"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Meryem 59

Sonra onların ardından bir nesil geldi; namazı zayi ettiler ve şehvetlere uydular. Bunlar sapmayı göreceklerdir.

Diyanet Vakfı
Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.

Kurtubi Tefsiri
Bunlardan sonra ise namazı terkeden, arzularına uyan bir kavim geldi. İşte onlar ğayy ile karşılaşacaklar.

Bu âyete (59. âyet) dair açıklamalarımızı dört başlık Görüleceği gibi başlıklar üçtür. halinde sunacağız:

1- Kötü Halefler:

“Bunlardan sonra ise namazı terkeden.,. bir kavim geldi.” Kötü nesil ve evlâtlar geldi. Ebû Ubeyde dedi ki: Bize Haccac, İbn Cüreyc’ten anlattı. O Mücahid’den şöyle dediğini nakletti: Bu, kıyâmetin kopacağına yakın ve bu ümmetin yani Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)ın ümmetinin salih insanlarının katmayacağı bir zamanda olacaktır. Sokaklarda biribirSeriyle zina edeceklerdir.

el-A’raf Sûresi’nde (169. âyetin tefsirinde): “Sonra… bir kavim”e dair açıklamalar geçmiş olduğundan burada tekrarlamanın anlamı yoktur.

2- Namazı Yitirenler, Terkedenler:

Yüce Allah’ın:

“Namazı terkeden…ler” âyetini Abdullah ve el-Hasen; “Namazları terk eden… ler” şeklinde çoğul olarak okumuşlardır. Bu âyet bir yergidir. Namazı terketmenin kişiyi helâk eden büyük günahlardan olduğu hususunda da açık bir nasstır. Bu konuda da görüş ayrılığı yoktur. Ömer (radıyallahü anh) şöyle demiştir; “Namazı zayi eden (kaybeden, terkeden) onun dışındaki şeyleri daha bir zayi eder.” Muvattâ., Vııkûtus-Salâı 6; Hazret-i Ömer (radıyallahü anh)’in valilerine gönderdiği bir mektup (genelge)den.

Bu âyet-i kerîme ile kimlerin kastedildiği hususunda farklı görüşler vardır. Mücahid, bunlar yahudilerden sonra gelen hristiyanlardır, demiştir. Muhammed b. Ka’b el-Kurazî ve yine Mücahid ile Atâ şöyle demişlerdir: Bunlar Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ümmetinden âhir zamanda gelecek bir topluluktur. Yani bu ümmet arasında bu niteliklere sahip kimseler bulunacaktır. Ancak bu âyet-i kerîmede kastedilenler onlardır, (demek istemiş) değillerdir.

Yine namazı zayi etmenin (mealde; terketmenin) anlamı hususunda farklı görüşler vardır. el-Kurazî, bu onu inkâr etmek ve küfür demek olan kaybetmek demektir.

el-Kasım b. Muhaymire ile Abdullah b. Mes’ûd şöyle demişlerdir Bu, vakitlerini kaybetmek ve haklarını gereğince yerine getirmemek demektir. Sahih olan da budur. Kılınacak olsa dahi hakları ihlâl edilecek, sahih olmayacak ve yerini de bulmayacaktır (edâ edilmiş olmayacaktır). Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz kıldıktan sonra gelip kendisine selâm veren kimseye: “Geri dön namaz kıl, sen namaz kılmadın” sözünü üç defa söylemiştir. Bu hadisi Müslim rivâyet etmiştir, Buhârî, Ezan 122, İsti’zân 18, Ey mân 15; Müslim, Salât 45; Ebû Dâvûd, Salât 143; Tirmizî, Salât 110; Nesâî, İftitâh 7, Tatbik 15, Sehv 67; İbn Mâce, İkametus-Salât 72; Müsned, IV, 340.

Huzeyfe (radıyallahü anh) da doğru-dürüst namaz kılmayan bir kimseye şöyle demiş: Sen ne zamandan beri bu şekilde namaz kılıyorsun? O: Kırk yıldan beri, demiş. Ona: Sen namaz kılmış değilsin, eğer sen bu şekilde namaz kıldığın halde ölmüş olsaydın Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)ın fıtratı dışında bir şey üzere ölmüş olacaktın. Sonra şöyle dedi: Kişi çabuk namaz kılmakla birlikte namazını eksiksiz ve güzel kılabilir. Hadisi Buhârî rivâyet etmiştir, lâfız da Nesâî’ye aittir. Nesâi, Sehv 66; Buhârî, Ezan 119; Müsned, V, 3«4, 396

Tirmizî’de de Ebû Mes’ûd el-Ensarî’den şöyle dediği kaydedilmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Kişinin kendisinde gereği gibi doğrulmadığı bir namaz yeterli olmaz.” Yani rükû ve sücudu doğru-dürüst yapmayan kimseyi kastetmektedir. (Tirmizî) Dedi ki: Bu hasen, sahih bir hadistir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın ashabından ve onlardan sonra gelenlerden olan ilim ehline göre amel de buna göredir. Onların görüşlerine göre kişi rükû ve sücudu eksiksiz yerine getirmelidir. Şâfiî, Ahmed ve İshak şöyle demişlerdir: Rükû’ ve sücudda vücudunu doğrultmayan kimsenin namazı fâsidtir. Tirmizî, Salât al

Yine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İşte o namaz münafıkın namazıdır. Oturur ta güneş şeytanın iki boynuzu arasına geleceği vakti gözetler. O zaman kalkar, yüce Allah’ı ancak pek az zikrettiği dört rek’at gagalar. ” Müslim, Mesâcid 195; Eftü Dâvûd, Salât 5; Tirmizî, Salât 6; Nesâî, Mevâkit 9; Müsned, III, 149

İşte bu, bu şekilde davrananlara bir yergidir.

Ferve b. Halid b. Sinan dedi ki: Dahhak’ın arkadaşları bir seferinde kendilerine ikindi namazını kıldıracak emirin geciktiğini gördüler. Nerdeyse güneş batacaktı. Bunun üzerine Dahhak bu âyet-i kerimeyi okudu, sonra şöyle dedi: Allah’a yemin olsun, onu zayi etmektense onu bırakmak benim için daha iyidir.

-Bu hususta söylenecek sözlerin özeti şudur: Abdestini, rükûunu, sücudunu mükemmel bir şekilde yapmaya çalışmayan bir kimse namazı gereği gibi korumuş olmaz. Namazı gereği gibi korumayan da onu kaybetmiş olur. Onu kaybedenin başkalarını kaybetmesi ise daha da beklenir. Nitekim namazı gereği gibi koruyan bir kimsenin de Allah dinini korur. Namazı olmayanın dini de olmaz.

el-Hasen dedi ki: Bunlar mescidleri işlemez hale getirdiler, çeşitli sanatlarla ve sebeblerle meşgul oldular.

“Arzularına uyan” ifadesinden kasıt ise, lezzet veren şeylerin ve masiyetlerin arkasından gidenlerdir.

3- Namazdan Hesaba Çekilmek ve Ta’dil-i Erkân:

Tirmizî ve Ebû Dâvûd’un, Enes b. Hakim ed-Dabbi’den rivâyetlerine göre o Medine’ye gelmiş ve Ebû Hüreyre ile karşılaşmış, Ebû Hüreyre ona şöyle demiş: Ey delikanlı! Sana bir hadis nakledeyim mi? Umulur ki yüce Allah onunla seni faydalandırır. (Enes b. Hakim); Ben de, naklet, dedim. Dedi ki; “Kıyâmet gününde insanların hesaba çekilecekleri ilk amelleri namaz olacaktır. Şanı yüce ve mübarek olan Allah meleklerine -kendisi en iyi bildiği halde-; Kulumun namazına bir bakınız. Onu tamam mı kılmıştır, yoksa eksiltmiş midir? der. Eğer namazının tam olduğu ortaya çıkarsa onun lehine tam olarak yazılır. Şayet ondan bir şey eksiltmiş ise şöyle buyurur: Bakın bakayım acaba kulumun nafile namazı var mıdır? Eğer onun nafile namazları varsa kulumun farz namazlarını kıldığı nafilelerden tamamlayınız. Daha sonra diğer ameller de buna göre ele alınır.” Yûnus dedi ki: Zannederim “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)dan…” diye hadisi nakletti. Lâfız Ebû Dâvûd’undur, Ebû Davûd, Salât 144; Tirmizî, Salât 188; İbn Mâce, İkametu’s-Salât 202; Müsned, II, 290, 425

Yine Ebû Dâvûd dedi ki: Bize Mûsa b. İsmail anlattı. Bize Hammâd anlattı, Bize Davud b. Ebi Hind, Zürâre b. Evfâ’dan anlattı. O Temim ed-Dârî’den o Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)dan bu manada (hadisi naklettikten sonra) dedi ki; “Sonra zekât da böyle ele alınır. Sonra da diğer ameller buna göre ele alınır.” Ebû Dâvûd, Salât 144.

Bunu Nesâî de Hemmam’dan, o el-Hasen’den, o Hureys b. Kablsa’dan, o Ebû Hüreyre (yoluyla) rivâyet etmektedir. (Ebû Hüreyre) Dedi ki: Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)ı şöyle buyururken dinledim; “Kıyâmet gününde kulun kendisinden ilk hesaba çekileceği husus onun namazıdır. Eğer namazı düzgün çıkarsa kurtuldu, iflah oldu, demektir. Eğer bozuk çıkarsa hüsrana uğradı, zarar etti -Hemmam dedi ki: Bilemiyorum bu Katade’nin sözünden mi yoksa rivâyetin aslından mı.- Eğer farzından bir şey eksik çıkarsa, bakın bakalım kulumun farzından eksik bıraktığını kendisi ile tamamlayacağı nafilesi var mıdır? diye buyurur. Sonra da diğer amelleri de buna göre muamele görür.” Nesâî, Salât 9, Tirmizî, Salât 188

Ebû’l-Avvâm ona muhalefet ederek bu hadisi Katade’den, o el-Hasen’den, o Ebû Rafi’den, o Ebû Hüreyre yoluyla rivâyet etmiştir. (Buna göre) Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Kıyâmet gününde kulun kendisinden hesaba çekileceği İlk husus onun namazıdır. Eğer eksiksiz olduğu görülürse ona tam olarak yazılır. Şayet ondan bir şeyler eksiltmiş ise şöyle buyurur: Bakın bakalım, onun farzından zayi ettiğini kendisi ile tamamlayacağı bir nafilesini buluyor musunuz? Sonra da sair amellerinin hesabı buna göre görülür.” Nesâî, Salât 9

Nesâî dedi ki: Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize en-Nadr b. Şumeyl anlattı. Dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme, el-Ezrak b. Kays’tan bildirdi. (el-Ezrak) Yahya b. Ya’mer’den, o Ebû Hüreyre’den, o Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)dan naklen buyurdu ki: “Kıyâmet gününde kulun kendisinden hesaba çekileceği ilk husus onun namazıdır. Eğer onu eksiksiz’ kıldıysa (mesele yok.) Aksi takdirde yüce Allah şöyle buyuracak: Bakın bakalım, kulumun bir nafilesi var mıdır? Eğer onun nafilesi olduğu görülürse onunla farizayı tamamlayın, diye buyurur. ” Nesâî, Salât 9

Ebû Ömer b. Abdi’l-Berr, “et-Temhid” adlı eserinde der ki: Farz namazın nafileden tamamlanması -doğrusunu en iyi bilen Allah’tır ya- ancak bir farz namazı yanılarak, unutarak kılmaz yahut onun rükû’ ve sücudunu doğru-dürüst yapmaz ve bunun miktarını bilmez ise, söz konusu olur. Namazıterkedenyahut unuttuktan sonra hatırladığı halde kasti olarak onu kılmayan, farzını edâ etmeyerek nafile ile -bunu brtûıgı “ve havttl%

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/meryem-58/,https://kutsalayet.de/meryem-60/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız