"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Saffat 180

Rabbin, onların nitelediklerinden uzak olan, azamet sahibi Rabbin ne yücedir!

Diyanet Vakfı
Senin izzet sahibi Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yücedir, münezzehtir.

Kurtubi Tefsiri
İzzet sahibi olan Rabbin onların niteleyegeldiklerinden münezzehtir.

Bu âyete dair açıklamalarımızı dört başlık halinde sunacağız:

1-Yüce Allah’ın Teşbih ve Tenzih Edilmesi:

“Rabbin… müzennehtir” âyeti ile yüce Allah, müşriklerin kendisine izafe ettikleri vasıflardan münezzeh olduğunu belirtmektedir.

“İzzet sahibi” de

“Rabbin” lâfzından bedeldir. Övgü olmak üzere “Rab” lâfzının nasb ile okunması da caizdir. Ref ile okunması ise: O izzetin Rabbidir” anlamında olur.

“Onların niteleyegeldiklerinden” âyetinde kastedilen O’na izafe ettikleri eş ve çocuktur. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a: “Subhanallah”ın ne anlama geldiği sorulmuş o da:

“O yüce Allah’ın hertürlü kötülükten tenzih edilmesidir” diye cevab vermiştir.

Bu hususa dair yeterli açıklamalar daha önceden Bakara Sûresi’nde (2/30. âyet, 17. başlıkta, 32. âyet, 1. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır.

2- “İzzet Sahibi” Olmanın Anlamı:

Muhammed b. Suhnun’a: “Rabbi’l-ızze: İzzet sahibi”nin anlamı ile ilgili soru sorularak: İzzet, zat sıfatlarından olmakla birlikte yüce Allah’ın zatının sıfatlarından olup mesela “Rabbu’l-kudre: kudretin Rabbi” ve benzeri terkibler kullanılamadığı halde “Rabbul-ızze”nin kullanımı nasıl câiz olur? denilince, Muhammed b. Suhnun şu cevabı vermiş: İzzet hem zat sıfatı, hem fiil sıfatı olur. Zat sıfatı yüce Allah’ın:

“İzzet bütünüyle Allah’ındır” (Fatır, 35/10) âyeti gibidir. Fiil sıfatı ise “izzetin Rabbi (izzet sahibi)” âyeti gibidir. Bunun anlamı ise, insanların kendi aralarında birbirlerine karşı güç ve kuvvet sahibi olduklarını ortaya koydukları izzet (gücün sahibi olmak) demektir. Bu da yüce Allah’ın yarattığı şeyler arasındadır. (Devamla Muhammed b. Suhnun) dedi ki: Tefsirde belirtildiğine göre, burada izzetten kasıt, meleklerdir. Bazı ilim adamlarımız da şöyle demiştir: Her kim “Allah’ın izzeti hakkı için” diye yemin edecek olursa, eğer bununla O’nun sıfatı olan izzetini kastetmiş olup yeminini bozarsa, keffarette bulunması gerekir. Şayet kulları arasında yaratmış olduğu izzetini kastederse, onun için keffaret sözkonusu değildir.

el-Maverdî dedi ki: “İzzet sahibi’nin iki anlama gelme ihtimali vardır. Birincisine göre izzetin mutlak maliki ve sahibi demek olur. İkincisine göre ise ister kral ve hükümdar, ister zorba olsun kendisini güçlü, kuvvetli kabul eden (müteazziz) olan herşeyin Rabbi anlamındadır.

Derim ki: Yemin eden kişi bu anlamlardan hangisini niyet ederse etsin (yeminini bozması halinde) ona keffaret düşmez.

3- Sûrenin Son Üç Âyetinin Okunacağı Yerler:

Ebû Said el-Hudrî (radıyallahü anh)’dan gelen rivâyete göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) (namazda) selam vermede izzet sahibi olan Rabbin…”

âyetini sûrenihtednuûâtkiadak1 okurdu” Bunu es-Sa’lebî zikretmiştir. Hakim, Müstedrek, I, 680.

Derim ki: Ben şeyh, İmâm, muhaddis, hafız Ebû Ali el-Hasen b. Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Amruk el-Bekrî’nin huzurunda, Mısır diyarında Mansura karşısında el-Cezire’de şunu okudum: Dedi ki: Bize hür kadın Um el-Mueyyed Zeyneb bint Abdurrahman b. el-Hasen eş-Şi’rî birinci seferinde Neysabur’da haber verdi ki: Bize Ebû Muhammed İsmail b. Ebi Bekr el-Karî haber verdi, dedi ki: Bize Ebû’l-Hasen Abdu’l-Kadir b. Muhammed el-Farisî anlattı, dedi ki: Bize Ebû Sehl b. Bişr b. Ahmed el-İsferayinî anlattı, dedi ki: Bize Ebû Süleyman Dâvûd b. el-Huseyn el-Beyhakî anlattı, dedi ki: Bize Ebû Zekeriya Yahya b. Yahya b. Abdurrahman et-Temimî en-Neysaburî anlattı, dedi ki: Bize Huşeym Ebû Harun el-Abdî’den anlattı, o Ebû Said el-Hudrî’den dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı bir değil, iki değil (defalarca) namazın sonunda yahut namazı bitirdikten sonra:

“İzzet sahibi olan Rabbin onların niteleyegeldiklerinden münezzehtir. Gönderilmiş peygamberlere selam olsun. Âlemlerin Rabbi Allah’a da hamd olsun” dediğini duymuşumdur Taberanî, Kebir, V, 211 el-Münzirî Tergib, II, 300 -Taberanî’den naklen-: Abdullah b. Erkam’ın babasından, onun Peygamber’den, namazdan sonra böyle demeye dair teşvik edici kavli bir sünnet olarak.

el-Maverdî dedi ki: en-Nehaî rivâyetle dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Her kim kıyâmet gününde kendisine en eksiksiz ölçekle ölçülüp mükâfat verilmesini arzu ediyor ve bundan memnun oluyorsa, meclisinden kalkmak istediği vakit meclisinin sonunda: “İzzet sahibi olan Rabbin, onların niteleyegeldiklerinden münezzehtir. Gönderilmiş peygamberlere selam olsun. Âlemlerin Rabbi Allah’a da hamd olsun.” desin.” İbn Kesîr, Tefsir, IV, 26; Namazın sonunda söylenmesine teşvik edici Ali (radıyallahü anh)’nin bir sözü olarak: Abdurrezzak, Mûsannaf, II, 236.

es-Sa’lebî bunu Ali (radıyallahü anh) yoluyla gelen (Peygamber Efendimiz’e atfedilen) merfû’ bir hadis olarak zikretmiştir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/saffat-179/,https://kutsalayet.de/saffat-181/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız