Fakat azabımızı gördükleri zaman imanları onlara fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları arasında geçen kanunudur. Ve orada kâfirler zarara uğradılar.
Diyanet Vakfı
Fakat azabımızı gördükleri zaman imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allahın kulları hakkında süregelen adeti budur. İşte o zaman kafirler hüsrana uğrayacaklardır.
Kurtubi Tefsiri
Ama bizim azabımızı gördüklerinde îmanları onlara fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında geçerli olagelen sünnetidir ve kâfirler işte burada hüsrana uğradı…
“Ama bizim azabımızı gördüklerinde” azâbın geldiğini ve azâbın kendisini gözleriyle gördükleri vakit Allah’a
“îmanları onlara fayda vermedi.”
“Allah’ın sünneti” âyeti bir mastardır, çünkü Araplar: Sünnet kıldı, sünnet kılar, sünnet kılmak” derler. Yani yüce Allah kâfirler hakkında şu sünneti (kanunu) tesbit etmiştir: Azâbı gördükleri takdirde îman edecek olurlarsa, imanlarının kendilerine bir faydası olmaz. Bu hususa dair yeterli açıklamalar daha önceden en-Nisa Sûresi (4/17-18. âyetler, 2. başlık ve devamında) ile Yûnus Sûresi’nde (10/98. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. Yine yüce Allah’ın sünnetinin bir gereği olarak, azâbın görülmesinden ve geleceğinin kesin olarak anlaşılıp bilinmesinden sonra tevbe kabul edilmez.
Şöyle de açıklanmıştır: Ey Mekkeliler! Kâfirlerin helâk edilmesi hususunda Allah’ın sünnetinden sakınınız. Buna göre
“Allah’ın sünneti” anlamındaki âyet (sakındırmak) ve iğra (teşvik) olarak nasbedilmiştir.
“Ve kâfirler işte burada hüsrana uğradı” âyeti hakkında ez-Zeccâc şöyle demiştir: Onlar önceden de hüsran içinde idiler. Şu kadar var ki, onların azâbı görecekleri vakit hüsranda oldukları bizim için de açıklık kazanmış olur.
İfadede takdim ve tehir olduğu da söylenmiştir. Yani
“ama bizim azabımızı gördüklerinde îmanları onlara fayda vermedi” …
“ve kâfirler işte burada hüsrana uğradı” bütün kâfirler hakkındaki sünnetimiz böylece olduğu gibi.
Buna göre
“sünnet” lâfzının nasb ile gelmesi, başındaki harfi cerrin (gibi anlamını veren kef harfinin) kaldırılması dolayısıyladır. Allah’ın bütün ümmetler hakkındaki sünnetleri gibi demek olur. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.