Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirlenmiş bir süreye kadar erteler. Süreleri geldiğinde ise ne bir an geri kalabilirler ne de ileri geçebilirler.
Diyanet Vakfı
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, orada hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.
Kurtubi Tefsiri
Eğer Allah, İnsanları zulmlerinden ötürü sorgulayacak olsaydı, üzerinde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat O, insanları belirlenmiş bir va’deye erteler. Artık ecelleri geldiği zaman ne bir saat geciktirilirler, ne de öne geçebilirler.
“Şayet Allah, insanları zulmlerinden” küfür ve Allah’a iftiralarından
“ötürü sorgulayacak” ve onların cezalarım dünyada acilen verecek
“olsaydı üzerinde” yani yer üzerinde
“hiçbir canlı bırakmazdı.” Burada yerin sözü geçmemekle birlikte ona ait bir zamir vardır. Çünkü yere yüce Allah’ın:
“Hiçbir canlı” âyeti delil teşkil etmektedir. Çünkü canlı (dâbbe) ancak yer üzerinde hareket eder. Anlam ise kâfir bir canlı bırakmaz, şeklindedir. O halde bu özel bir anlam taşımaktadır. Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Eğer o küfürleri sebebi ile babaları helâk edecek olsaydı, elbetteki onların çocukları da olmazdı.
Âyette umumun kastedildiği de söylenmiştir. Yani şanı yüce Allah insanları işlediklerinden ötürü sorgulayacak olsa, bu yeryüzü üzerinde ister bir peygamber, ister başka türden hiçbir canlı bırakmazdı. el-Hasen’in görüşü budur.
İbn Mes’ûd bu âyet-i kerimeyi okuyarak şöyle demiştir: Allah diğer mahrukatı günahkârların günahları sebebi ile sorgulayacak olsa, azap, yuvalarındaki kara böcekler dahil olmak üzere bütün yaratıkları kapsar. Gökten yağmur yağdırmaz, yerden bitki bitirmez, bunun sonucunda da bütün canlılar ölür giderdi. Fakat yüce Allah affetmekte ve lütuf ile muamele etmektedir. Nitekim yüce Allah bir başka yerde:
“Çoğunu da affeder” (eş-Şura, 41/30) diye buyurmaktadır.
“Artık ecelleri” ölüm va’deleri ve ömürlerinin son demleri
“geldiği zaman ne bir saat geciktirilirler ve ne de öne geçebilirler.” Bu âyetin anlamı daha önceden (el-A’râf, 7/34. âyette) geçmiş bulunmaktadır.
Yaratıklar arasında zulme sapmamış mü’minler de bulunduğu halde yüce Allah nasıl olur da herkesi helâk eder, diye sorulacak olursa şöyle cevap verilir: Allah zalimin helakini intikam ve ceza olarak takdir eder, mü’minin helâkına karşılık ise âhirette sevap ve mükâfat verir.
Müslim’in Sahih’inde Abdullah b. Ömer’den şöyle dediği rivâyet edilmektedir: Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)ı şöyle buyururken dinledim; “Allah bir kavme azap etmeyi murad edecek olursa, azap aralarında bulunan herkese isabet eder, sonra da niyetlerine göre diriltilirler.” Buhârî, Fîlen 19: Müslim, Cennet 84; Müsned, II, 40, 110.
Ummu Seleme’den nakledildiğine göre ona yerin dibine geçirilecek orduya dair soru sorulmuştu. Bu soru ise İbn ez-Zübery’in (Mekke’de halifeliğini ilan ettiği) günlerde idi. Ummu Seleme şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) dedi ki: “Beyt’e birisi sığınacaktır. Ona bir ordu gönderilecek bu ordu yeryüzünün düzlük bir yerinde iken onlar da yerin dibine geçirilecekler.” Ben ey Allah’ın Rasûlü peki aralarında bu işten hoşlanmayan veya zorla getirilmiş kimselerin durumu ne olacak, diye sordum. Söyle buyurdu: “O da onlarla birlikte yerin dibine geçirilir fakat kıyâmet gününde niyetine göre diriltilir” Buhârî, Büyü’ 49; Müslim, Filen 4, 7. 8; Ebû Dâvûd, Mehdi 11; Tirmizî, Fiten 10; Nesâî Menasikunl-Hacl 112 ibn Mâce, Fiten 30; Müsned, VI, 105, 259, 289…
Biz bu hususa dair açıklamalarımızı güzel ve etraflı bir şekilde “et-Tezkire” adlı eserimizde yapmış bulunuyoruz. Yeterli açıklamalar da bundan önce el-Mâide (5/105. âyetin tefsirinde) ve el-En’am Süresi’nin sonlarında (6/164. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. Şanı yüce Allah’a hamd olsun.
“Artık ecelleri geldiği zaman” âyetinin artık kıyâmet günü geldiği zaman … anlamında olduğu söylenmiştir, Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.