Allah, sizi bir zayıflıktan yarattı. Sonra zayıflıktan sonra kuvvet kıldı. Sonra kuvvetten sonra zayıflık ve yaşlılık kıldı. O, dilediğini yaratır. O, bilendir, güç yetirendir.
Diyanet Vakfı
Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından kuvvet veren ve sonra kuvvetin ardından güçsüzlük ve ihtiyarlık veren, Allahtır. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, üstün kudret sahibidir.
Kurtubi Tefsiri
Allah sizi (önce) bir zaaftan yaratan, sonra zayıflığın ardından kuvvet, sonra kuvvetin ardından zayıflık ve ihtiyarlık verendir. Dilediğini yaratır. O çok iyi bilendir, gücü yetendir.
“Allah sizi (önce) bir zaaftan yaratan…dır.” Yüce Allah, kudretine dair bizzat İnsanın kendi nefsinden bir başka istidlali sözkonusu etmektedir ki, İnsan İbret alsın.
“Bir zaaftan” âyeti, zayıf, güçsüz bir nutfeden demektir.
“Bir zaaftan” âyetinin zayıflık halinde, anlamında olduğu da söylenmiştir. Bu da insanların başta bebeklik ve küçük yaştaki hallerini ifade eder.
“Sonra zayıflığın ardından bir kuvvet” yani gençlik
“sonra kuvvetin ardından zayıflık” yani İhtiyarlık
“…verendir.” Âsım ve Hamza her İki “zaaf kelimesindeki “dat” harfini üstün ile, diğerleri ise ötre ile okumuşlardır ki; iki ayrı söyleyiştir. Ötreli okuyuş Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın şivesidir. el-Cahderî de; “bir zaaftan yaratan, sonra zayıflığın ardından…” de “dat” harflerini üstün ile okurken, sonraki “kuvvetin ardından zayıflık” âyetindeki; ise -sadece bunu- ötreli okumuştur. O böylelikle her iki şiveyi bir arada kullanmak istemiştir.
el-Ferrâ” dedi ki: Ötreli okuyuş Kureyş’in, üstün ile okuyuş Temim’in şivesidir. el-Cevherî der ki: (Hem ötreli, hem üstün olmak üzere) “Kuvvetin zıddı, aksi” demektir.)
Bir açıklamaya göre üstün ile okuyuş görüşteki zayıflık, ötreli okuyuş bedendeki zayıflık demektir. Alış-verişlerde aldanan kişi ile ilgili hadiste yer alan: o alış-veriş yapar, ancak değerlendirip ölçmesinde bir parça zayıflık vardır. İbn Hibbân, Sahih, XI, 430, 431; Hakim, el-Müstedrek, IV, 113; Tirmizî, III, 552; Ebû Dâvûd, III, 282; Nesâî, VII, 252; İbn Mâce, II, 788; Müsned, III, 217. ifadesi de bu kabildendir.
“Ve ihtiyarlık” âyeti da; gibi bir mastardır. Mastar da her türlü kip yerine kullanılmaya elverişlidir. “Zayıflık ve kuvvet” anlamındaki kelimeler hakkında da aynı şey söylenebilir.
“Dilediğini” ister kuvvet, ister zayıflığı
“yaratır. O” tedbir ve idaresini
“çok iyi bilendir.” İrade ettiği şeyi gerçekleştirmeye de
“gücü yetendir.”
Kûfeli nahivciler “zaaftan” anlamındaki kelimenin “ayn” harfinin; şeklinde üstün ile okunmasını uygun kabul ederler. Aynı şekilde ikinci ya da üçüncü harfi boğaz harflerinden olan bütün kelimeler de böyledir.