"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

İsra 87

Ancak Rabbinin rahmeti sebebiyledir. Şüphesiz O’nun lütfu senin üzerindedir, büyüktür.

Diyanet Vakfı
Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kuran baki kalmıştır). Çünkü Onun sana lütufkarlığı çok büyüktür.

Kurtubi Tefsiri
Ancak, Rabbinden bir rahmet olmak üzere. Gerçekten O’nun sana lütfü pek büyüktür.

“Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi” yani Kur’ân-ı Kerîmi

“bütünüyle alıveririz.” Yani, Bizim onu indirmeye gücümüz yettiği gibi, insanlar unutacak şekilde alıp giderebilme gücüne de sahibiz. Bu, yüce Allah’ın:

“Size bilgiden ancak pek az bir şey verilmiştir” âyeti ile de ilişkilidir. Yani, eğer Ben, size vermiş olduğum o pek az bilgiyi dahi gidermeyi dilersem, elbette buna da gücüm yeter.

“Sonra onu geri almak için bize karşı duracak bir kimse” onu, tekrar sana geri iade edebilecek bir yardımcı

“de bulamazsın. Ancak, Rabbinden bir rahmet olmak üzere.” Yani, Biz, Rabbinden bir rahmet olmak üzere böyle bir şeyi dilemiyoruz. O halde bu, birincisinden (kendisinden istisna yapılandan) olmayan bir (munkatı’) istisnadır.

“Gerçekten O’nun sana lütfü pek büyüktür.” Çünkü seni, Âdemoğullarının efendisi kılmış, sana Makam-ı Mahmud’u ve bu Kitab-ı Aziz’i ihsan etmiştir. Abdullah b. Mes’ûd da şöyle demiştir: Dininizden ilk kaybedeceğiniz şey emanet, son kaybedeceğiniz şey de namazdır. Bu Kur’ân-ı Kerîm âdeta sizden çekilip alınmış gibi olacaktır. Bir gün, sabahı edecek ve ondan hiç bir şey hatırlamayacaksınız. Bir adam: Bu nasıl olacak ey Abdurrahman’ın babası? Biz onu, kalbimizde de mushaflarımızda da tesbit etmiş bulunuyoruz.

Onu çocuklarımıza öğretiyoruz, çocuklarımız da kıyâmet gününe kadar kendi çocuklarına öğretip duracaktır deyince, şöyle dedi: Bir gece içinde alınıp götürülecek, mushaflarda da kalplerde de ne varsa gidecektir. Ve insanlar, hayvanlar gibi sabahı edeceklerdir. Daha sonra Abdullah: “Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi bütünüyle alıveririz…” âyetini okudu.

Bunu, Ebû Bekr b. Ebi Şeybe bu manada rivâyet etmiş ve şöyle demiştir: Bize Ebû’l-Ahvas haber verdi. O, Abdulaziz b. Rufey’den, o, Şeddad b. Ma’kil’den dedi ki: Abdullah -yani İbn Mes’ûd- dedi ki: Şu aranızda bulunan bu Kur’ân-ı Kerîm, fazla zaman geçmeyecek, sizden çekilip alınacaktır. Ben, şöyle dedim: Allah onu kalplerimizde, biz de onu mushaflarımızda tesbit etmiş bulunuyorken nasıl bizden çekilip alınacak? Dedi ki: Bir gecede üzerine gelinecek ve kalplerde ne varsa sökülüp alınacak, mushaflarda ne varsa gidiverecek. İnsanlar, böylelikle Kur’ânı yitirmiş olarak sabahı edecekler. Sonra da: “Yemin olsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi bütünüyle alıveririz” âyetini okudu. Suyûtî, ed-Durru’l-Mensûr, V. 334. Bu, isnadı sahih bir rivâyettir.

İbn Ömer’den de şöyle dediği nakledilmektedir: Kur’ân, arı uğultusu gibi bir uğultu çıkartarak indiği yere dönmedikçe kıyâmet de kopmayacaktır. Allah: Bu halin nedir diye soracak, o şöyle diyecek: Rabbim, ben Senden çıktım, Sana dönüyorum. Okunuyorum ama, hükümlerim gereğince amel olunmuyor.

Derim ki: Bu anlam, Abdullah b. Amr b. el-Âs ile Huzeyfe yoluyla rivâyet edilen hadiste merfu olarak gelmiştir. Huzeyfe dedi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir kumaşın deseni nasıl silinip gidiyorsa, İslâm’ın da izi öylece silinip gidecektir. O kadar ki, oruç nedir, namaz nedir, kurban nedir, sadaka nedir bilinemeyecek. Yüce Allah’ın Kitabı üzerine bir gecede yürünülecek ve yeryüzünde ondan geriye tek bir âyet dahi kalmayacaktır. Geriye oldukça piri fani ve yaşlı bir takım kimseler kalacak ve: Biz babalarımızın şu lâilaheillallah sözünü söylediklerini görmüştük, diyeceklerdir. Ve bunlar da namaz nedir, oruç nedir, kurban nedir, sadaka nedir bilmeyeceklerdir.”

Sıla, ona şöyle dedi: Peki, namazın ne olduğunu, orucun ne olduğunu, kurbanın ne olduğunu, sadakanın ne olduğunu bilmiyorlarsa lailaheillallah’ın onlara faydası ne olacak? Huzeyfe ondan yüz çevirdi. Sıla, bu sözünü üç defa tekrarladı, Huzeyfe de her seferinde ondan yüz çeviriyordu. Sonra Huzeyfe ona yönelerek şöyle dedi: Ey Sıla! Onları ateşten kurtarır, dedi ve bunu üç defa tekrarladı. Bu hadisi de İbn Mâce Sünen’inde rivâyet etmiştir. İbn Mâce, Fiten 26; Hâkim. el-Müstedrek, IV. 474

Abdullah b. Ömer de şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) başındaki bir ağrı dolayısıyla başı bağlı olarak çıktı ve gülümsedi. Minbere çıktı, Allah’a hamd-u senada bulunduktan sonra şöyle dedi: “Ey insanlar! Şu yazdığınız kitaplar ne oluyor? Allah’ın Kitabından başka bir kitap mı? Aradan fazla bir zaman geçmeyecek, Allah, kitabı dolayısıyla gazaplanacak ve ondan kitabım almadığı tek bir yaprak ve tek bir kalp dahi bırakmayacaktır.” Ey Allah’ın Rasûlü dediler, o gün mü’min erkeklerin, mü’min kadınların durumu ne olacak? Şöyle buyurdu: “Allah hakkında hayır murad ettiği kimsenin kalbine lâilaheillalah’ı bırakacaktır.” Suyutî, ed-Durru’l-Mensûr, V, 336 Bunu da es-Sa’lebî, el-Ğaznevî ve başkaları tefsirlerinde) zikretmişlerdir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/isra-86/,https://kutsalayet.de/isra-88/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız