Şüphesiz o, saat için bir bilgidir. Sakın onda şüphe etmeyin. Bana uyun. Bu, dosdoğru bir yoldur.
Diyanet Vakfı
Şüphesiz ki o (İsa), kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir. Ondan hiç şüphe etmeyin ve bana uyun; çünkü bu, dosdoğru yoldur.
Kurtubi Tefsiri
Şüphesiz ki o, Saatin ilmidir. Onda hiç şüpheye düşmeyin, Bana uyun. Dosdoğru yol işte budur.
“Şüphesiz ki o, Saatin ilmidir. Onda hiç şüpheye düşmeyin” âyeti ile ilgili olarak el-Hasen, Katade ve Said b. Cübeyr: Kur’ân-ı Kerîm’i kastetmektedir, demişlerdir. Çünkü o kıyâmetin gelişinin yakınlığını göstermekte veya onun vasıtası ile kıyâmetin dehşetli durum ve halleri bilinebilmektedir.
İbn Abbâs, Mücahid, ed-Dahhak, es-Süddî ve yine Katade şöyle demektedirler: Bundan maksat, Îsa (aleyhisselâm)’ın çıkışıdır. İşte bu da kıyâmetin alametlerindendir. Çünkü Deccal’in çıkışı kıyâmetin alametlerinden olduğu gibi, kıyâmetin kopmasından az bir süre önce yüce Allah Îsa’yı semadan indirecektir.
İbn Abbâs, Ebû Hüreyre, Katade, Malik b. Dinar ve ed-Dahhak
“ilmidir” anlamındaki kelimeyi “ayn” ve “lam” harflerini üstün olarak, diye okumuşlardır ki, “emaresi (alameti)dir” anlamındadır.
İkrime’den ise iki “lam” ile: ” Bilinmesi içindir” diye okuduğu rivâyet edilmişse de bu mushaflara muhaliftir.
Abdullah b. Mesud’dan şöyle dediği nakledilmektedir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın İsra’ya götürüldüğü gece İbrahim, Mûsa ve Îsa (hepsine selam olsun) ile karşılaştı. Kıyâmetin kopuşunu sözkonusu ettiler. Önce İbrahim’den başlayarak ona kıyâmete dair soru sordular. Onda bu hususa dair bir bilgi yoktu. Sonra Mûsa’ya sordular, onda da buna dair bir bilgi yoktu. Nihayet söz sırası Meryem oğlu Îsa’ya gelince, dedi ki: Meydana gelmesinden önce bana bir ahit verilmiş bulunuyor. Ne zaman gerçekleşeceğine gelince, onu aziz ve celil olan Allah’tan başkası bilmez deyip Deccal’in çıkışını sözkonusu etti ve: İnip onu öldüreceğim dedi. Sonra da (İbn Mes’ûd) hadisin geri kalan bölümünü zikretti. Bu hadisi İbn Mace, Sünen’inde rivâyet etmiş bulunmaktadır. İbn Mace, II, 1365; Hakim, Müstedrek, II, 416, IV, 534; İbn Ebi Şeybe, Mûsannef, VII, 498.
Müslim’in, Sahih’inde de şöyle denilmektedir: “O -yani Mesih ed-Deccal-bu halde iken Allah Meryem oğlu Mesih’i gönderecek, o da Dımaşk’ın doğu taraflarında Beyaz minarenin yakınında, ellerini iki meleğin kanatlarını üzerine koymuş olduğu halde, iki elbiseye bürünmüş olarak inecek. Başını aşağı doğru eğdi mi damlayacak, yukarı doğru kaldırdı mı ondan inci tanelerini andıran inci suretinde yapılmış gümüş taneleri yuvarlanacak. (Yağmur yağmasından kinayedir.) Onun nefesinin kokusunu alan bir kâfir mutlaka ölecek. Nefesi de gözü ile gördüğü en ileri noktaya kadar ulaşacak. Nihayet (Îsa) onu (Deccal’i) takibe koyulacak ve ona Lud kapısında yetişip öldürecek…” Müslim, IV, 2253; Tirmizi, IV, 510; Ebû Davud, IV, 117; İbn Mace, II, 1367; Müsned, IV, 1813.
es-Sa’lebî, ez-Zemahşerî ve başkalarının Ebû Hüreyre yoluyla zikrettikleri rivâyetlere göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Meryem oğlu Îsa semadan Vefık diye adlandırılan Arz-ı mukaddesteki bir tepe üzerine sarımtrak iki elbiseye bürünmüş olarak inecek. Saçları yağlanmış olacak, elinde de kendisi ile Deccal’i öldüreceği bir harbe bulunacak. İnsanlar ikindi namazında İmâmla namaz kıldıkları bir sırada Beytu’l-Makdis’e gelecek, İmâm geri çekilmek isteyecek, fakat Îsa (aleyhisselâm) onu öne geçirecek ve Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın şeriati üzere arkasında namaz kılacak. Sonra da domuzları öldürecek, haçı kıracak, havra ve kiliseleri yıkacak, ona îman edenler müstesna, hristiyanları öldürecek.” Müsned, IV, 216; Hakim, Müstedrek, IV, 524; el-Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, VII, 340, 342.
Halid’in rivâyetine göre de el-Hasen şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Peygamberler baba bir kardeşler (gibi)dir. Onların anneleri ayrı olmakla birlikte, dinler birdir. İnsanlar arasında Meryem oğlu Îsa’ya en yakın benim. Çünkü benim ile onun arasında bir peygamber yoktur. O semadan ilk inecek kişi olup haçı kıracak, domuzu öldürecek ve İslama girmeleri için insanlarla savaşacaktır. ” İbn Hibban, Sahih, XV, 225; Müsned, II, 406, 437, 463 (nisbeten mustahsar olarak.) Merhum Kurtubi “el-Hasen’den” diyerek ravi sahabiyi zikretmeyerek hadisi mürsel olarak kaydetmekle birlikte; gösterdiğimiz yerlerde hadis senedi itibariyle muttasıldır. el-Maverdî dedi ki: İbn Îsa’nın bir topluluktan naklettiğine göre onlar şöyle demişler: Îsa indi mi Allah’tan aldığı emirlere göre insanlara emir verip, yasaklar koyan o dönemin bir rasûlü olmasın diye mükellefiyet kaldırılmış olacaktır.
Ancak bu, şu üç husus sebebiyle reddedilecek bir görüştür. Birincisi Hadîs-i şerîftir, çünkü dünyanın kalması dünyada mükellefiyetin kalmasını gerektirir. Diğer taraftan o marufu emreden, münkerden alıkoyan birisi olarak inecektir. Yüce Allah’ın ona vereceği emirlerin İslâmı desteklemek, İslâmın gereklerini emretmek ve insanları İslama davet etmek ile münhasır olacağı da reddolunacak bir şekil değildir.
Derim ki: Müslim’in, Sahih’inde ve İbn Mace’de sabit olduğuna göre Ebû Hüreyre şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Yemin olsun Meryem oğlu Îsa adaletli bir hakem olarak inecektir. Haçı kıracaktır, domuzu öldürecektir, cizyeyi kabul etmeyecektir. Yemin olsun genç develer başıboş bırakılacak, onlara çobanlık eden olmayacaktır. Düşmanlık, nefret ve kıskançlık yok olup, gidecektir. Malın alınması için çağrıda bulunacak, fakat kimse onu kabul etmeyecek. ” Müslim, I, 135, 136; Müsned, II, 493
Yine Ebû Hüreyre’den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “İmâmınız kendinizden iken -bir rivâyette: sizden olan ile size İmâm olmuşken- Meryem oğlu (Îsa) aranızda ineceği vakit haliniz ne olacak?” İbn Ebi Zi’b dedi ki: “İmâmınız sizden olan ile size İmâm olmuşken ne demek biliyor musun? (el-Velid b. Müslim): Bana haber verirsen öğrenirim, dedim. Dedi ki: Rabbinizin Kitabı ile peygamberiniz (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın sünneti ile size İmâmlık ederse” demektir. Müslim, I, 137; İbn Ebi Zi’b’in soru ve cevabı olmaksızın: Buhârî, III, 1272; Müsned, II, 336.
İlim adamlarımız -Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun- dediler ki: İşte bu Îsa (aleyhisselâm)’ın peygamberimiz Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın dininin unutulmuş olan birtakım hükümlerini uygulamaya koymak üzere bir yenileyici (müceddid) olarak ineceği hususunda açık bir nasstır. Yoksa yeni bir şeriat ile de inmeyecektir, mükellefiyet de -gerek burada, gerekse de “et-Tezkire” adlı eserimizde açıkladığımız üzere- olduğu gibi devam edecektir.
Bir açıklamaya göre
“şüphesiz ki o Saatin ilmidir.” Yani muhakkak ki Îsa’nın ölüleri diriltmesi kıyâmetin kopacağına ve ölülerin diriltileceğine delildir. Bu açıklamayı İbn İshak yapmıştır.
Derim ki:
“Şüphesiz ki o” âyetinin şüphesiz ki Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) saatin ilmidir anlamında olma ihtimali de vardır. Buna Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın: “Ben ve kıyâmet şu ikisi gibi gönderildik” deyip şehadet parmağı ile orta parmağını yanyana getirmesi delil teşkil etmektedir. Bunu Buhârî ve Müslim rivâyet etmiştir. Buhârî, IV, 1881, V, 2385; Müslim, II, 592, IV, 2268, 2269; Tirmizi, IV, 496; Nesâî, IV, 496; İbn Mace, I, 17, II, 1341; Müsned, III, 123, 130, 131, 237, 273, 274, 273, 283, 319, V, 103, 108.
el-Hasen dedi ki: Kıyâmet alametlerinin ilki Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’dır.
“Onda hiç şüpheye düşmeyin.” Yani kıyâmet hakkında hiç şüphe ve tereddütünüz olmasın. Bu açıklamayı Yahya b. Sellam yapmıştır.
es-Süddî de: Onu yalanlamayın, onun geleceği hususunda tartışmayın. Çünkü o(nun gelişi) kaçınılmaz olarak gerçekleşecektir, demiştir.
“Bana uyun.” Tevhidde ve Allah’tan size getirdiğim tebliğlerde.
“Dosdoğru yol işte budur.” Yani yüce Allah’a ya da cennete giden dosdoğru yol budur.
“Bana uyun” âyetinde Yakub her iki halde (vasıl ve vakf hallerinde) de “ye”yi sabit olarak okumuştur. Aynı şekilde: ” Ve bana itaat edin” (ez-Zuhruf, 43/63) âyetini da böyle okumuştur. Ebû Amr ve Nafî’den rivâyetle İsmail ise vasıl halinde “ye”yi isbat ederken, vakıf halinde isbat etmemişlerdir. Diğerleri ise her iki halde de “ye”yi hazfederler.