Kıyamet koptuğu gün, suçlular yemin ederler ki, sadece bir saat kaldılar. İşte onlar böyle saptırılırlar.
Diyanet Vakfı
Kıyamet koptuğu gün, günahkarlar, (dünyada) ancak pek kısa bir süre kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlardı.
Kurtubi Tefsiri
Kıyâmetin kopacağı gün günahkârlar bir saatten başka eğlenmediklerine yemin edeceklerdir. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı.
“Kıyâmetin kopacağı gün günahkârlar” müşrikler
“bir saatten başka eğlenmediklerine yemin edeceklerdir.” Bu ifadeler kabir azabını reddetmez. Zira Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan birçok yoldan gelen rivâyetlerle kabir azabından Allah’a sığındığı, ondan Allah’a sığınmayı emrettiği sahih olarak rivâyet edilmiştir. Bunlardan birisi Abdullah b. Mes’ûd’un yaptığı şu rivâyettir: O dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Um Habibe’nin dua ederken şöyle dediğini duydu: Allah’ım kocam Resûlüllah’ı, babam Ebû Sufyan’ı ve kardeşim Muaviye’yi hayatta bırakarak onlarla gözümü aydınlat. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ona şöyle demiş: “Sen yüce Allah’tan belirlenmiş eceller, paylaştırılmış rızıklara rağmen istekte bulundun. Ama bunun yerine sen ondan seni cehennem azabından ve kabir azabından korumasını dile.” Müslim, IV, 2051; İbn Hibbân, Sahth, VII, 235; Müsned, I, 390, 413, 433, 466… Bu hususta Müslim’in, Buhârî’nin ve başkalarının rivâyet ettiği meşhur daha pekçok Hadîs-i şerîf vardır. Bunların bir bölümünü “et-Tezkire” adlı eserimizde zikretmiş bulunuyoruz.
“Bir saatten başka eğlenmediklerine” âyetinin anlamı ile ilgili iki görüş vardır. Bunlardan birisine göre; kıyâmet gününden önce mutlaka bir durgunluk, bir dinlenme olacaktır. İşte buna binaen onlar:
“Bir saatten başka eğlenmedik” diyeceklerdir.
İkinci görüşe göre; onlar dünyada ancak bu kadar süre eğlendiklerini söyleyeceklerdir. Buna sebeb ise dünyanın zevali ve sonunun gelmesidir. Yüce Allah’ın şu âyetinde olduğu gibi:
“Onların onu görecekleri gün (günün) bir akşamından veya kuşluğundan başka durmamışlar gibi gelecek onlara. ” (en-Naziat, 79/46) Sanki günün ancak kısa bir anı kadar kalmış gibi gelecek onlara. Her ne kadar onlar kendileri için gaybî olan ve bilmedikleri bir hususa dair yemin etseler dahî.
Yüce Allah daha sonra şöyle buyurmaktadır:
“Onlar işte böyle döndürülüyorlardı.” Yani dünyada iken yalanlıyorlardı.
Adam doğruluktan ve hayırdan döndürüldü” denilir. ): Yağmurdan alıkonulmuş yer” demektir. Akılcılardan bir topluluğun iddiasına göre; kıyâmet gününde insanların içinde bulundukları hal dolayısıyla yalan söylemek düşünülemez. Oysa Kur’ân bunun aksine delâlet etmektedir. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:
“Onlar İşte böyle döndürülüyorlardı.” “Yani onlar bir andan başka eğlenmediklerine dair yemin ettiklerinde haktan döndürüldükleri gibi; dünyada iken de haktan böylece döndürülüyorlardı. Yine yüce Allah, başka yerlerde şöyle buyurmaktadır:
“Allah onların hepsini dirilteceği o günde size yemin ettikleri gibi, ona da yemin edecekler ve kendilerinin gerçekten bir şey üzere olduklarını sanacaklar. Haberiniz olsun, gerçekten onlar yalancıların ta kendileridir.” (el-Mücadele, 58/18);
“Bundan sonra: Rabbimiz olan Allah hakkı için biz müşriklerden olmadık, demelerinden başka bir mazeretleri olmayacak. Kendi aleyhlerine nasıl yalan söylediklerine… bir bak!” (el-En’âm, 6/23-24)