Ve yakaladığınızda zorba olarak mı yakalıyorsunuz?
Diyanet Vakfı
Yakaladığınız zaman, zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?
Kurtubi Tefsiri
“Yakaladığınız zaman da zorbaca mı davranırsınız?
Bu âyetteki
“Yakalamak” satvet ve şiddetle almak demektir, “Onu şiddetle yakaladı, yakalar” denilir. “Onu yakalamaya çalıştı” demektir; mastarı da: şeklinde gelir.
İbn Abbâs ve Mücahid dedi ki: Batş (şiddede yakalamak) kılıçla öldürmek yahut kamçıyla dövmek suretiyle şiddet uygulamak demektir. Bu da, siz bu işi zulmen yapıyorsunuz demektir.
Yine Mücahid; Bu, kamçı ile dövmek demektir, demiştir. Bunu da İbnu’l-Arabî’nin naklettiğine göre Malik b. Enes, Nafi’den, o da İbn Ömer’den rivâyet etmiştir.
Haksızca kılıçla öldürmek demek olduğu da söylenmiştir. Bunu da Yahya b. Sellâm nakletmiştir.
el-Kelbî ile el-Hasen dedi ki; Bu, gerekli araştırmayı yapmaksızın kızgınlık ve öfke ile birisini öldürmek demektir. Bütün bu açıklamalar İbn Abbâs’ın açıklamasının kapsamındadır.
Bir diğer açıklamaya göre bu; affetmeksizin ve herhangi bir şekilde mühlet tanımaksızın gerek kasten, gerek hata yoluyla sorgulamak (ve öldürmek) demektir.
İbnu’l-Arabî dedi ki: Malik’in yaptığı açıklamayı yüce Allah’ın Mûsa (aleyhisselâm) hakkındaki şu âyetleri de desteklemektedir: “(Mûsa) ikisinin de düşmanı olanı yakalamak (açıklamakta olduğumuz kelime ile aynı kökten gelen “batş” fiili ile) isteyince dedi ki: Ey Mûsa! Dün bir kişiyi öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istersin,” (el-Kasas, 28/19) Çünkü Mûsa (aleyhisselâm) böyle birisine ne kılıç çekmiş, ne de mızrak saplamıştı, sadece ona bir yumruk indirmişti ve bu yumruğu sebebiyle adam ölmüştü. “Batş” el ile de olabilir. Bunun asgari miktarı ise yumruk vurmak ve itmektir. Bundan sonra da kamçı ve sopa ile vurmak, arkasından demir (silah) ile vurmak gelir. Hak ile olması dışında bunların hepsi yerilmiş şeylerdir.
Âyet-i kerîme daha önceden gelmiş ümmetler hakkında haber vermek üzere, yüce Allah tarafından bu fiilleri sebebiyle kendilerini yerdiği ve uygun görmediğini İfade ettiği gibi; bu fiilden uzak durmak noktasında da bize öğüt olmak üzere nazil olmuştur.
Derim ki: Yerilmiş olan bu nitelikler, bu ümmetin bir çoğunda kendisini göstermeye başlamıştır. Özellikle de Bahri (Memlûk)’lerin yönetim başına geldikleri zamandan itibaren Mısır diyarında bu böyledir. Bunlar haksız yere insanları kamçılarla, sopalarla dövüp yakalamaktadır. Zaten Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bunun olacağını da haber vermiştir. Nitekim Müslim’in Sahih’inde yer alan rivâyete göre Ebû Hüreyre şöyle demiştir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Cehennem ehli olan iki sınıf vardır ki henüz daha bunları görmüyorum. (Birisi) beraberlerinde inek kuyruklarını andıran kamçılar ile insanları vuran bir topluluk, diğeri ise giyinmiş fakat çıplak başkalarını kendilerine meylettiren, kendileri de başkalarına meyleden, başları yana yatmış deve hörgüçlerini andıran kadınlardır. Böylesi kadınlar ne cennete girerler, ne kokusunu alırlar ve hiç şüphesiz ki oranın kokusu şu kadar şu kadar mesafeden alınır.” Müslim, III, 1680, IV, 2192.
Ebû Dâvûd’un rivâyetine göre de İbn Ömer şöyle demiştir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı şöyle buyururken dinledim: “Sizler ‘îne ‘ine satışı: Bir kimseye belli bir malı belli bir fiata ve belli bir vade ile (veresiye) sattıktan sonra, aynı malı peşin fakat daha düşük bir bedelle tekrar satın almaktır. satışını yapıp, ineklerin kuyruklarını yakalayıp, ziraate razı olur ve cihadı terkedecek olursanız, Allah üzerinize -tekrar dininize geri dönünceye kadar- hiçbir şekilde kaldırmayacağı bir zilleti musallat kılar.” Ebû Dâvûd, III, 274.
“Zorbaca” öldürücüler olarak… demektir. Zorba (cebbar) haksız yere öldüren kişi demektir. Yüce Allah’ın:
“Sen ancak yeryüzünde bir zorba (cebbar) olmak istersin” (el-Kasas, 28/19) âyetinde de bu anlamdadır. Bu açıklamayı el-Herevî yapmıştır.
Zorba (cebbar)’ın azgın ve başkalarına tasallut eden kimse anlamında olduğu da söylenmiştir. Yüce Allah’ın:
“Sen üzerlerinde bir zorlayıcı (cebbar) değilsin.” (Kâf, 50/45) âyetinde de bu anlamdadır. Yani sen onlara musallat kılınmış bir kimse değilsin. Şair de şöyle demektedir:
“Biz o zorbadan hükümdarlığını kılıçla, zorla aldık
Akşam vakti idi ve meydandaydı mızraklarımızın uçları”