Kendisine verilen müjde kötü olduğu için halktan gizlenir. Onu aşağılanarak yanında mı tutsun yoksa toprağa mı gömsün? Dikkat edin, verdikleri hüküm ne kötüdür.
Diyanet Vakfı
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!
Kurtubi Tefsiri
Kendisine verilen kötü müjdeden ötürü kavminden gizlenir. Aşağılanmayı göze alarak onu alıkoysun mu, yoksa onu diri diri toprağa mı gömsün? Bak! Verdikleri hükümleri ne kadar kötüdür!
“Kendisine verilen kötü müjdeden” yani kız çocuğu olması dolayısıyla karşı karşıya kaldığı keder, utanç ve arlanmadan
“ötürü kavminden gizlenir.” Saklanır, onlara görünmemeye çalışır.
“Aşağılanmayı” küçük görünmeyi
“göze alarak onu alıkoysun mu” buradaki
“onu” zamirinin müzekker gelmesi; müjdeden” (kelimesinde mündemiç) şeye ait olduğundan dolayıdır.
Îsa es-Sakafî Aşağılanmayı göze alarak” anlamındaki buyru şeklinde okumuştur. Bu iki söyleyiş de Kureyş şivesinde (aynı anlamda) kullanılın Bu açıklamayı el-Yezidî yaptığı gibi Ebû Ubeyd de el-Kisaîden nakletmektedir. el-Ferrâ’ da şöyle demektedir: Bu Temim şivesinde “az” anlamındadır. el-Kisaî de belâ ve meşakkat anlamındadır, der. el-Hansâ da şöyle demiştir:
“Biz canlarımızı belâ ve meşakkate sokarız.
Hoş olmayan günde (Savaşta)
Canları belâ ve meşakkate sokmak, onları daha bir hayatta bırakıcıdır.”
el-A’meş ise bunu; Kötülüğüne rağmen onu alıkoysun mu” diye okumuştur. Bunu en-Nahhas zikretmiş ve şöyle demiştir: el-Cahdefî İse; Yoksa onu (o dişiyi) diri diri toprağa mı gömsün” şeklinde müennes zamiri kullanarak (58. âyetteki):
“… kız çocuğu …” kelimesine iade etmektedir. Ancak bu şekilde okuması halinde; Onu alıkoysun mu” kelimesindeki zamiri de bu şekilde okuması icabeder.
“Aşağılanma”nın kız çocuğa raci olduğu da söylenmiştir. O kız çocuğu kendisi nezdinde aşağılanmış olmasına rağmen alıkoysun mu anlamındadır. Zamirin babaya raci olduğu da söylenmiştir. Yani kendisine rağmen alıkoysun mu yoksa diri diri toprağa mı gömsün? Bu da onların kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeleri uygulamalarına işarettir.
Katade der ki; Mudar ve Huzaalılar kız çocuklanru diri diri gömerlerdi. Bu konuda en katı olanlar ise Temi mi İlerdir. Onlar bu uygulamalarına yenik düşme korkulan ile kız çocuklarına denk olmayan kimselerin onlarla evlenmek istemelerini gerekçe göstermişlerdi. Ferezdak’ın amcası Sa’sa’a Naciye böyle bir işin yapılacağını fark edecek olursa kız çocuğun babasına yavrusunu hayatta bıraksın diye deve gönderirdi. İşte el-Ferezdak şu beyit ile övünerek buna işaret etmektedir:
“Diri diri gömülen kız çocuklarını engelleyen ve canlı olarak gömülmek istenenleri
Hayatta tutarak gömülmemelerini sağlayan benim amcamdır.”
” Onu diri diri gömme”nin tanınmayacak hale gelinceye kadar insanlardan gizleyip saklamak, anlamında olduğu da söylenmiştir. Tıpkı kimsenin görmemesi için toprağa gömülen kişi gibi bu anlama gelme ihtimalide vardır.
Kız Çocuğu Yetiştirmenin Fazileti:
Müslim’in Sahih’inde Âişe (radıyallahü anhnhâ)dan şöyle dediği sabit olmuştur: Beraberinde iki kız çocuğu bulunan bir kadın yanıma geldi. Benden birşeyler istedi. Yanımda tek bir hurma tanesinden başka bir şey yoktu. Ona bu hurma tanesini verdim. O kadın da hurma tanesini alarak iki kız çocuğu arasında paylaştırdı, kendisi de ondan hiçbirşey yemedi. Sonra kızları ile birlikte çıkıp gitti. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yanıma girince ona kadının durumunu anlattım. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Her kim (bir ve daha fazla) kız çocukları ile imtihan olunur da onlara iyilikte bulunacak olursa o kız çocukları onun için cehennem ateşinden bir perde teşkil ederler.” Buhâri, Zekâl 10, Edeb 18; Müslim, Birr 147: Tirmizî, Birr 13; Müsned, VT, 33, SS, 166. 243. Bu hadiste kız çocuklarının bir sınanma aracı olduklarına delil teşkil eden ifadeler vardır. Daha sonra Hazret-i Peygamber onlara karşı sabırla hareket edip iyilikte bulunup güzel davranmanın, ateşten koruyucu olduğunu haber vermektedir.
Yine Âişe (radıyallahü anhnhâ)dan şöyle dediği nakledilmiştir: Yoksul bir kadın İki kız çocuğunu taşıyarak yanıma geldi. Ben ona üç hurma verdim. Bu hurmalardan herbırisini kız çocuklarına verdi, Diğer tek hurmayı da yemek üzere ağzına götürürken iki kız çocuğu o hurma tanesini düşürmesine sebeb oldu. Bu sefer o yemek istediği tek Eıurmayı iki kız çocuğu arasında bölüştürdü. Bu durumu beni hayrete düşürdü. Kadının yaptığını Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)a nakledince şöyle buyurdu: “Şüphesiz aziz ve celil olan Allah, o kadına cenneti vacip kılmıştır, yahut onu cehennem ateşinden azad etmiştir “diye buyurdu. Müslim, Birr 148; Müsned, VI, 92
Enes b. Malik’den de şöyle dediği nakledilmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Her kim baliğ olacakları yaşa kadar iki kız çocuğuna bakacak olursa kıyâmet gününde o bu halde benimle gelir” diyerek parmaklarını birbirine bitiştirdi. Müslim, Birr 149: Tirmizî, Birr 13
Bu iki hadisi de aynı şekilde Müslim (Allah’ın rahmeti üzerine olsun) rivâyet etmiştir.
Hafız Ebû Nuaym da el-Ameş’den o Ebû Vail’den o Abdullah’dan şöyle dediğini rivâyet etmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Her kimin bir kız çocuğu bulunur da onu te’dip ederr edebini güzelleştirir ve ona (ihtiyaç duyacağı bilgileri) öğretir de bu öğretimini de güzelleştirmiş olup Allah’ın kendisine ihsan etmiş olduğu nimetlerden o kız çocuğuna da ihsan edecek olursa, bu kız çocuğu onun için cehennem ateşinden bir örtü yahut bir perde olur.” el-Heyseml, Mecmau’z-Zevâid. VIII, 158’de belirttiğine göre; bu hadisi Taberâni (el-Kebîr’de) rivâyet etmiş olup, senedindeki rüvilerden Talha b. Zeyd hadis uyduran birisidir. Akîl bin Ullefe’den kızı el-Cerba’ya lalip olunduğunda o şöyle demiş;
“Ben oyum ki eğer bana bin (dinar) mehir, köleler
Ve bol süt veren develer verilecek olsa bile
Benim en sevdiğim damadım kabirdir.”
Abdullah b. Tabir de şöyle demiştir:
“Kız çocuğu babası olan herkesin eğer kız çocuğu yoluyla akrabalık (sıhriyet)
Öğünülecek bir şey ise onun üç tane damadı var demektir.
Ona riâyet eden koca, onu saklayan kafesi ve onun üzerini örtecek olan
Kabri ki, hepsinin hayırlıları kabridir.”
“Bak! Verdikleri hükümleri ne kadar kötüdür!” Yani kız çocuklarını yaratıcılarına ait kabul edip erkek çocukları kendilerinin kabul etmek suretiyle verdikleri hüküm ne kötüdür!
Bunun bir benzeri de yüce Allah’ın:
“Erkekler sizin, dişiler O’nun mu? O taktirde bu insafsızca bir paylaştırmadır?” (en-Necm, 53/21-22) Yani bu haksızca, zalimce bir paylaştırmadır. İleride (bu âyetlerin tefsirinde) bu hususta başka açıklamalar da gelecektir.