Bedbaht olanlar ateştedir. Orada inleyip dururlar.
Diyanet Vakfı
Bedbaht olanlar ateştedirler, orada onların (öyle feci) nefes alıp vermeleri vardır ki.
Kurtubi Tefsiri
Bedbaht olanlar ateşdedirler. Onlar orada yüksek hırıltılarla ve İnleyerek solurlar.
“Bedbaht olanlar” mübtedâdır,
“ateştedirler” haber mahallindedir. Aynı şekilde
“onlar orada yüksek hırıltılarla ve inleyerek solurlar” anlamındaki âyet ta böyledir.
Ebû’l-Âl-iyye dedi ki:
“Yüksek hırıltı,” (zefir); göğüsten gelen solumadır. ” İnleyerek soluma (şehîk)” ise, boğazdan gelir. Yine ondan bunun zıttı açıklama da nakledilmiştir.
ez-Zeccâc ise der ki: Yüksek hırıltı (zefir), şiddetlice inlemekten dolayıdır. İnleyerek soluma (şehîk) ise oldukça yüksek inlemekten dolayıdır. Yine der ki: Kûfeli ve Basralı dilbüginlerinin iddia ettiklerine göre “zefîr (yüksek hırıltı)” eşeğin anırmaya başladığı zaman ki sesidir. İnleyerek solumak (şehîk) ise eşeğin anırırken sonlardaki sesi gibidir.
İbn Abbâs (radıyallahü anh) da bunun aksini söyleyerek der ki: Zefir yüksek ve şiddetli ses, şehîk ise cılız ve zayıf ses demektir. ed-Dahhâk ve Mukâtil de derler ki: Zefir eşeğin anırmasının başlangıcına, şehîk ise sesi kesildiği zaman anırmanın sonlarına benzer. Şair de der ki:
“Karın boşluğunda sesin hırıltısı geldi veya sesi (anırması) kesildi.
Öyle ki: Bu anıran birisi idi, ama ne anırdı, denilir.”
Bir başka açıklamaya göre zefir, kişinin içinin gamla dolup taşmış olduğu halde nefesini dışarıya vermesidir. Şehîk ise nefesi geri almaktır. Bir başka açıklamaya göre zefîr aşırı kederden dolayı nefesi evirip çevirmektir. Bu da sırtın üzerinde ağır yük taşımak demek olan “ez-zefr”den alınmadır. Şehîk ise uzayıp giden nefes demektir ve bu da yüksek anlamına gelen “şâhik(a) dağ” ifadesinden alınmadır. (Kısacası) zefîr de şehîk de üzüntülü ve kederlilerin çıkardığı seslerdendir.