Gerçek vaat yaklaştığında, inkâr edenlerin gözleri donakalır: “Vay halimize! Biz bundan gaflet içindeydik. Hayır, biz zalim kimselermişiz!”
Diyanet Vakfı
Ve gerçek vaad (ölüm, kıyamet) yaklaşınca, birden, inkar edenlerin gözleri donakalır! «Yazıklar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalim kimselermişiz.»
Kurtubi Tefsiri
Ve gerçek vaad yaklaştığında, bakarsın ki kâfirlerin gözleri dehşetle yerinden fırlayarak: “Vay bize! Gerçekten biz bundan gafil idik. Hayır, biz zulmetmişiz meğer” (diyecekler).
“Ve gerçek vaad” yani kıyâmet
“yaklaştığında…” el-Ferrâ’, el-Kisaî ve başkaları buradaki “vav”ın fazladan olduğunu söylemişlerdir. Yani nihayet Ye’cûc ile Me’cûc açıldığında, artık hak olan vaad yaklaşmış olacaktır. Buna göre “yaklaştı” âyeti; “dip: …inde” edatının cevabıdır, el-Ferrâ’ şu mısraı nakletmektedir:
“Kabilenin sınırlarını aştığımızda …a doğru yol aldı.”
Burada da “vav” fazladan gelmiştir. Yüce Allah’ın:
“Onu alnı üzere yıkınca Biz ona… seslendik.” (es-Saffat, 37/103-104) Burada da “vav” fazladan gelmiştir.
el-Kisaî
“ki kâfirlerin gözleri dehşetle yerinden fırlayarak” âyetinin, “(……..): …inde” edatının cevabını “bakarsın” olmasını câiz kabul etmektedir. Buna göre; “ve gerçek vaad yaklaştığında” şart olan fiile atfedilmiş olmaktadır. Basralılar ise şöyle demektedirler: Cevap hazfedilmiştir, ifadenin takdiri de şöyledir: Onlar: Vay bize… diyecekler. Bu ez-Zeccâc’ın da görüşüdür ve güzel bir açıklamadır. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“O’ndan başka veliler edinenler: Biz bunlara ancak bizleri Allah’a yakmlaştırsınlar diye ibadet ediyoruz,” (ez-Zümer, 39/3) Biz, onlara… ibadet ediyoruz derler, demektir. “De” anlamı veren fiilin hazfi çokça görülen bir husustur.
“Bakarsın ki kâfirlerin gözleri dehşetle yerinden fırlayarak” âyetindeki;
“Onlar” zamiri gözlere aittir. Ondan sonra zikredilen “gözler” ise bu zamirin bir tefsiridir. Şöyle denilmiş gibidir; O vaadin gelişi esnasında, dehşetlerinden dolayı kâfirlerin gözlerinin fırlamış olduğunu göreceksin. Şair şöyle demektedir:
“Babasının ömrü hakkı için benim hanımım demez ki:
Malik b. Ebi Kab haberiniz olsun ki benden kaçıp gitti.”
Burada önce, “babasının” ifadesindeki zamir ile hanımından söz ettikten sonra açıkça onu zikretmektedir.
el-Ferrâ’ buradaki zamirin İmâd olduğunu söylemiştir. Yüce Allah’ın şu âyetinde olduğu gibi:
“Çünkü gerçek şu ki gözler kör olmaz…” (el-Hac, 22/46)
Burada sözün bu zamirle birlikte bittiği de söylenmiştir. İfadenin takdiri de; “Ansızın onunla karşılaşılmış olur.” Yani kıyâmet ortaya çıkmış ve gerçekleşmiş olur.
Bu da şu demektir: Kıyâmet yakınlığından dolayı âdeta gelmiş ve hazır olmuş gibidir. Sonra da yeni bir cümle olarak: “Kâfirlerin gözleri dehşetle yerinden fırlamış olacaktır” diye buyurulmaktadır.
Burada haberin mübtedâya takdimi söz konusudur. Yani o kâfirlerin gözleri bugünden dolayı dehşetle yerinden fırlayacaktır. Yani o günün dehşetinden dolayı gözler hemen hemen kırpılmayacaktır ve şöyle diyeceklerdir: Vay bizlere! Gerçekten bizler masiyetlerimiz ve ibadeti lâyıkı olmayan yere koymamız (uydurma ilâhlara tapınmamız) sebebiyle zâlimler idik.