"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nur 50

Kalplerinde hastalık mı var? Şüphe mi duyuyorlar? Yoksa Allah’tan ve Rasûlü’nden ayrılıktan mı korkuyorlar? Hayır! İşte onlar zalimlerdir.

Diyanet Vakfı
Kalplerinde bir hastalık mı var; yoksa şüphe içinde midirler, yahut Allah ve Resulünün kendilerine zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır, asıl zalimler kendileridir!

Kurtubi Tefsiri
Acaba kalblerinde hastalık mı vardır bunların? Yoksa şüpheye mi düştüler? Yahut Allah ve Rasulü kendilerine haksızlık eder diye mi korkarlar? Hayır, onlar zulmedenlerin tâ kendileridir.

“Acaba kalblerinde hastalık” şüphe ve tereddüt

“mı vardır bunların? Yoksa şüpheye mi düştüler?” Yoksa Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)ın peygamberliği ve adaleti hususunda onlarda bir şüphe mi meydana geldi?

“Yahut Allah ve Rasûlü” vereceği hükümde haksızlık ederek, zulme saparak

“kendilerine haksızlık eder diye mi korkarlar?” Burada âyetin soru lâfzıyla gelmesi, azarlama üslûbunun daha ağır, yermenin daha ileri derecede oluşundan dolayıdır. Cerir’in överken kullandığı ifadeler de böyledir:

“Sizler bineklerin sırtına binenlerin en hayırlıları,

Ve bütün insanlar arasında el ayaları en ıslak en cömert ihsanlarda

bulunan) kimseler değil misiniz?”

“Hayır onlar zulmedenlerin” inatçı kâfirlerin

“tâ kendileridir.” Çünkü yüce Allah’ın hükmünden yüz çeviriyorlar.

3- Zımmîlerin, Müslümanlarla ve Kendi Aralarındaki Anlaşmazlıklarda Hüküm Vermek Yetkisi Kime Aittir?

Eğer verilecek hüküm antlaşmalı ile müslüman arasında ise yargı yetkisi müslümanlara aittir, zimmet ehlinin bu konuda herhangi bir hakları yoktur. Şayet anlaşmazlık konusu iki zımmî arasında ise bu hususta yetki onlarındır. Şayet taraflar İslâm’ın hakimine başvuracak olurlarsa, o dilediği takdirde hüküm verir, dilediği takdirde onlardan yüz çevirir. el-Mâide Sûresi’nde (5/42. âyet, 2. başlıkta) geçtiği gibi.

4- Allah ve Rasûlünün Hükmüne Daveti Kabulün Gereği:

Bu âyet-i kerîme Allah ve Rasûlünün hükmüne çağıranın, çağrısını kabul etmenin farz olduğuna delil teşkil etmektedir. Çünkü yüce Allah, kendisi ile hasmı arasında hüküm vermek üzere Allah Rasûlüne çağırılan (ve bunu kabul etmeyen) kimseyi en çirkin ifadelerle yermiş ve: “Acaba kalblerinde hastalık mı vardır bunların?” diye buyurmuştur,

İbn Huveyzîmendâd der ki: Hakimin meclisine çağırılan herkesin bu çağrıyı -hakimin fasık olduğunu bilmediği sürece, yahut ta davacı ile davalı arasında bir düşmanlık olduğunu bilmediği sürece- bu çağrıyı kabul etmesi farzdır.

ez-Zehrâvi senedini kaydederek el-Hasen b. Ebi’l-Hasen’in rivâyetine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kimin hasmı kendisini müslüman hakimlerden bir hakime çağırdığı halde bunu kabul etmeyecek olursa, o kimse zalimdir ve onun hiçbir hakkı yoktur.” Benzer rivâyetler ve değerlendirmeler için bk.- el-Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, IV, 198 Ayrıca bk. el-Mâverdi, en-Naket ve’l-Uyûn, IV, İlâda muhakkikin 2 no’lu notu. Bunu el-Maverdî de zikretmiş bulunmaktadır.

İbnu’l-Arabîdedi ki: Bu, bâtıl bir hadistir. “O zalim bir kimsedir” sözü ise doğru bir sözdür. “Onun hiçbir hakkı yoktur” ifadesi ise sahih olamaz. Bununla o kimse hak üzere olamaz, demek,istemiş olabilir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/nur-49/,https://kutsalayet.de/nur-51/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız