"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Şuara 214

En yakın akrabanı uyar.

Diyanet Vakfı
(Önce) en yakın akrabanı uyar.

Kurtubi Tefsiri
Yakın akrabanı uyar.

Yüce Allah’ın:

“Yakın akrabanı uyar” âyeti ile ilgili açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:

1- Yakın Akrabayı Uyarmak:

“Yakın akrabanı uyar” âyetinde özellikle yakın akrabayı uyarmasını emretmesi, akrabası olmayan kimseler ile diğer yabancıların şirk hususunda kendilerinden ayrılıp uzaklaşması noktasında (kendilerine döner diye) ümitlerini tamamen kesmek içindir. Onun yakın akrabaları (aşireti) ise Kureyşlilerdir, Abdumenafoğulları olduğu da söylenmiştir. Müslim’in, Sahih’inde bu âyet: “Yakın akrabanı ve aralarından senin en yakın olan ihlâsa erdirilmiş olanlarım uyar” şeklinde vaki olmuştur. Müslim, I, 193; Buhârî, IV, 1902

Bu rivâyetin zahirine göre fazla bölüm okunan bir Kur’ân idi, sonradan nesh olundu. Zira bu bölümün mushafta nakli sabit değildir, mütevâtiren de gelmemiştir. Ancak bunun sabit olduğunu kabul edecek olursak, izah edilmesi gereken bazı hususlar ortaya çıkacaktır. Şöyle ki; bu durumda onun sadece aşiretinden îman eden kimseleri uyarması gerekir. Çünkü İslâm dininde ihlâsa ve Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı sevme niteliği sadece mü’minlere aittir, müşriklerin öyle bir vasfı yoktur. Zira onların bu kabilden hiçbir özellikleri bulunmamaktadır. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ise mü’minleriyle, kâfirleriyle aşiretinin tümünü davet etmiştir. Onların hepsini, onlarla birlikte olanları ve onlardan sonra gelecek olanları da uyarmıştır. O halde; böyle bir şey ne nakil itibariyle, ne de mana itibariyle sabit olamaz.

Müslim’in rivâyetine göre Ebû Hüreyre şöyle demiştir: “Yakın akrabanı uyar” âyeti nazil olunca, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kureyşlileri çağırdı, hepsi bir araya toplandılar. Genel ve özel olarak (davette bulundu) ve şöyle buyurdu: “Ey Ka’b b. Lüeyoğulları, kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Murre b. Ka’boğulları, kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Abduşşemsoğulları, kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Abdumenafoğulları, kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Haşimoğulları, kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Abdulmuttalib oğulları kendinizi ateşten kurtarınız. Ey Fatıma, kendini ateşten kurtar. Çünkü Allah’ın azâbı karşısında yarın benim size hiçbir faydam olmayacaktır. Şu kadar var ki benim sizinle bir akrabalığım vardır. O akrabalığın gereğini de yerine getireceğim. ” Müslim, 1, 192; Tirmizî, V, 338; Müsned, II, 333, 3rtO, 519.

2- Akrabalık Bağı İle İlgili Bazı Hükümler:

Bu hadis ile âyet-i kerimede eğer sebepler bakımından bir uzaklık var ise, neseb itibariyle yakınlığın faydasının olmayacağına delil vardır. Ayrıca mü’minin, kâfirin akrabalık bağını gözetmesinin, ona irşadda bulunup, öğüt vermesinin câiz olduğuna da delil vardır. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sizin benimle bir akrabalığınız vardır, o akrabalık bağının gereğini yerine geçireceğim” demiştir. Yüce Allah’ın

“Sizinle din hususunda Savaşmamış… olanlara iyilik yapmanızı… Allah size yasaklamaz.” (el-Mumtehine, 60/80) âyeti da -ileride yüce Allah’ın izniyle bu âyet açıklanırken geleceği üzere- bunu gerektirmektedir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/suara-213/,https://kutsalayet.de/suara-215/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız