar ki:
Ey Ebû Sülma’nın oğlu sen öldürüleceksin.”
O sözlerini söylüyorlardı, demek istemiştir. Ref ile okuyanların kıraatine göre de takdir: “Onun demesi de O’nun nezdindedir.” Yahut: “Onun dedikleri işitilir.” Yahut “Ve o bu sözü söyler” şeklindedir.
ez-Zemahşerî dedi ki: Onların yaptıkları bu açıklamalar mana itibariyle güçlü olmamakla birlikte, matuf ile matufu’n-aleyh’in arası itiraz (ara cümleciği) olması elverişli olmayan ifadelerle ayrılmasını, ve lâfız düzeninin de tutarsızlığını gerektirmektedir. Bundan daha güçlü ve daha uygunu ise, cer ve nasb halinin kasem harfinin takdiri ya da hazfedilmesine göre olmasıdır. Ref ile gelmesi de Arapların: “Allah’a yemin ederim, Allah’ın emaneti hakkı için, Allah’a yemin olsun, ömrüm hakkı için” şeklindeki sözlerine binaen olur. Bu durumda:
“Muhakkak ki onlar îman etmeyen bir topluluktur” âyeti da kasemin cevabı olur. Sanki onun; ya Rabbi, demesine yemin; ederim yahut onun ya Rabbi demesi hakkı için muhakkak bunlar îman etmeyen bir topluluktur, demiş gibidir.
İbnu’l-Enbarî de dedi ki: Arapçada:
“Onun… demesi” lâfzının;
“Muhakkak ki onlar îman etmeyen bir topluluktur” âyeti ile ref edilmesi suretiyle merfu’ gelmesi de mümkündür.
el-Mehdevî dedi ki: Ya da ifade: “Onun dediği ya Rabbi sözü…” şeklinde de olabilir. Bunların haber olan ikincisi hazfedilmiştir. “Ya Rabbi” lâfzında gizli haber ile nasb konumundadır. Bu ise, mevsulün sılasının bir bölümü hazfedilip diğer bölümü kaldığından dolayı olmayacak bir şey değildir. Çünkü sözün bir bölümü çokça hazfedildiğinden zikredilmiş konumuna gelir.
“Onun… demesi” lâfzındaki zamir Îsa’ya aittir. Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’a ait olduğu da söylenmiştir. Çünkü daha önceden kendisinden:
“De ki: Rahmân’ın bir evladı olsaydı…” (ez-Zuhruf, 43/81) âyetinde kendisinden sözedilmiş bulunmaktadır.
Ebû Kilabe:
” Ya Rabbi” âyetinde be harfini üstün okumuştur.
“Deme”; gibi mastardır. Hadiste geçen: “…denildi ve dediyi yasakladı” âyetinde de bu şekildedir.
Ayrıca: “Ben bir söz söyledim” diye de kullanılır. en-Nisa Sûresi’nde de:
“Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir?” (en-Nisa, 4/122) diye buyurulmuştur.