Ve dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.
Diyanet Vakfı
(Böyle sanıp) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yapıyorsunuz).
Kurtubi Tefsiri
“Dağlardan azgınlığınızdan ve şımarıklık olsun diye evler yontuyorsunuz.
“Dağlardan, azgınlığınızdan ve şımarıklık olsun diye evler yontuyorsunuz” âyetinde geçen “yontuyorsun” fiilinin mastarı olan; “Yontmak, traşlamak” demektir. “Onu yonttu, traş etti” anlamındadır. “Yontma sonrası meydana gelen artıklar” demektir. “Yontma aleti” demektir. es-Saffat’ta da;
“Siz elinizle yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?” (es-Saffat, 37/95) diye buyurulmaktadır.
Ömürleri uzayıp da yaptıkları binaların yıkılması üzerine evlerini dağlarda yontmaya başladılar.
“Şımaraklık olsun diye…” âyetini İbn Kesii, Ebû Amr ve Nafi “elif’siz okumuşlardır. Diğerleri ise “elif’lî okumuşlardır. Ebû Ubeyde ve başkalarının görüşüne göre her ikisinin de anlamı birdir. Yüce Allah’ın:
“Çürümüş, dağılmış kemikler…” (en-Nâziât, 79/11) âyetindeki “çürümüş, dağılmış” anlamındaki lâfzın hem “elif”siz olarak, hem de; şeklinde “elif ile okunabileceği gibi. Bunu da Kutrub nakletmiştir.
“Gayretli, çalışkan oldu, olur” demektir. Bunun ism-i faili şeklinde gelir, şeklinin ism-i faili de şekillerinde gelir. (Anlam aynıdır.) Hal olarak mansub gelmiştir. Bazıları ise iki okuyuş arasında fark gözeterek ın “maharetle yontanlar” anlamında olduğunu söylemişlerdir. Bu açıklamayı Ebû Ubeyde yapmıştır. İbn Abbâs, Ebû Salih ve başkalarından da bu nakledilmiştir. Abdullah b. Şeddâd ise bunun “zorbalık edenler” olarak anlamına geldiğini söylemiştir. Yine İbn Abbâs’tan gelen rivâyete göre; “elif”siz şekli, azgın ve şımarıklar olarak anlamındadır. Mücahid de böyle demiştir. Yine ondan, bunun “açgözlülükle” anlamında olduğunu söylediği rivâyet edilmiştir. ed-Dahhâk ise: Akıllıca davrananlar olarak diye açıklamış, Katâde ise böbürlenenler olarak diye açıklamıştır. Bunu el-Kelbî nakletmiştir. Ondan nimet içerisinde nimetten istifade edenler olarak dediği de nakledilmiştir. Yine ondan; kendilerini emniyet içerisinde görenler olarak diye açıkladığı da rivâyet edilmiştir. el-Hasen’in görüşü de budur. Bunun seçenler ve tercih edenler olarak anlamına geldiği de söylenmiştir ki; bu açıklamayı da el-Kelbî ve es-Süddî yapmıştır. Şairin şu beyitinde de bu anlamdadır:
“Bir zorba ki herbir iş ile şeref yarışına girişir,
Tabiatları denemek için ben de ona gittim.”
Bunun, taaccübe kapılan kimseler anlamında olduğu da söylenmiştir. Bu açıklamayı Husayf yapmıştır. İbn Zeyd ise güçlü, kuvvetliler olarak diye açıklamıştır. Bunun şımarıkça sevinenler anlamında olduğu da söylenmiştir. Bu açıklamayı da el-Ahfeş yapmıştır. Bu anlamda gelmesi “he” harfinin, “ha” olarak kullanılmasından ibarettir. Araplar bu harfleri birbirlerinin yerine kullanırlar. Mesela; “Onu övdüm” derken “ha” yerine “he”yi de kullanırlar. O halde; “Sevinmesi azgınlık sınırına ulaşmış olan” demektir. Şımarmak anlamı ile sevinmek (ferah) ise yerilmiş bir şeydir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Yeryüzünde de kibir ve azametle yürüme” (el-İsra, 17/37);
“Şımarma! Çünkü Allah şımaranları sevmez.” (el-Kasas, 28/76)