"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Mümin 56

Allah’ın ayetleri hakkında, kendilerine bir delil gelmeden tartışanlar —onların göğüslerinde ulaşamayacakları bir kibirden başkası yoktur— Allah’a sığın; şüphesiz O, işitendir, görendir.

Diyanet Vakfı
Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allahın ayetleri hakkında münakaşa edenler var ya, hiç şüphe yok ki, onların kalplerinde, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen Allaha sığın. Kuşkusuz O, işiten ve görendir.

Kurtubi Tefsiri
Kendilerine kesin bir delil gelmemiş iken Allah’ın âyetleri hakkında tartışanlar var ya; Şüphesiz onların göğüslerinde asla kendisine ulaşamayacakları bir kibirden başka bir şey yoktur. Derhal Allah’a sığın, çünkü O, herşeyi işitendir, görendir.

“Kendilerine kesin bir delil” bir belge

“gelmemiş iken, Allah’ın âyetleri hakkında tartışanlar” çeşitli iddialarda bulunanlar

“var ya; şüphesiz onların göğüslerinde asla kendisine ulaşamayacakları bir kibirden başka bir şey yoktur” âyeti hakkında ez-Zeccâc şöyle demektedir: Yani onların göğüslerinde bulunan o hususta istediklerine asla ulaşamayacakları bir kibirden başkası değildir. Buna göre o, hazfedilmiş bir ifade takdir etmiş olmaktadır. Başkası ise şöyle demektedir: Onlar bu kibire asla ulaşamazlar demektir, bu durumda hazf sözkonusu değildir. Çünkü bunlar öyle bir topluluk idi ki, kendi görüşlerine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a uyacak olurlarsa, yüksek mertebeleri azalır, durumlarında bir eksilme olur. Ona tabi olmayacak olurlarsa, yükseleceklerini zannediyorlardı. Yüce Allah onların yalanlamak suretiyle ulaşacaklarını ümid ettikleri yüksek mertebeye ulaşamayacaklarını haber vermektedir. Burada kastedilenler müşriklerdir.

Yahudilerin kastedildiği de söylenmiştir. Bu açıklamaya göre -sûrenin baş tarafında geçtiği üzere- âyet-i kerîme Medine’de inmiş olur. Anlamı da şöyle olur: Eğer onlar (yahudiler) Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’a uymayı büyüklüklerine yedirmeyip: Deccal pek yakında çıkacak ve mülk bize geri verilecek, nehirler onunla birlikte akacak ve o Allah’ın âyetlerinden bir âyet olarak çıkacaktır, diyor iseler bu onların asla erişemeyecekleri bir büyüklenme olur. Buna göre âyet-i kerîme onlar hakkında inmiş olmaktadır. Bu açıklamayı Ebû’l-Aliye ve başkası yapmıştır. Al-i İmrân Sûresi’nde (3/45-46. âyetler ile 55. âyetlerin tefsirinde) Deccal’in çıkacağına, Mekke ile Medine dışında her tarafı çiğneyip geçeceğine dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. Ona dair haberleri yeteri kadarıyla “et-Tezkire” adlı eserimizde de zikretmiş bulunuyoruz. Deccal yahudidir, ismi ise Saf olup, künyesi Ebû Yusuf’tur. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı inkâr eden her kâfirin Deccal olduğu da söylenmiştir. Bu da güzel bir açıklamadır, çünkü geneldir.

Mücahid de şöyle demektedir: Âyetin anlamı şöyledir: Onların kalplerinde asla ulaşamayacakları bir büyüklük vardır. Anlam birdir.

Buradaki

“kibir”den kastın, büyük iş anlamında olduğu da söylenmiştir. Yani onlar peygamberliği yahut kendisi vasıtası ile seni öldürmek noktasına veya benzeri bir noktaya ulaşabilecekleri pek büyük bir iş peşindedirler, fakat buna ulaşamayacaklardır ya da onlar senin dinin tamamlanmadan önce ölmeni temenni ederler, fakat maksatlarına ulaşamayacaklardır.

“Derhal Allah’a sığın.” Ayet-i kerîme yahudiler hakkında inmiştir, diyenlerin görüşlerine göre Deccal’in fitnesinden Allah’a sığın, demek olur. Diğer açıklamaya göre ise kâfirlerin şerrinden Allah’a sığın, demek olur. Onların mübtela oldukları küfür ve kibir gibi hallerinden Allah’a sığın, anlamında olduğu da söylenmiştir.

“Çünkü O, herşeyi işitendir, görendir” âyetindeki: “(……..): O” fasl zamiri olur. Mübteda da olabilir. Bu durumda ondan sonrası haberi olur. Cümle de bütünüyle:

“Çünkü, muhakkak”ın -önceden de geçtiği üzere- haberi olur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/mumin-55/,https://kutsalayet.de/mumin-57/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız