"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

İsra 107

De ki: “Ona ister inanın, ister inanmayın. Kendilerine ilim verilenler, o kendilerine okunduğunda, çeneleri üzerine secdeye kapanırlar.”

Diyanet Vakfı
De ki: Siz ona ister inanın, ister inanmayın; şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kuran) okununca, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar.

Kurtubi Tefsiri
De ki: “Ona ister îman edin, ister îman etmeyin. Çünkü bundan önce kendilerine ilim verilmiş olanlara okununca, çenelerinin üzerine yüz üstü secdeye kapanırlar.”

“De ki: Ona” yani, Kur’ân-ı Kerîm’e

“ister îman edin, ister îman etmeyin.” Bu, yüce Allah’ın onları azarlama ve tehdit etmek üzere kullandığı bir ifadedir. Yoksa muhayyer bırakmak anlamında değildir.

“Çünkü bundan önce” yani, Kur’ân-ı Kerîm’in nüzulünden ve Peygamber Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)in Peygamber olarak ortaya çıkışından önce

“kendilerine ilim verilmiş olanlara” İbn Cüreyc ve başkalarının görüşüne göre bunlar kitap ehlinden îman eden kimselerdir,

“okununca, çenelerinin üzerine yüzüstü secdeye kapanırlar.” İbn Cüreyc dedi ki: “Onlara okununca” âyeti, kitapları kendilerine okununca, demektir. Kur’ân onlara okununca, diye dé açıklanmıştır.

“Çenelerinin üzerine yüzüstü secdeye kapanırlar.” Denildiğine göre bunlar İsmail (aleyhisselâm) soyundan gelen bir topluluk idiler. Bunlar, yüce Allah, son Peygamber Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)i Peygamber olarak gönderinceye kadar kendi dinlerine sımsıkı sarılmış kimselerdi. Zeyd b. Arar b. Nufeyl ile Varaka b. Nevfel bunlardandı. Buna göre, kendilerine kitap verilmiş olanları kastetmemektedir. Aksine, din ilmi verilmiş olanları kastetmektedir. el-Hasen de şöyle demektedir: Kendilerine ilim verilenlerden kasıt, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın ümmetidir. Mücahid de şöyle demiştir: Bunlar, ya hilelilerden bir topluluktur. Bu da “bundan önce” ifadesi dolayısıyla daha kuvvetli görülmektedir.

“Kendilerine… okununca” âyeti, Mücahidin görüşüne göre Kur’ân-ı Kerîm okununca… demektir. Çünkü bunlar, Kur’ân-ı Kerîm’den Allah’ın indirdiklerini işittiklerinde secdeye kapanırlar ve:

“Rabbimizi tenzih ederiz. Gerçekten Rabbimizin vaadi kesin olarak gerçekleşir” (el-İsrâ, 17/108) diyorlardı.

Şöyle de denilmiştir: Bunlar, kendi kitaplarını ve Hazret-i Peygambere Kur’ân’dan indirilenleri okuduklarında huşu’ duyar, secde eder ve teşbih ederler ve: Tevrat’ta sözü edilen -yani, nitelikleri belirtilen- budur. Allah’ın vadettiği de mutlaka gerçekleşecektir, derler ve İslama meylederler. İşte bu âyet-i kerîme bunlar hakkında inmiştir.

Bir kesim de şöyle demektedir:

“Bundan önce kendilerine ilim verilmiş olanlar”dan kasıt, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan önce ilim verilmiş olanlardır.

“Bundan önce” deki zamir ise, daha önce geçen:

“De ki: Ona ister îman edin” âyeti gereğince, Kur’ân-ı Kerîm’e aittir.

Her iki zamirin de Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ait olduğu ve yüce Allah’ın:

“Kendilerine… okununca” âyetinde Kur’ân-ı Kerîm zikredilerek başlanmıştır da denilmiştir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/isra-106/,https://kutsalayet.de/isra-108/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız