"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Şura 39

Ve kendilerine haksızlık yapıldığında, onlar intikam alırlar.

Diyanet Vakfı
Bir haksızlığa uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.

Kurtubi Tefsiri
Ve onlar ki, kendilerine zulüm isabet ettiğinde yardımlaşarak zulme karşılık verirler.

Bu âyetlere dair açıklamalarımızı onbir başlık halinde sunacağız:

1- Haksızlıklara Karşılık Vermek:

“Ve onlar ki kendilerine zulüm isabet ettiğinde” müşriklerin zulmü onları gelip bulduğunda… demektir.

İbn Abbâs dedi ki: Müşrikler Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a, onun ashabına zulmetmiş, onlara eziyet etmiş, onları Mekke’den çıkarmışlardı. Yüce Allah da Mekke’nin dışına çıkmalarına izin verdi, yeryüzünde onlara imkan ve iktidar verdi. Kendilerine haksızlık edenlere karşı onlara yardım etti. İşte bu el-Hac Sûresi’nde:

“Kendileri ile savaşılanlara zulme uğradıkları için (cihada) izin verildi. Allah onlara yardım etmeye elbette kadirdir. Onlar ki yurtlarından haksızyere… çıkarıldılar” (el-Hac, 22/39-40) buyrukları ile dile getirilmektedir.

Bunun, kâfir olsun olmasın haksızlık eden herkesin haksızlığı ile ilgili olarak umumi olduğu da söylenmiştir. Yani bir zalimin zulmü onlara isabet edecek olursa, onun zulmüne teslim olmazlar. İşte bu. iyiliği emredip kötülükten alıkoymaya ve hadleri uygulamaya bir işarettir.

İbnu’l-Arabî dedi ki: Yüce Allah yapılan haksızlıklara karşılık vermeyi övgü sadedinde sözkonusu etmiştir. Buna karşılık bir başka yerde yapılan kötülüğü affetmeyi yine övgü sadedinde sözkonusu etmiştir. Bundan dolayı birinin diğerinin hükmünü kaldırma ihtimali olduğu gibi, onun iki farklı durum hakkında olma ihtimali de vardır. Birincisine göre haksızlık yapan ve haddi aşan günahı açıktan açığa işleyen birisi olup ve herkes arasında yüzsüzce bunu işlerken küçüğe de, büyüğe de eziyet eden birisidir. Böyle birisinden intikam almak daha faziletlidir. İbrahim en-Nehaî böyle birisi hakkında şöyle demiştir: Onlar, kendilerini zelil kılarak fasıkların kendilerine karşı cesaret kazanmalarından hoşlanmazlardı. İkinci durum ise istemeyerek yahutta hata işlediğini kabul edip bağışlanmayı dileyen bir kimse hakkında söz konusu olabilir. İşte bu durumda af daha faziletlidir.

“Sizin bağışlamanız ise takvaya daha yakındır.” (el-Bakara, 2/237);

“Fakat kim onu sadaka olarak bağışlarsa, bu ona keffaret olur.” (el-Mâide, 5/45) ile;

“Affetsinler ve görmezlikten gelsinler. Allah’ın size mağfiret etmesini sevmez misiniz?” (en-Nûr, 24/22) buyrukları bu gibi haller hakkında inmiştir.

Derim ki: Bu güzel bir açıklamadır. el-Kiya et-Taberî de “Ahkam(u’l-Kur’ân)” adlı eserinde böylece açıklamıştır: Yüce Allah’ın:

“Ve onlar ki kendilerine zulüm isabet ettiğinde, yardımlaşarak zulme karşılık verirler” âyetinin zahiri böyle bir durumda intikam almanın daha faziletli olduğuna delil teşkil etmektedir. Nitekim yüce Allah bu âyeti Allah’ın çağrısını kabul etmek ve namazı dosdoğru kılmak birlikte zikretmiş bulunmaktadır. Bu da İbrahim en-Nehaî’nin sözünü ettiği şekilde onların (ashabın) mü’minlerin kendi nefislerini küçük düşürerek, fasıkların kendilerine karşı cesaret kazanacak duruma gelmelerinden hoşlanmadıkları ile açıklanır. Bu hüküm haksızlık yapıp bu durumda ısrarlı olan kimseler hakkındadır. Affetmenin emrolunduğu yer ise, haksızlık yapan ve cinayet işleyen kimsenin pişman olup yaptığından vazgeçen birisi olması halindedir. Yüce Allah bu âyet-i kerimenin sonunda da:

“Kim de zulme uğradıktan sonra intikamını alırsa, işte onların aleyhine yol yoktur” diye buyurmaktadır. Bu ise zulmün intikamını almanın mubah olmasını ve bunun emredilen bir iş olmamasını gerektirmektedir. Bundan sonra ise yüce Allah;

“Bununla beraber kim de sabreder ve bağışlarsa, muhakkak bu üzerinde kararlılıkla durmaya değer işlerdendir” diye buyurmuştur. Bu da ısrar etmeyen kimsenin bağışlanması hakkında yorumlanır. Haksızlık ve zulmünde ısrar eden kimseye gelince, daha faziletli olan bundan önceki âyet-i kerimenin delaleti ile ondan intikam almaktır.

Şöyle de denilmiştir: Yani onlara haksızlık isabet ettiği vakit, o haksızlığa karşı birbirleriyle onu üzerlerinden kaldırıp uzaklaştırıncaya kadar yardımlaşırlar. Bu açıklamayı İbn Bahr yapmıştır ki, bu açıklama da daha önce sözünü ettiğimiz genel açıklamanın kapsamı içerisindedir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/sura-38/,https://kutsalayet.de/sura-40/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız