"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Hac 30

İşte böyle! Kim Allah’ın kutsal kıldığı şeylere saygı gösterirse, bu Rabbinin katında kendisi için hayırlıdır. Size hayvanlar helal kılındı; size okunanlar hariç. Öyleyse putlardan gelen pislikten kaçının ve yalan sözden uzak durun.

Diyanet Vakfı
Durum böyle. Her kim, Allahın emir ve yasaklarına saygı gösterirse, bu, Rabbinin katında kendisi için daha hayırlıdır. (Haram olduğu) size okunanların dışında kalan hayvanlar size helal kılındı. O halde, pislikten, putlardan sakının; yalan sözden sakının.

Kurtubi Tefsiri
Bu (böyledir). Kim Allah’ın saygı duyulmasını İstediği şeyleri ta’zim ederse, bu, Rabbi katında kendisi İçin daha hayırlıdır. Size davarlar helâl kılındı, ancak size okunanlar müstesna. Şu halde pisliğin tâ kendisi olan putlardan uzak durun ve yalan söylemekten de kaçının;

Bu âyete dair açıklamalarımızı sekiz başlık halinde sunacağız:

1- Allah’ın Saygı Duyulmasını İstediği Şeyleri Ta’zim:

Yüce Allah’ın

“bu” anlamındaki âyetinin: Üzerinizdeki farz yahut vacip budur, takdirinde ref mahallinde olması ihtimali olduğu gibi “bu emre uyunuz” anlamındaki bir takdir ile nasb mahallinde olma ihtimali de vardır, Züheyr’in şu beyiti de, buradaki bu beliğ işaretle benzerlik arzetmektedir:

“Bu (böyledir; işte) planı dolayısıyla yorulan bir kimse gibi değildir,

Meclisin ortasında söz söyleyen konuştuğu vakit.”

Burada sözü edilen “el-hummât: Allah’ın saygı duyulmasını istediği şeylerden kasıt, yüce Allah’ın:

“Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler” (Hacc-22/29) âyetinde kendilerine işaret edilen hac fiilleridir. Bunun kapsamına hac mahallerinin ta’zim edilmesi de girmektedir. Bu açıklamayı İbn Zeyd ve başkası yapmıştır. el-Hunımât (saygı duyulması İstenen şeyler) farz ve sünnetleriyle emirlere uymak demektir, şeklindeki bir açıklama bütün bunları kapsar.

“Bu, Rabbi katında kendisi için daha hayırlıdır” âyeti onun gerek li ta’zimde bulunması Rabbi katında bunların herhangi birisini önemsememekten, daha hayırlıdır.

Şöyle de açıklanmıştır: Böyle bir ta’zim kendisi vasıtası ile faydalanılan hayırlarından bir hayırdır. Buradaki “daha hayırlıdır” ifadesi bir tafdil (başkasına göre daha üstünlük) manasını ifade etmek için değil, hayır vaadetmek anlamındadır.

2- Davarlardan Helâl Kılınanlar:

“Size davarlar”ı yemeniz

“helâl kılındı.” Davarlar: “el-En’âm”dan kasıt ise deve, inek ve koyun türüdür.

“Ancak size okunanlar” Kitab-ı Kerîm’de haram oldukları belirtilenler

“müstesna.” Bunlar, meyte (leş), başına ağır bir darbe indirilmiş ve diğer benzerleridir.

Bunun hac ile yakın bir ilişkisi vardır. Çünkü hacda kurban kesmek söz konusudur. Böylelikle kesilmesi ve etinin yenilmesi helâl olanları da açıklamış olmaktadır. Bununla yüce Allah’ın:

“îhram’da iken avlanmayı helâl saymamak şartı ile ve size okunacak olanlar hariç olmak üzere…” (el-Mâide, 5/1) âyetine atıfta bulunulduğu da söylenmiştir.

3- Putlardan ve Pis Şeylerden Kaçınmak:

“Şu halde pisliğin tâ kendisi olan putlardan uzak durun” âyetinde geçen (ve pislik anlamına gelen): er-rics, pis olan şey demektir. (Put demek olan): el-vesen ise tahta, demir, altın, gümüş ve buna benzer şeylerden yapılan heykel demektir. Araplar bu heykelleri diker ve onlara ibadet ederlerdi. Hristiyanlar ise haçı diker, ona ibadet eder ve onu ta’zim ederler. Bu da aynı şekilde kendisine tapınılan heykel durumundadır.

Adiy b. Hatim dedi ki: Boynumda altından bir haç bulunduğu halde Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın huzuruna vardım. O; “Üzerindeki şu putu at” yani haçı at, dedi. Tirmizî, Tefsir 9. sûre 10.

Bu kelimenin aslı; “O şey yerinde kaldı” tabirinden alınmadır. Puta “vesen” denilmesinin sebebi dikilmesi ve belli bir yerde bırakılarak o putun da oradan ayrılmamasıdır.

Yüce Allah bununla putlara ibadet etmekten uzak durun, demektedir. İbn Abbâs ve İbn Cüreyc’den bu açıklama rivâyet edilmiştir. Putlara (pislik anlamına gelen:) “rics” demesi, onların azâbın kendisi olan ricz’e sebeb olmalarından ötürüdür.

Bir diğer açıklamaya göre putların “er-ricz” diye nitelendirilmesi, necaset anlamına gelmesi ve putların da hükmen necis olmalarından dolayıdır.

Necaset, bu putların bizatihi nitelikleri değildir. Bu nitelik imanın hükümlerinden olup, şer’î bir vasıftır. Nasıl ki taharet ancak su ile yapılabiliyor ise, bu vasıf da ancak Îman ile izale olunur.

4- Özel ve Geneliyle Pislikten Uzak Durmak:

Yüce Allah’ın: “Putlardan” âyetindeki” …dan” edatının cinsin beyanı için olduğu söylenmiştir. Buna göre yüce Allah sadece cins olarak putların pisliğinden yasaklamış olmaktadır. Diğer pisliklerden yasaklamak ise, bir başka âyette söz konusu edilmiştir. Buradaki bu edatın gayenin ihtidası (başlangıç noktası)nı ifade etmek için gelmiş olma ihtimali de vardır. Sanki önce onlara genel olarak pisliği yasakladıktan sonra, bu pisliğin kendilerine gelip bulaşacağı noktanın başlangıcını tayin etmiş gibi olmaktadır. Zira puta tapmak, her türlü fesad ve pisliği ihtiva eder. Buradaki bu edatın teb’îd (kismîlik bildirmek) için olduğunu söyleyenler, âyetin manasını altüst eder ve bozarlar.

5- Batıl Sözlerden Uzak Durmak:

“Ve yalan söylemekten de kaçının” âyetindeki (yalan anlamı verilen): “ez-zûr” batıl ve yalan demektir. Ona bu ismin veriliş sebebi, haktan uzaklaştırılmış olması dolayısıyladır. Yüce Allah’ın:

“Mağaralarından… meyledip, yöneldiğini”(el-Kehf, 18/17) âyetiyle: “Eğimli, meyilli bir şehir,” ifadeleri buradan gelmektedir.

Kısacası hakkın dışındaki herbir şey yalandır, batıldır ve zûr’dur. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın hutbe irad ederken de: “YalanşahidlikAllah’a şirk koşmayla birlikte zikredilmiştir” diye buyurmuş ve bunu iki ya da üç defa tekrarlamıştır. Ebû Dâvûd, Akcliye 15; Tirmizî, Şehâdât 3; İbn Mâce, Ahkâm 32; Müsned, IV, 178, 233, 321,322. Yani yalan şahidlik puta tapmanın yasaklanması ile birlikte yasaklanmıştır.

6- Yalan Şahitliğin Hükmü:

Bu âyet-i kerîme yalan şahidliğe tehdidi ihtiva etmektedir. Hakimlik yapan bir kimsenin yalan şahidlik yapan birisini tesbit ettiği takdirde onu ta’zir ile cezalandırması ve onun şahidliğine kimsenin kanmamasını sağlamak için ve bilinmesi maksadıyla onu teşhir etmesi gerekir. Tevbe etmesi halinde şahidlik ederse, durumuna göre hükümleri farklıdır. Eğer adalet vasfına sahip olmakla meşhur olmuş, bu hususta bariz bir halde görülüyor ise tevbesi kabul olunmaz. Çünkü tevbe ederken halini bilmeye imkân yoktur. Zira bu kimse hal-i hazırda yapmakta olduğu Allah’a yakınlaştırıcı amellerden fazlasını yapamaz.

Eğer bundan daha aşağı merhalede olup da daha sonra ciddi bir şekilde ibadete kendisini verir, takva hali daha ileri dereceye ulaşırsa, şahitliği kabul edilir.

Sahih’de, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın şöyle buyurduğu kaydedilmektedir; “Şüphesiz büyük günahların en büyüğü Allah’a ortak koşmaktır. Anne-baba haklarına riayet etmemek, yalan şahitlikte bulunmak ve yalan söz söylemektir.” Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) yaslanmış iken oturdu ve bizler: Keşke sussa diye temennide bulununcaya kadar, bu sözlerini tekrarlayıp durdu. Buhâri, Edeb 6; Müslim, Îman 143; Tirmizî, Şehâdât 3, Tefsir 4. sûre 5; Müsned, V, 36-37.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/hac-29/,https://kutsalayet.de/hac-31/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız