Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bu, Allah’ın rızasını isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Diyanet Vakfı
O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allahın rızasını isteyenler için bu, en iyisidir. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Kurtubi Tefsiri
Akrabaya, yoksula ve yolculara haklarını ver. Bu, Allah’ın rızasını isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar, umduklarına kavuşanların tâ kendileridir.
Yüce Allah’ın
“Akrabaya, yoksula haklarını ver” âyetine dair açıklamalarımızı üç başlık halinde sunacağız:
1- Âyetin Önceki Buyruklarla İlişkisi ve Sadakanın Faziletlisi:
Şanı yüce Allah, bundan önce dilediği kimselere rızkı genişletip yayacağını belirttikten sonra, rızkın kendisine genişletildiği kimseye de fakire yetecek kadarını ulaştırmasını emretmektedir ki, böylelikle zenginin şükür edip etmeyeceğini imtihan etsin. Hitab, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)e olmakla birlikte, maksat o ve onun ümmetidir. Çünkü daha sonra: “Bu, Allah’ın rızasını isteyenler İçin daha hayırlıdır” diye buyurmaktadır.
Yüce Allah, akrabalığı dolayısıyla akrabalara sadaka verilmesini emretmektedir. Çünkü en hayırlı sadaka yakına verilen sadakadır ve bu sadaka ile bir de akrabalık bağı (sıla-i rahim) gözetilmektedir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) akrabalara sadaka vermeyi, köle azad etmekten faziletli tutmuştur. Meymune’ye bir küçük cariyeyi azad etmiş iken şöyle demişti: “Eğer sen onu dayılarına vermiş olsaydın, bunun ecri senin için daha büyük olurdu. ” Buhârî, II, 916; Müslim, II, 694; Müsned, VI. 332; Ebû Ya’la, Müsned, XIII, 26
2- Âyet-i Kerîmenin Hükmü Nesh Edilmiş midir?:
Bu âyet-i kerîmenin hükmü hakkında ihtilâf edilmiştir. Bunun miras ile ilgili âyet ile nesholduğu söylendiği gibi; nesh olmadığı da söylenmiştir, Aksine yakın akrabanın, durum ne olursa olsun iyilik noktasında gözetilmesi gereken bir hakkı vardır. Doğru olan da budur.
Mücahid ve Katade dedi ki: Akrabalık bağını gözetmek yüce Allah’tan bir farizadır. Hatta Mücahid şöyle demiştir: Bir kimsenin akrabaları ihtiyaç halindeyken (başka yere) verdiği sadakası kabul edilmez.
Bir diğer görüşe göre akrabalardan kasıt, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın akrabalarıdır. Ancak birincisi daha doğrudur. Çünkü peygamberlerin akrabalarının hakkı yüce Allah’ın Kitabında yer alan:
“Ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah’a, Rasûlüne, yakın akrabalara… aittir.” (el-Enfal, 8/41) âyetinde açıklanmaktadır.
Bir diğer görüşe göre yakın akrabaya verme emri, mendubluk bildirmek içindir. el-Hasen dedi ki: “Hakkı” âyetinden kasıt, bolluk anında onu gözetmek, zorluk anında da güzel söz söylemektir.
“Yoksul (miskin)” hakkında da İbn Abbâs şöyle demektedir: Yani dolaşıp dilenen kimseye yemek yedir. Yolcu ise misafirdir. Buna göre o misafir ağırlamayı farz kılmaktadır. Bütün bunlara dair etraflı ve geniş açıklamalar ilgili yerlerde (mesela bk. el-Bakara, 2/83. âyet, 7. başlık, 177. âyet, 6. başlık, el-Enfal, 8/41, âyet, 11, başlık; Hûd, 11/69 71. âyetler, 2. başlık) geçmiş bulunmaktadır. Cenab-ı Allah’a hamdolsun.
3- Allah’ın Rızasını İsteyenler:
“Bu, Allah’ın rızasını isteyenler İçin daha hayırlıdır.” Yani hakk eğer yüce Allah’ın rızası istenerek, O’na yakınlaşmak arzusu ile verilecek olursa, elbetteki cimrilik etmekten daha hayırlıdır.’
“İşte onlar umduklarına kavuşanların tâ kendileridir. Âhirette istedikleri mükâfatı elde edenlerin tâ kendileridir.” Buna dair açıklamalar da daha önce el-Bakara Sûresi’nde (2/5. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.