"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Meryem 32

Ve beni anneme iyi davranan kıldı; zorba ve mutsuz biri yapmadı.

Diyanet Vakfı
«Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı.»

Kurtubi Tefsiri
“Beni valideme iyi davranan birisi kıldı.” İbn Abbâs dedi ki: O “valideme iyi davranan birisi kıldı” deyip de “anne-babama” demeyince onun yüce Allah tarafından olduğu bilinmiş oldu.

“Beni mütekebbir” yani gazaplandığı vakit vuran, kıran, kendisini büyük ve azametli gören -denildiğine göre; cebbar (mütekebbir) hiçbir kimsenin kendisi üzerinde hakkı bulunduğu kanaatini taşımayan demektir-;

“bedbaht” yani hayırdan mahrum, ziyana uğramış

“kılmadı,” İbn Abbâs, annesine karşı kötü davranan diye açıkladığı gibi, Rabbine isyan eden diye de açıklanmıştır. Şöyle de açıklanmıştır: O beni emrini terkederek, -İblis emrini terkettiğinde bedbaht olduğu gibi- beni bedbaht kılmadı.

3- Îsa (aleyhisselâm)’ın Bu Sözleri Kaderiyye’nin Görüşlerini Reddetmektedir:

Malik b. Enes -yüce Allah’ın rahmeti üzerine olsun- bu âyet ile ilgili olarak der ki: Kaderiyye’nin aleyhine bu âyet ne kadar da ağır bir delildir! Îsa (aleyhisselâm) kendisi hakkında hükme bağlanmış, kaderi haber vermekte, ölünceye kadar olacak şeyleri bildirmektedir.

İbn Zeyd ve başkalarından bu âyetin kıssaları çerçevesinde rivâyet edildiğine göre; Îsa (aleyhisselâm)ın sözlerini işitince kulak kesildiler ve: Şüphesiz ki bu çok büyük bir iştir, dediler.

Yine rivâyet edildiğine göre Îsa (aleyhisselâm) bebekken bu âyet-i kerîmeyi konuştu. Sonra bebeklerin, çocukların hali üzere yaşadı. Nihayet çocukların adeti üzere yürüdü ve çocukluğunu yaşadı. Onun o dönemdeki konuşması, annesinin temizliğini açıkça ortaya koymak içindi. Yoksa o yaşta aklı eren bir kişi olarak konuşmuş değildir. Bu, kıyâmet gününde yüce Allah’ın organları konuşturmasına benzer. Onun konuşmasının bu halden sonra devam ettiği nakledilmediği gibi, bir günlükken yahut bir aylıkken namaz kıldığına dair bir rivâyet de nakledilmiş değildir. Doğuşu esnasından itibaren küçük yaşta konuşmasının, teşbihinin, öğüt verip namaz kılmasının devamı söz konusu olsaydı, şüphesiz ki bu gibi hallerin gizli saklı kalmasına imkân olmazdı. İşte bütün bunlar bu doğrultudaki görüşün tutarsızlığına delâlet etmekte ve bu görüşü ileri sürenin cahilliğini açıkça ortaya koymaktadır.

Bu aynı zamanda Îsa (aleyhisselâm)ın yahudi ve hristiyanların kanaatlerine muhalif olarak beşikte bir bebekken konuştuğuna delildir. Buna delil de bütün fırkaların annesine zina ettiği gerekçesiyle hadd vurulmadığı üzerinde icma etmiş olmalarıdır. Onun zinadan uzak olduğu gerçeği Îsa (aleyhisselâm)ın beşikte bir bebek iken konuşması ile tahakkuk etmiştir.

Bu âyet-î kerîme namazın, zekâtın, anne ve babaya iyi davranmanın bizden önceki ümmetlere ve geçmiş nesillere de farz olduğuna delildir. Bu gibi hususlar hükmü sabit ve değişmez türdendir. Buna dair emirler hiçbir şeriatte nesh edilmiş değildir,

Îsa (aleyhisselâm) son derece mütevazi idi. Ağaç (yaprakları)nı yer, yün ve kıldan dokunmuş elbiseler giyer, toprak üzerinde oturur. Akşamı ettiği yerde uyurdu, meskeni yoktu. Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun.

4- İşaret Söz Yerine Geçer mi?

İşaret söz söylemekle aynı ayardadır. Sözden anlaşılanı işaret de anlatır. Hern nasıl böyle olmasın ki? Yüce Allah Meryem (aleyhisselâm) hakkında: “Bunun üzerine çocuğa işaret etti” diye buyurmakta ve orada bulunanlar onun maksadını ve ne demek istediğini anlayarak:

“Beşikte bulunan bir çocuk ile nasıl konuşuruz” dediler. Buna dair yeterli açıklamalar Âl-i İmrân Sûresi’nde (3/41. âyet, 3- başlıkta) geçmiş bulunmaktadır.

5- Dilsizin Zina İftirası ve Liân Yapması;

Kûfeliler: Dilsizin zina iftirası da, liân yapması da sahih değildir, derler. Benzeri bir görüş en-Nehaî’den de rivâyet edilmiştir. Evzaî, Ahmed ve İshak ta bu görüştedirler. Onlara göre zina iftirası (kazf) ancak sarih zina tabiri kullanılarak sahih olur. Onun anlamına gelecek ifadelerle olmaz. Dilsiz bir kimsenin böyle bir şey söylemesi ise zorunlu olarak mümkün değildir. O halde dilsiz kimse de kâzif (zina iftirasında bulunan kimse) olamaz. Diğer taraftan zina işareti, helal veya şüpheli ilişki kurma işaretinden ayırt da edilemez.

Yine bu görüş sahipleri derler ki: Liân bize göre bir takım şahidliklerdir. Dilsizin şahidliği ise icma ile kabul edilmez. İbnu’l-Kassar der ki: Onların, zina iftirası ancak açık ifade ile sahih olur, şeklindeki sözleri Arapça dışındaki diğer diller ile (yapılması halinde kabul edildiğinden) bâtıldır. Dolayısıyla dilsizin işareti de böyledir. Dilsizin şahidüği hususunda sözünü ettikleri icma’ iddiası da yanlıştır. Çünkü Malik dilsizin şahidliğinin, işaretinin anlaşılması halinde kabul edileceğini ve şahidlik lâfzını kullanmanın yerini tutacağını açıkça ifade etmiştir. Dil ile şahidlikte bulunmaya güç yelirmek halinde ise şahidlik, ancak lâfız ile tahakkuk eder.

İbnu’l Münzir de der ki: Muhalif görüşü savunanlar dilsizin boşamasının, alış-verişlerinin, vesair hükümlerdeki tasarruflarının bağlayıcı olduğunu kabul ediyorlar. Zina İftirasında bulunmanın da böyle olması gerekir. el-Mühelleb dedi ki: Fıkhın bir çok meselesinde işaret, söz söylemekten daha güçlü bile olabilir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın: “Benim peygamber olarak gönderilişim ile kıyâmet şu ikisi gibidirler” Buhârî, Tefsir 79. sûre 1, Rikaak 39, Talâk 25; Müslim, Cumua 43, Fiten 132-135; İbn Mâce, Mukaddime 7, Fiten 25, Dârimî, Rikaak 46; Müsned, V, 92, 103, 108 hadisi buna örnektir. Biz onun peygamber olarak gönderilişi ile kıyâmetin birbirine yakınlığını şehadet parmağı ile orta parmağın birbirlerine olan yakınlığından anlamaktayız. Aklın icmaı ile kabul ettiğine göre; gözle görmek haberden daha kuvvetli olduğunun kabul edilmesi, işaretin bazı konularda söz söylemekten daha güçlü olduğunun da delilidir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/meryem-31/,https://kutsalayet.de/meryem-33/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız