"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Sad 23

“Bu kardeşim; onun doksan dokuz dişisi var, benimse bir tek dişim var. Dedi ki: ‘Onu da bana ver.’ Ve sözde beni yendi.”

Diyanet Vakfı
(Onlardan biri şöyle dedi:) Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken «Onu da bana ver» dedi ve tartışmada beni yendi.

Kurtubi Tefsiri
(Birileri dedi ki): “Bu benim kardeşimdir. Onun doksandokuz koyunu vardır. Benim ise bir koyunum var. O koyunu da bana ver, dedi ve söz söylemede beni yendi.”

8- “Koyunlar”ın Mahiyeti ve Te’vili:

“Bu benim kardeşimdir. Onun doksandokuz koyunu vardır” âyeti şu demektir. Orya adına konuşan melek dedi ki: “Bu benim kardeşimdir.” Yani benim dinim üzeredir. Bu arada davalıya işaret etti. Buradaki “kardeşim”in arkadaşım anlamında olduğu da söylenmiştir.

“Onun doksandokuz koyunu vardır” anlamındaki âyetindeki

“doksandokuz” anlamındaki kelimelerin baştaki “te” harflerini el-Hasen üstün ile:şeklinde okumuştur. Bu şaz bir söyleyiştir. Ancak el-Hasen’in kıraati olarak sahih yolla gelmiştir. Bu açıklamayı en-Nehhâs yapmıştır.

Araplar sükuneti kalçalarının büyüklüğü ve nisbeten zaafı dolayısıyla kinaye yoluyla kadından, koyun diye sözederler. Kimi zaman inek, kısrak ve dişi deve tabirlerinin de kadından kinaye yoluyla kullanıldığı olur. Çünkü bunların hepsinin ortak vasfı sırtlarına biniliyor olmasıdır. İbn Avn şöyle demiştir:

“Babasıyım ben onların, üç tanedir onlar,

En küçükleri dördüncüleri ise evdedir.

Benim koyunum ile beşe tamamlanmaktadırlar,

Onları besleyecek cömert bir kişi yok mudur?

Acıktıklarında kum tepeciğinin üzerinde kıvrılır yatarlar.

Ellerine geçirdikleri ekmeğin vay haline, vay haline o ekmeğin.”

Antere de şöyle demiştir:

“Ey avlanılacak koyun, kimin eline düşersen,

Artık o bana yasak olur, keşke yasak olmasa,

Kızımı gönderdim, git dedim ona,

Benim için ona dair haberleri araştır ve öğreniver,

Dedi ki: Düşmanlar farkında olmadan gördüm,

O koyun ok atanın eline geçmişti.

Sanki alnında beyazlık bulunan bir ceylan yavrusu gibi,

Kısacık boynunu dönüp bana baktı.”

Bir başka şair de şöyle demektedir:

“Onun koyununu görmediği bir sırada okumu attım,

Ta kalbinin ortasından ve dalağından isabet ettirdim.”

Kadınlardan kinaye yoluyla koyun diye sözetmek, kullanılabilecek tariz (üstü kapalı) ifadelerin en güzellerindendir.

el-Huseyn b. el-Fadl dedi ki: Bu ifade meleklerin bir tarizi ve bir uyarışıdır. Arapların: Zeyd, Amr’ı dövdü, ifadelerine benzer, oysa ortada ne dövme vardır, ne de gerçek manada bir koyun. Sanki: Biz, durumu bu olan iki davacıyız, demiş gibidirler.

Ebû Cafer en-Nehhâs dedi ki: Bu hususta yapılmış en güzel açıklama anlamın şu olduğu şeklindeki açıklamadır: O soru sormak maksadıyla: (Biz) biri diğerine haksızlık etmiş iki davacıyız. Nitekim: Bir adam hanımına bunu söylerse, ona ne düşer? demeye benzer.

Derim ki: İmâm Şâfiî’nin arkadaşı el-Müzenî bu âyet-i kerîme ile Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın Muvatta’’da ve başkalarından rivâyet edilen İbn Şihab yoluyla gelen hadiste yer alan: “O senindir, ey Abd b. Zema” Muvatta’, II, 739; Buhârî, II, 724, 895, III, 1007; Müsned, VI, 129, 200 hadisini de buna yakın bir şekilde yorumlamıştır. el-Müzenî dedi ki: Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır ya, bu hadis bana göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın kendisine sorulan bir soruya verdiği bir cevab mahiyetindedir. Onlara hükmün şöyle olduğunu bildirmiştir: Böyle bir şey, hem döşek sahibi (evli bulunan koca)nin hem de zina etmiş kimse aynı anda iddiada bulunduğu takdirde sözkonusu olur. Yoksa aleyhine kardeşi Sa’d’ın sözünü Zem’anın aleyhine de oğlunun -zina mahsulü bir çocuk olduğuna dair- sözünü kabul etmiş değildir. Çünkü herbirisi başkası adına haber vermiştir. Müslümanlar ise bir kimsenin diğeri aleyhindeki ikrarının geçerli olmayacağını icma ile kabul etmişlerdir. Şanı yüce Allah da bunun bir benzerini Dâvûd ve melekler kıssasında zikretmiş bulunmaktadır. Melekler Davud’un yanına girdiklerinde onlardan korkuya kapılmış, onlar: Korkma, biz iki davacıyız, demişlerdi. Halbuki onlar davacı değillerdi. Onlardan herhangi birisinin doksandokuz koyunu yoktu. Fakat onlar onunla neyi anlatmak istediklerini bilmesini sağlamak maksadı ile meseleyi müşahhaslaştırarak konuştular. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın da bu olay hakkında sorulan soru üzerine hüküm vermiş olma ihtimali vardır. Bu hadise dair benim bu yorumumu destekleyecek herhangi bir kimse bulunmasa dahi, bana göre böyle bir yorum sahihtir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.

9- “Doksandokuz Koyun”:

en-Nehhâs dedi ki: İbn Mes’ûd’un

“Bu benim kardeşimdir, onun doksandokuz koyunu vardır. Benim ise bir koyunum var” anlamındaki âyeti: ” Bu benim kardeşimdir, onun doksandokuz koyunu vardı, benim ise dişi bir koyunum var.” diye okumuştur. Buradaki: “…dır.” Yüce Allah’ın:

“Allah gafurdur, rahimdir.” (en-Nisa, 4/96) âyetindekine göredir (nakıstır demek istemektedir). Kıraatinde yer alan “dişi” anlamındaki lâfız da te’kiddir. Nitekim: ” O erkek bir adamdır” denildiği gibi, burada da te’kiddir.

Şöyle de açıklanmıştır: Aralarında az miktarda erkek bulunmakla birlikte “bunlar yüz koyundur” denildiği gibi, burada ayrıca “dişi” tabirinin aralarında hiçbir erkek bulunmadığının anlaşılması için zikredilmesi uygun düşmüştür. Tefsirde bunun: Onun ise doksandokuz hanımı vardır, anlamına geldiği belirtilmiştir.

İbnu’l-Arabî dedi ki: Eğer bunların hepsi hür kadın iseler bu onun şeriatına uygun bir şeydi, demektir. Şayet aralarında cariyeler var ise bu da bizim şeriatimize uygun düşer. Ancak kuvvetli görülen görüşe göre bizden öncekilerin şeriatinde evlenilecek hanım sayısı belli bir sayı ile sınırlı değildi. Bu sınırlandırma Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın şeriatindedir. Buna sebep ise bedenlerin güçsüzlüğü, ömürlerin azlığıdır.

el-Kuşeyrî de şöyle demektedir: Muayyen onlara bu sayı sözkonusu değildi. Maksat bir örnek vermekti de denilebilir. Nitekim: Eğer bana yüz defa dahi gelecek olsan, senin ihtiyacını görmeyeceğim, demek de böyledir. Maksat defalarca gelirsen… demektir.

İbnu’l-Arabî de şöyle demektedir: Bazı müfessirlerin dediklerine göre Dâvûd’un yüz hanımı yoktu, doksandokuz örnek olsun diye zikredilmiştir. Bunun da maksadı şudur: Bunun başka bir hanıma ihtiyacı olmadığı halde, benim hanıma ihtiyacım vardır, demektir. Ancak böyle bir açıklama iki bakımdan yanlıştır.

1- Delilsiz bir şekilde lâfzın zahir manasından uzaklaşmanın anlamı yoktur. Bizden öncekilerin şeriatinde ise bizim şeriatimizde belirtildiği gibi evlenilecek hanım sayısı sınırlı değildi.

2- Buhârî ve başkalarının rivâyetine göre Süleyman (aleyhisselâm) şöyle demiştir: “Bu gece yüz hanımımı dolaşacağım. Bu hanımlardan herbirisi Allah yolunda savaşacak bir çocuk doğuracaktır. Ancak inşaallah demeyi unutmuştu. Buhârî, V, 2007; Müslim, III, 1275; Müsned, II, 229, 275. Bu ifade açık bir nasstır.

10- Tartışmada Galib Gelmek:

“Benim ise bir koyunum” tek bir hanımım

“var. O koyunu bana ver, dedi.” Yani o benim payım olsun diye, benim lehime ondan vazgeç demektir. İbn Abbâs: Onu bana ver, diye açıklamıştır. Yine ondan gelen bir rivâyete göre: Benim için sen onu bırak, diye açıklamıştır. İbn Mes’ûd da böyle açıklamıştır. Ebû’l-Aliye de şöyle demiştir: Ben onu payıma alayım diye onu bana kat. İbn Keysan da şöyle demiştir: Sen onun benim payım olmasını sağla, diye açıklamıştır.

“Ve söz söylemede de beni yendi.” Beni yenik düşürdü. ed-Dahhak dedi ki: Konuştuğu vakit o benden daha fasih konuşur. Savaşacak olursa, düşmana zararı benden daha fazla olur. (Âyet-i kerimedeki “yendi” ile aynı kökten olmak üzere): ” Onu yendi, yener” denilir. Darb-ı meselde de ” Galib gelen, talan vurur” denilmektedir. Bundan isim, “izzet” şeklinde gelir ki, bu da güç ve galebe demektir. Şair de şöyle demiştir:

“Bir ağın yenik düşürdüğü bir keklik ki geçirdi geceyi,

Ağdan kurtulmaya çalışarak, halbuki kanadı ağa takılmış.”

Abdullah b. Mesud ve Ubeyd b. Umeyr:

“Ve söz söylemede de beni yendi” anlamındaki âyeti: ” Ve söz söylemede benimle yenişmeye koyuldu” diye okumuştur. Benimle yarışa koyuldu demek olur ki, bu da karşılıklı yenişmek, yarışmak anlamında: O’den gelmektedir. ” Onunla yenişti, yarıştı” demektir.

İbnu’l-Arabî dedi ki: Bu yenmenin sebebi hususunda farklı görüşler vardır. Bir açıklamaya göre, bu yaptığı açıklamalarıyla beni yendi demektir. Bir başka açıklamaya göre, sahib olduğu güç ve otoritesiyle beni yendi, demektir. Çünkü ondan böyle bir şeyi isteyince, ona muhalefet edememişti. Bizim topraklarımızda Seyr b. Ebi Bekr diye bilinen bir emir vardı. Onunla bir adamdan bir ihtiyacımı görmesini istemesi için konuştum. Bana şöyle demişti: Bir yöneticinin bir ihtiyacı istemesinin onu gasbetmesi anlamına geldiğini bilmiyor musun? Bu sefer ben: Hayır, bu adaletin bir gereği olsa dahi istemiyorum, dedim. Eğitim görmemiş bir kişi olmakla birlikte söylediği bu söze ve zekasına hayret ettiğim gibi, o da benim kendisine verdiğim cevaba hayret etmiş, şaşırmıştı.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/sad-22/,https://kutsalayet.de/sad-24/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız