"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Taha 133

Dediler ki: “Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!” Önceki sahifelerde olan apaçık delil onlara gelmedi mi?

Diyanet Vakfı
Onlar: (Muhammed) bize Rabbinden bir mucize getirmeli değil miydi? dediler. Önce gelen kitaplardakinin apaçık delili (Kuran) onlara gelmedi mi?

Kurtubi Tefsiri
“Rabbinden bize bir mucize getirmeli değil miydi?” dediler. Da ha önceki sahifelerde bulunan apaçık deliller onlara gelmedi mi ki?

“Rabbinden bize bir mucize getirmeli değil miydi? dediler.” Mekke kâ firlerini kastetmektedir. Yani Muhammed bize zorunlu ve kat’î bilgiyi gerektirecek bir belge getirmeli değil mi? Yahut dişi deve ve asâ gibi apaçık bir mucize ile gelmeli değil mi? Yahut bize kendisinden önceki peygamberlerin getirdiği gibi, bizim kendisine teklif edeceğimiz mucizeleri bize neden göstermiyor?

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Daha önceki sahifelerde bulunan apaçık deliller onlara gelmedi mi ki?” Bununla Tevrat, încil ve daha önce indirilmiş kitapları kastetmektedir. İşte bu, en büyük bir belgedir, zira o bu kitaplarda bulunanları haber vermiştir. “Sahifeler” anlamındaki “es-Suhuf’ kelimesi “ha” harfi sakin olarak “es-Suhf” şeklinde de okunmuştur.

Şöyle de açıklanmıştır: Bunlar peygamberliğine delil teşkil eden bir belge olmak üzere, önceki kitaplarda gördükleri geleceği müjdesini veren âyetler kendilerine ulaşmış bulunmuyor mu?

Bir diğer açıklama da şöyle yapılmıştır Bizim küfre sapan ve bir takım mucizeler gösterilmesini teklif eden ümmetleri helâk edişimize dair haberler onlara ulaşmadı mı? İstedikleri bu mucizeler kendilerine geldiği takdirde, bunların hallerinin de ötekilerinin hali gibi olmayacağına dair kendilerine emniyet ve güven veren nedir?

Ebû Ca’fer, Şeybe, Nâfi, Ebû Amr, Ya’kub, İbn Ebi İshak ve Hafs “beyyine: apaçık delil” kelimesinin müennes oluşu dolayısı ile “onlara gelmedi mi ki?” anlamındaki âyeti da; (……..) şeklinde te’nis “te”si ile okumuşlardır. Diğerleri ise fiilin önceden geçmiş olması dolayısıyla bunu “ya” ile oku muşlardır. Diğer taraftan “beyyine” beyan (açıklamak) ile, burhan (delil) aynı şeydir. O bakımdan onlar bu fiili manayı göz önünde bulundurarak böyle okumuşlardır. Ebû Ubeyd ve Ebû Hatim de bu okuyuşu tercih etmiştir.

el-Kisaî; “İlk sahifelerde bulunanlar o apaçık deliller onlara gelmedi mi!” şeklinde bir okuyuşu da nakletmektedir. Buna bağlı olarak da şunları söyler: Buna göre; şeklinde okunması da mümkündür.

en-Nehhâs dedi ki: “Beyyine” kelimesini tenvinli ve merfu olarak okuyacak olursak; ondan bedel olur. Mansub okunursa hâl olur. Önceki sahifelerde bulunanlar açıklanmış olarak onlara gelmedi mi?

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/taha-132/,https://kutsalayet.de/taha-134/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız