"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Rad 42

Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı; fakat bütün tuzakların hükmü Allah’a aittir. O, her nefsin ne kazandığını bilir. Kâfirler de yurdun güzel sonucunun kime ait olduğunu yakında bileceklerdir.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve kad (ve gerçekten) mekera (tuzak kurdu) ellezîne (o kimseler ki) min (den) kablihim (onlardan önce). Fe-li-Allâhi (fakat Allah’a aittir) el-mekru (tedbir/tuzak) cemî‘an (tamamıyla). Ya‘lemu (bilir) mâ (neyi) teksibu (kazanır) kullu (her) nefsin (nefis). Ve se-ya‘lemu (ve yakında bilecek) el-kuffâru (kâfirler) li-men (kimin için olduğunu) ‘ukbâ (sonunun) ed-dâri (yurdun).

Mukatil Tefsiri
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı, yani Mekke kâfirlerinden önceki geçmiş ümmetler; bununla Sâlih’in kavmi kastedilmektedir; onlar Sâlih’i öldürmek istemişlerdi. Mekke kâfirleri de Dârünnedve’de Muhammed’i öldürmek üzere kararlarını birleştirdikleri zaman böyle yaptılar. Allah şöyle buyurur: Fakat bütün tuzak Allah’a aittir, yani onların kurdukları bütün tuzaklar Allah’ın izniyledir. O, her nefsin ne kazandığını bilir, yani iyi olsun günahkâr olsun, her nefsin hayır veya şerden ne yaptığını bilir. Mekke kâfirleri ahirette yurdun güzel akıbetinin, yani cennet yurdunun kime ait olduğunu, kendilerine mi yoksa müminlere mi ait olduğunu yakında bileceklerdir.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah buyuruyor ki: Bu Kureyş müşriklerinden önce gelip geçmiş ümmetler de Allah’ın peygamberlerine ve resullerine karşı tuzak kurmuşlardı; fakat bütün tuzakların hükmü Allah’a aittir, yani tuzağa ait bütün sebepler Allah’a aittir, O’nun elindedir ve O’na döner; onlardan tuzak kuran hiçbir kimsenin tuzağı, Allah’ın o tuzakla zarar görmesini dilediği kimseden başkasına zarar veremez. Yani tuzak kuranlar, Allah’ın o tuzağın kendisine zarar vermesini dilediği kimse dışında hiç kimseye tuzaklarıyla zarar veremediler; gerçekte bununla ancak kendilerine zarar verdiler, çünkü yaptıklarıyla Rablerini kendilerine karşı öfkelendirdiler ve sonunda Allah onları helâk etti, resullerini ise kurtardı. Yani ey Muhammed, aynı şekilde Kureyş’ten olan bu müşrikler de sana tuzak kuruyorlar; fakat Allah seni onların tuzağından kurtaracak ve onların tuzaklarının zararını sana değil, kendilerine ulaştıracaktır. O, her nefsin ne kazandığını bilir sözü, ey Muhammed, Rabbin senin kavminden olan bu müşriklerin ne yaptıklarını ve sana karşı ne tür tuzaklar peşinde koştuklarını bilir; bütün yaratılmışların bütün amellerini de bilir ve bunlardan hiçbir şey O’na gizli kalmaz, demektir. Kâfirler de yurdun güzel sonucunun kime ait olduğunu yakında bileceklerdir sözü ise, kıyamet günü Rablerinin huzuruna geldiklerinde, kendileri ateşe girerken Allah’a ve Resulüne iman edenler cennete girdiklerinde, ahiret yurdunun güzel sonucunun kime ait olduğunu bileceklerdir, demektir. Kıraat âlimleri bunun okunuşunda ihtilaf etmişlerdir. Medine kıraat âlimleri ile Basralılardan bazıları bunu tekil olarak Kâfir yakında bilecektir şeklinde okumuşlardır. Kûfe kıraat âlimleri ise çoğul olarak Kâfirler yakında bileceklerdir şeklinde okumuşlardır. Bu hususta doğru olan okuyuş, çoğul olarak Kâfirler yakında bileceklerdir şeklindeki okuyuştur; çünkü bundan önceki haber onların topluluğu hakkında gelmiş, ardından gelen haber de yine onlar hakkında devam etmiştir. Nitekim Onlara vaat ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de yahut seni vefat ettirsek de (Ra‘d 40) buyurulmuş, bundan sonra da İnkâr edenler, Sen gönderilmiş bir resul değilsin, derler (Ra‘d 43) buyurulmuştur. İbn Mes‘ûd’un kıraatinde bunun Kâfir olanlar yakında bileceklerdir, Übey’in kıraatinde ise İnkâr edenler yakında bileceklerdir şeklinde olduğu da zikredilmiştir. Bunların tamamı, bu hususta tercih ettiğimiz çoğul okuyuşun doğruluğuna delildir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/rad-41/,https://kutsalayet.de/rad-43/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız