"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Araf 169

Onların ardından kitaba mirasçı olan kötü bir nesil geldi. Şu değersiz dünyanın geçici menfaatini alıyorlar ve “Nasıl olsa bağışlanacağız” diyorlardı. Kendilerine onun benzeri bir menfaat daha gelse onu da alırlardı. Allah hakkında haktan başkasını söylemeyeceklerine dair kendilerinden kitabın ahdi alınmamış mıydı? Üstelik onun içindekileri okuyup öğrenmişlerdi. Ahiret yurdu, sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akletmeyecek misiniz?

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe halefe min badihim halfun (onlardan sonra yerlerine bir nesil geçti) verisul kitabe (kitaba mirasçı oldular) ye’huzune arada hazel edna (şu değersiz dünyanın geçici menfaatini alıyorlar) ve yekulune se yugferu lena (ve bize bağışlanacak diyorlardı) ve in ye’tihim aradun misluhu ye’huzuh (benzeri bir menfaat daha gelse yine alırlar) e lem yu’haz aleyhim misakul kitabi (kitabın sözü onlardan alınmadı mı) en la yekulu alallahi illel hakk (Allah hakkında gerçekten başkasını söylemeyeceklerine dair) ve derasu ma fih (ve içindekini okuyup öğrendiler) ved darul ahiretu hayrun lillezine yettekun (ahiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır) e fe la ta’kilun (akletmiyor musunuz)

Mukatil Tefsiri
“Onların ardından”; yani İsrailoğullarından sonra “kötü bir nesil geldi”; bunlar Yahudilerdir. “Kitab’a vâris oldular”; yani Tevrat’ı kendilerinden önce gelenlerden ve babalarından miras aldılar. “Şu aşağı dünyanın geçici malını alıyorlardı”; buradaki aşağı dünya, ahiretten daha aşağı olduğu için dünya demektir; bununla hüküm verirken alınan rüşvet kastedilmektedir. Gündüz rüşvet alıyor ve: Gece bağışlanırız, diyorlardı. “Kendilerine onun benzeri başka bir geçici mal gelirse onu da alırlar”; yani gece de onun gibi bir rüşvet gelirse onu alır ve: Gündüz bağışlanırız, derlerdi.

Allah buyuruyor ki: “Kitab’ın ahdi onlardan alınmamış mıydı?” Yani onların söylediklerinin aksine, Tevrat’ta kendilerine haramı helal saymamaları ve “Allah hakkında yalnızca hakkı söylemeleri” hususunda ahit alınmıştı. “Üstelik onun içindekileri okuyup öğrenmişlerdi”; yani Tevrat’ın içindekileri okumuşlardı. “Ahiret yurdu”; yani cennet, “haramları helal saymaktan sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akletmeyecek misiniz?”

Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Daha önce vasıflarını anlattığı bu topluluğun ardından kötü bir nesil geldi; yani onların ardından kötü kimseler ortaya çıktı ve onların yerine kötü bir nesil geçti. Arapçada iyi kimse hakkında “halef”, kötü kimse hakkında ise çoğunlukla “half” denilir. Övgüde lâm harfi genellikle harekeli, yergide ise sakin okunur; ancak bunun tersi kullanımlar da vardır. Övgüde lâmın sakin oluşuna Hassân’ın şu sözü örnektir:

Bizim sana yönelişte önceliğimiz vardır; ardımızdan gelenlerimiz de
Allah’a itaatte öncekilerimize tâbidir.

Sanırım bozulma anlamına geldiğinde bu kelime, sütün tulumda uzun süre bırakılıp ekşiyerek bozulması için kullanılan “halefe’l-lebenu” ifadesinden alınmıştır. Böylece bozuk kimse ona benzetilmiş olur. Oruçlunun ağız kokusunun değişmesi için kullanılan “halefe femu’s-sâim” sözü de bundan olabilir. Yergi anlamında lâmın sakin kullanılışına Lebîd’in şu sözü örnektir:

Himayelerinde yaşanılan kimseler gittiler,
Ben ise uyuz derisi gibi kötü bir nesil içinde kaldım.

Allah’ın bu ayette öncekilerin ardından geldiklerini bildirdiği kötü neslin Hristiyanlar olduğu da söylenmiştir. Bunu söyleyenlerden bize Muhammed b. Amr rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Âsım rivayet etti, dedi ki: Bize Îsâ, İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den Allah’ın “Onların ardından kötü bir nesil geldi” sözü hakkında rivayet etti. Mücâhid: “Hristiyanlardır” dedi.

Bana göre bu husustaki doğru görüş şudur: Yüce Allah, önceki ayetlerde kıssalarını anlattığı topluluğun ardından kötü ve bozuk bir neslin geldiğini bildirmiştir. Kitabında bunların Hristiyanlar olduğunu bize bildirmemiştir. Üstelik onların kıssası Hristiyanların kıssasından çok Yahudilerin kıssasına benzemektedir. Bundan önceki ifadeler İsrailoğulları hakkındadır, sonraki ifadeler de yine onlar hakkındadır. Dolayısıyla aradaki bu sözün de onlar hakkında olması daha uygundur. Ayette bu haberi onlardan başkasına çevirmeyi gerektiren herhangi bir delil bulunmadığı gibi bunu doğrulayacak bir delil de gelmemiştir.

Buna göre sözün anlamı şudur: Onlardan sonra kötü bir nesil onların yerine geçti. Allah’ın kitabına mirasçı oldular; onu öğrendiler fakat onunla amel etmeyi zayi ettiler ve hükmüne aykırı davrandılar. Allah’ın hükümlerinde kendilerine rüşvet veriliyor, onlar da bu yakın ve geçici dünyanın menfaatinden rüşvet alıyorlardı. “En yakın” ifadesiyle uzak olan ahiretin karşısındaki yakın dünya kastedilmektedir. Bunu yaptıklarında, Allah hakkında boş temennilerde bulunarak “Allah bizi bağışlayacaktır” diyorlardı. Nitekim Yüce Allah onlar hakkında şöyle buyurmuştur: “Elleriyle kitabı yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için ‘Bu Allah katındandır’ diyenlerin vay hâline! Ellerinin yazdığından dolayı vay hâllerine! Kazandıklarından dolayı da vay hâllerine!” (Bakara 79)

“Kendilerine onun benzeri bir menfaat daha gelse onu da alırlar” demek, bundan sonra önlerine rüşvet gibi haram olan başka bir günah fırsatı çıksa onu da işler ve helal sayarlar, ondan uzak durmazlar demektir. Yüce Allah onların günahlarında ısrar eden kimseler olduklarını, Allah’a yönelip tövbe edenlerden olmadıklarını haber vermektedir.

Tefsir ehli de ifadeleri farklı olsa da buna yakın açıklamalar yapmıştır. Ahmed b. Mikdâm bize rivayet etti, dedi ki: Bize Fudayl b. İyâz, Mansûr’dan, o da Saîd b. Cübeyr’den “Şu değersiz dünyanın menfaatini alırlar ve ‘Bağışlanacağız’ derler. Kendilerine onun benzeri bir menfaat daha gelse onu da alırlar” sözü hakkında rivayet etti. Saîd şöyle dedi: “Günah işlerler, sonra Allah’tan bağışlanma dilerler; aynı günah yeniden karşılarına çıktığında yine işlerler.”

İbn Beşşâr bize rivayet etti, dedi ki: Bize Abdurrahman, Süfyân’dan, o Mansûr’dan, o da Saîd b. Cübeyr’den “Kendilerine onun benzeri bir menfaat daha gelse onu da alırlar” sözü hakkında rivayet etti. Saîd: “Günahlardan” dedi.

İbn Vekî‘ bize rivayet etti, dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr’dan, o da Saîd b. Cübeyr’den “Şu değersiz dünyanın menfaatini alırlar ve ‘Bağışlanacağız’ derler” sözü hakkında rivayet etti. Saîd: “Günah işlerler” dedi. “Kendilerine onun benzeri bir menfaat daha gelse onu da alırlar” sözü hakkında da: “Başka bir günah çıkarsa onu da işlerler” dedi.

İbn Vekî‘ bize rivayet etti, dedi ki: Bize babam, Süfyân’dan, o Mansûr’dan, o da Saîd b. Cübeyr’den “Şu değersiz dünyanın menfaatini alırlar” sözü hakkında rivayet etti. Saîd: “Günahlar” dedi. “Kendilerine onun benzeri bir menfaat daha gelse onu da alırlar” sözü hakkında da: “Günahlar” dedi.

Bana Muhammed b. Amr rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Âsım rivayet etti, dedi ki: Bize Îsâ, İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den “Şu değersiz dünyanın menfaatini alırlar” sözü hakkında rivayet etti. Mücâhid şöyle dedi: “O gün dünyadan karşılarına çıkan, helal veya haram, hoşlarına giden her şeyi alırlar ve bağışlanmayı umarlar. Ertesi gün onun benzeri bir şey bulsalar onu da alırlar.”

Kāsım bize rivayet etti, dedi ki: Bize Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Bana Haccâc, İbn Cüreyc’den, o da Mücâhid’den buna benzerini rivayet etti; ancak “bağışlanmayı temenni ederler” dedi.

Hâris bize rivayet etti, dedi ki: Bize Abdülazîz rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Sa‘d, Mücâhid’den “Şu değersiz dünyanın menfaatini alırlar” sözü hakkında rivayet etti. Mücâhid şöyle dedi: “Dünyadan karşılarına çıkan hiçbir şeyi bırakmazlar; helal de olsa haram da olsa alırlar ve bağışlanmayı temenni ederler. ‘Bağışlanacağız’ derler. Onun benzeri bir menfaat bulsalar onu da alırlar.”

Bişr b. Muâz bize rivayet etti, dedi ki: Bize Yezîd rivayet etti, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den “Onların ardından kötü bir nesil geldi” sözü hakkında rivayet etti. Katâde şöyle dedi: “Allah’a yemin olsun ki gerçekten kötü bir nesildi. Peygamberlerinden ve elçilerinden sonra kitaba mirasçı oldular. Allah kitabı onlara miras bıraktı ve onlardan ahit aldı.” Allah başka bir ayette de şöyle buyurmuştur: “Onların ardından namazı zayi eden ve şehvetlerin peşine düşen kötü bir nesil geldi.” (Meryem 59)

“Şu değersiz dünyanın menfaatini alırlar ve ‘Bağışlanacağız’ derler.” Allah hakkında boş ve aldatıcı temennilerde bulundular. “Kendilerine onun benzeri bir menfaat daha gelse” hiçbir şey onları diğerinden alıkoymaz, hiçbir şey onları bundan vazgeçirmez; dünyadan karşılarına çıkan her şeyi helal mi haram mı olduğuna aldırmadan yerler.

Muhammed b. Abdüla‘lâ bize rivayet etti, dedi ki: Bize Muhammed b. Sevr, Ma‘mer’den, o da Katâde’den “Şu değersiz dünyanın menfaatini alırlar” sözü hakkında rivayet etti. Katâde: “Helal de olsa haram da olsa alırlar” dedi. “Kendilerine onun benzeri bir menfaat daha gelse” sözü hakkında da: “Helal veya haram bir şey gelirse onu alırlar” dedi.

Bana Muhammed b. Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Bize Ahmed b. Mufaddal rivayet etti, dedi ki: Bize Esbât, Süddî’den “Onların ardından kötü bir nesil geldi…” sözünden “Onun içindekileri okuyup öğrenmişlerdi” sözüne kadar rivayet etti. Süddî şöyle dedi: “İsrailoğulları, hüküm vermek üzere tayin ettikleri her hâkimin hüküm konusunda rüşvet aldığını görürlerdi. İçlerindeki seçkin kimseler bir araya gelip birbirlerinden bunu yapmayacaklarına ve rüşvet almayacaklarına dair söz aldılar. Ancak içlerinden biri hâkim tayin edilince rüşvet alıyor, ona ‘Hükümde niçin rüşvet alıyorsun?’ denildiğinde ‘Bağışlanacağım’ diyordu. İsrailoğullarından diğerleri onun bu yaptığını kınıyorlardı. O öldüğünde veya görevden alındığında, onu kınayanlardan biri yerine tayin ediliyor ve o da rüşvet alıyordu. İşte ‘Sonrakilere de dünya menfaati gelse onu alırlar’ sözü budur.” “Bu yakın dünyanın menfaati” ise dünya malıdır.

Bana Muhammed b. Sa‘d rivayet etti, dedi ki: Bana babam, amcamdan, o babasından, o da kendi babasından, İbn Abbas’ın “Onların ardından kötü bir nesil geldi. Kitaba mirasçı oldular. Şu değersiz dünyanın menfaatini alıyorlar ve ‘Bağışlanacağız’ diyorlar” sözü hakkında şöyle dediğini rivayet etti: “Ele geçirdiklerini alıyor, helalden veya haramdan dilediklerini bırakıp dilediklerini işliyor ve ‘Bağışlanacağız’ diyorlardı.”

Bana Yûnus rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd “Şu değersiz dünyanın menfaatini alırlar” sözü hakkında şöyle dedi: “Kendilerinin yazdığı kitabı alırlar ve ‘Bağışlanacağız, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmuyoruz’ derler. ‘Kendilerine onun benzeri bir menfaat daha gelse onu da alırlar.’ Hak sahibi onlara rüşvetle gelir, onlar da onun için Allah’ın kitabını çıkarır, sonra rüşvet karşılığında onun lehine hüküm verirlerdi. Zalim biri kendilerine rüşvetle geldiğinde ise ona ‘Mesnât’ denilen kendi yazdıkları kitabı çıkarır ve rüşvet karşılığında o kitaptaki hükme göre onun lehine karar verirlerdi. Böylece o, o uydurma kitapta haklı; Tevrat’ta ise zalim olurdu.” Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu: “Allah hakkında haktan başkasını söylemeyeceklerine dair kendilerinden kitabın ahdi alınmamış mıydı? Üstelik onun içindekileri okuyup öğrenmişlerdi.”

İbn Humeyd bize rivayet etti, dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr’dan, o da Saîd b. Cübeyr’den “Onların ardından kötü bir nesil geldi. Kitaba mirasçı oldular. Şu değersiz dünyanın menfaatini alırlar” sözü hakkında rivayet etti. Saîd: “Günah işlerler” dedi.

“Allah hakkında haktan başkasını söylemeyeceklerine dair kendilerinden kitabın ahdi alınmamış mıydı? Üstelik onun içindekileri okuyup öğrenmişlerdi. Ahiret yurdu, sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akletmeyecek misiniz?” Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Hükümlerinde rüşvet alan ve bundan dolayı kınandıklarında “Allah bizi bağışlayacaktır” diyen bu kimselerden kitabın ahdi alınmamış mıydı? Kitabın ahdi, Allah’ın İsrailoğullarından Tevrat’ı dosdoğru uygulamaları ve içindekilerle amel etmeleri konusunda aldığı sözlerdir.

Yüce Allah, bu ayette kıssalarını anlattığı kimseleri emrine aykırı davranmaları, ahdini ve sözünü bozmaları sebebiyle azarlayarak şöyle buyurmaktadır: Allah onlardan, kitabı hakkında “Allah hakkında haktan başkasını söylememeleri”, O’na yalnızca elçisi Musa’ya Tevrat’ta indirdiği şeyleri nispet etmeleri ve Allah hakkında yalan söylememeleri hususunda söz almamış mıydı?

Nitekim Kāsım bize rivayet etti, dedi ki: Bize Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Bana Haccâc, İbn Cüreyc’den rivayet etti. İbn Abbas “Allah hakkında haktan başkasını söylemeyeceklerine dair kendilerinden kitabın ahdi alınmamış mıydı?” sözü hakkında şöyle dedi: “Bu, sürekli dönüp işledikleri ve tövbe etmedikleri günahlarının Allah tarafından bağışlanacağını kesin bir şeymiş gibi Allah’a nispet etmeleri hakkındadır.”

“Onun içindekileri okuyup öğrenmişlerdi” sözü ise “Kitaba mirasçı oldular” sözüne bağlıdır. Yani onların ardından kötü bir nesil geldi; kitaba mirasçı oldular ve onun içindekileri okuyup öğrendiler. Buradaki “ders ettiler” ifadesi, “okudular” demektir. Yani kitaba mirasçı oldular, içindekileri öğrendiler ve okuyup incelediler; buna rağmen onu zayi ettiler, onunla amel etmeyi bıraktılar ve Allah’ın bu konudaki ahdine aykırı davrandılar.

Nitekim bana Yûnus rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd “Onun içindekileri okuyup öğrenmişlerdi” sözü hakkında şöyle dedi: “Onu öğrendiler ve Allah’ın zikrettiği kitaptaki şeyleri bildiler.” Ardından şu ayeti okudu: “Kitabı öğretmeniz ve onu okuyup öğrenmeniz sebebiyle…” (Âl-i İmrân 79)

“Ahiret yurdu, sakınanlar için daha hayırlıdır” sözüyle Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Ahiret yurdunda bulunan, yani dönüş yurdunda Allah’ın dostları, indirdiği kitapla amel edenler ve sınırlarını koruyanlar için hazırladığı şeyler; Allah’tan sakınan, O’nun azabından korkan, emir ve yasaklarında O’nu gözeten ve dünya hayatlarında bütün bunlarda O’na itaat eden kimseler için daha hayırlıdır.

“Hâlâ akletmeyecek misiniz?” Yani hükümlerinde bu yakın dünyanın menfaatini alan ve “Bağışlanacağız” diyen bu kimseler, Allah katında ahiret yurdunda, hükümlerinde insanlar arasında adaletli davranan takvâ sahipleri için bulunan şeylerin, Allah’ın emrine aykırı davranarak ve insanlar arasında haksız hüküm vererek dünyada aceleyle aldıkları bu az ve geçici menfaatten daha hayırlı olduğunu hâlâ akletmeyecekler mi?

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/araf-168/,https://kutsalayet.de/araf-170/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız