"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Araf 5

Azabımız kendilerine geldiğinde onların çağrıları ancak: Biz gerçekten zalimlerdik, demeleri oldu.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe ma kane davahum iz caehum be’suna (azabımız geldiğinde sözleri sadece şu oldu) illa en kalu inna kunna zalimin (şüphesiz biz zalimlerdik dediler)

Mukatil Tefsiri
Azabımız kendilerine geldiğinde onların sözleri, yani azap üzerlerine indiği sırada söyledikleri söz ancak: Biz gerçekten zalimlerdik, demeleri oldu; Mümin sûresindeki Allah’a yalnızca O’na iman ettik sözlerinde olduğu gibi (Gâfir 84).

Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Helâk ettiğimiz belde halkının, azabımız ve şiddetli yakalayışımız kendilerine geceleyin yahut onlar gündüz istirahat ederlerken geldiğinde çağrıları, kendilerine kötülük ettiklerini, Rablerine karşı günah işlediklerini ve O’nun emir ve yasağına karşı geldiklerini kendi aleyhlerine itiraf ederek: Biz gerçekten zalimlerdik, demelerinden başka bir şey olmadı. Şanı yüce olan Allah’ın burada onların çağrıları sözüyle kastettiği, onların dua ve çağrılarıdır. Arapların dilinde da‘vâ kelimesinin iki anlamı vardır; bunlardan biri dua ve çağrı, diğeri ise bir hak iddiasında bulunmaktır. Dua ve çağrı anlamındaki da‘vâ kullanımına Yüce ve Mübarek Allah’ın Onların çağrıları durmadan böyle devam etti (Enbiyâ 15) sözü örnektir. Şairin şu sözü de bundandır: Ayağım kaydığında sana seslenirim ki sana seslenmekle onun kaymasından şifa bulayım da bu bana hafif gelsin. Daha önce be’s ve be’sâ kelimelerinin şiddet anlamına geldiğini, bunun doğruluğuna delalet eden şahitleriyle birlikte açıklamıştık; bu sebeple burada yeniden zikretmeye ihtiyaç yoktur. Bu ayette, Allah’ın Elçisinden rivayet edilen Hiçbir kavim, kendi aleyhlerine mazeret kalmayıncaya kadar helâk olmaz sözünün doğruluğuna açık bir delil vardır. Bazıları da bunu bu şekilde tevil etmiştir. Bize İbn Humeyd rivayet etti, dedi ki: Bize Cerîr, Ebû Sinân’dan, o Abdülmelik b. Meysere ez-Zerrâd’dan rivayet etti; dedi ki: Abdullah b. Mes‘ûd şöyle dedi: Allah’ın Elçisi: Hiçbir kavim, kendi aleyhlerine mazeret kalmayıncaya kadar helâk olmaz, buyurdu. Ben Abdülmelik’e: Bu nasıl olur? dedim. Bunun üzerine şu ayeti okudu: Azabımız kendilerine geldiğinde onların çağrıları… Eğer biri: Azabımız kendilerine geldiğinde onların çağrıları ancak: Biz gerçekten zalimlerdik, demeleri oldu nasıl denilmiştir ve Allah’ın azabı kendilerine helâk ile geldiği hâlde bunu söylemeleri nasıl mümkün olmuştur? Bunu helâkten önce mi söylediler? Eğer helâkten önce söyledilerse azabın gelişinden önce söylemiş olurlar, hâlbuki Allah onların bunu daha önce değil, azap kendilerine geldiği sırada söylediklerini haber vermektedir; yoksa azap kendilerine geldikten sonra mı söylediler? Bu ise onların helâk oldukları bir durumdur; Allah’ın azabını ve elçilerin kendilerini tehdit ettikleri Allah’ın şiddetli yakalayışının gerçekliğini gördükleri sırada bunu söylediklerinin belirtilmesi nasıl mümkün olur? derse şöyle denilir: Ümmetlerin hepsinin helâki, başlangıcı ile sonu arasında hiçbir mühlet bulunmayan tek bir anda gerçekleşmiş değildir; onlardan bazıları tufanla boğulmuştur ve kendilerini helâk edeceğini bildikleri sebebin ilk ortaya çıkışıyla hepsini kuşatan helâkin tamamlanması arasında, akıl sahibi hiç kimseye gizli kalmayacak kadar bir süre bulunmuştur. Onlardan bazılarına ise helâkin alameti gözlerinin önünde ortaya çıktıktan sonra üç gün daha hayat verilmiştir; Sâlih’in kavmi ve onların benzerleri gibi. İşte o zaman Allah’ın elçilerinin kendilerini tehdit ettikleri azabın başlangıcını gözleriyle gördüklerinde ve Allah’ın şiddetli yakalayışının üzerlerine ineceğini kesin olarak anladıklarında: Vay hâlimize! Biz gerçekten zalimlerdik (Enbiyâ 14), diye çağırdılar; fakat Allah’ın tehdidi gelip azabı yurtlarına indiğinde imanları kendilerine fayda vermedi (Gâfir 85). Böylece şanı yüce olan Rabbimiz, Peygamberini kendilerine gönderdiği kimseleri, Allah’ı inkâr etmeleri ve Elçisini yalanlamaları sebebiyle kendi şiddetli yakalayışından ve cezasından sakındırmış, kendilerinden önceki ümmetlerin Allah’ın elçilerine isyan edip her inatçı zorbanın emrine uymaları sebebiyle başlarına gelenleri onlara hatırlatmıştır.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/araf-4/,https://kutsalayet.de/araf-6/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız