Melekleri görürsün — arşın etrafını kuşatmış, Rablerini hamd ile tesbih ederler. Aralarında hak ile hükmolunur. Ve denir ki: “Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’adır.”
Diyanet Vakfı
Melekleri görürsün ki, Rablerine hamd ile tesbih ederek Arşın etrafını kuşatmışlardır. Artık aralarında adaletle hükmolunmuş ve «alemlerin Rabbi olan Allaha hamdolsun» denilmiştir.
Kurtubi Tefsiri
Melekleri de Arşın etrafını kuşatmış görürsün. Rabblerini hamd ile teşbih ederler. Aralarında hak ile hükmolunur ve: “Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun” denilir.
“Melekleri de” ey Muhammed
“Arşın etrafını” o günde
“kuşatmış” etrafında toplanmış
“görürsün.”
“Rabblerini hamd ile tesbih ederler.” Onlar bu hamd ve teşbihlerini ibadet olsun diye değil, bununla lezzet almak üzere yapacaklardır. Yani onlar Rabblerine şükretmek üzere Arşın etrafında dua eder, namaz kılarlar.
“Kuşatıcılar” lâfzı bir şeyin etrafı ve çevresi, kenarları anlamında olan ‘den alınmıştır.
el-Ahfeş bunların (Arşın etrafını kuşatanların) tekilinin;olduğunu söylerken, el-Ferrâ” bunun tekili yoktur, zira isimleri bunlar hakkında ancak toplu oldukları takdirde kullanılır demiştir.
“Etrafını” lâfzının başına: (……..)’in gelmesi zarf oluşundan dolayıdır. Fiil ise harfli ve harfsiz olarak zarfa teaddi (geçiş) eder. el-Ahfeş de buradaki bu edatın fazladan geldiğini yani: “Arşın etrafını kuşatmış” şeklinde olduğunu söylemiştir. Bu da “kimse bana gelmedi” derken; (……..)ı kullanmaya benzer ki, burada te’kid için kullanılmıştır.
es-Sa’lebî dedi ki: Araplar “tesbih” lâfzı ile birlikte “be” harfini kimi zaman kullanırlar, kimi zaman hazfederler ve şöyle derler: “Rabbini hamd ile tesbih et, Allah’a hamdederek tesbih et. Yüce Allah da şöyle buyurmuştur:
“En yüce Rabbinin ismini tesbih et.” (el-A’la, 87/1) Bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır:
“O halde Rabbini o büyük ismi ile tesbih et” (el-Vakıa, 56/74) diye buyurmaktadır.
“Aralarında” cennetlikler ile cehennemlikler arasında
“hak ile hükmolunur.” Bir başka açıklamaya göre şahidlerle (ya da şehidlerle) birlikte ge len peygamberler ile, onların ümmetleri arasında hak ve adalet ile hükmolunur, demektir.
“Ve âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun, denilir.” Yani mü’minler şöyle diyeceklerdir: Bize mükâfat olarak vermiş olduğu nimet ve ihsanları, bağışlan dolayısıyla, bize zulmedenlere karşı yardım edip muzaffer kıldığı için Allah’a hamdolsun.
Katade bu âyet-i kerîme hakkında şöyle demektedir: Allah yaratmanın başlangıcını “hamd, Allah’ındır” diye sözkonusu ederek şöyle buyurmuştur:
“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’ındır.” (el-En’am, 6/1)
Sonu da hamd ile bitirerek:
“Aralarında hak ile hükmolunur ve: Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun denilir” diye buyurmaktadır. O halde ona uymak ve yapılan herbir işin başına ona hamd ile başlayıp sonunu hamd ile bitirmek gerekir.
“Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun” sözünün meleklerin söyleyeceği sözlerden olduğu söylenmiştir. Buna göre onların yüce Allah’a hamdetmeleri adaleti ve hüküm vermesi dolayısıyla olacaktır.
İbn Ömer yoluyla rivâyet edilen hadise göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) minberin üzerinde ez-Zümer Sûresi’nin sonlarını okumuş ve minber iki defa hareket etmiştir Taberani, Evsat, VIII, 172; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, II, 190,