Ve size geldiklerinde: “İman ettik” derler. Oysa onlar küfürle girmişlerdi ve yine onunla çıkmışlardı. Allah ise onların gizlemekte olduklarını daha iyi bilmektedir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve iza (ve ne zaman) caukum (size geldiklerinde) kalu (derler) amenna (iman ettik) ve kad dehalu (oysa girdiler) bil kufri (inkarla) ve hum kad haracu (ve ciktiklarinda da) bihi (onunla) vallahu (ve Allah) a’lemu (daha iyi bilir) bima kanu yektumun (gizledikleri seyleri)
Mukatil Tefsiri
Bu ayetin iniş sebebi olarak Yahudilerin ileri gelenlerinden Ebû Yâsir b. Ahtab, Ka‘b b. Eşref, Âzer b. Ebû Âzer, Nâfi‘ b. Ebû Nâfi‘ ve Râfi‘ b. Ebû Huraymile’nin Resûlullah’ın yanına gelmeleri zikredilmektedir. Bunlar Yahudilerin önde gelen liderleriydi. Resûlullah’ın huzuruna girerek: “Ey Muhammed! Seni tasdik ediyoruz. Seni tanıyor, doğruluyor ve sana inanıyoruz.” dediler.
Fakat onlar bu sözlerinde samimi değillerdi. Resûlullah’ın yanından ayrıldıklarında yine küfür üzere bulunuyorlardı. Onlar iman ettiklerini söylüyorlar, fakat kalplerinde küfrü gizliyorlardı. Bu yüzden Allah Teâlâ: “Onlar küfürle girmişler ve yine onunla çıkmışlardır.” buyurdu. Yani Resûlullah’ın huzuruna geldiklerinde de küfür üzereydiler, ayrıldıklarında da aynı küfür üzerinde kalmışlardı.
“Allah onların gizlemekte olduklarını çok iyi bilmektedir.” buyruğu ise Muhammed’e karşı kalplerinde sakladıkları inkârı ve düşmanlığı ifade etmektedir. Bunun benzeri bir açıklama Âl-i İmrân sûresinde de yer almaktadır (Âl-i İmrân 72).
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Ey müminler! Yahudilerden olan bu münafıklar size geldiklerinde: “İman ettik” derler. Yani Peygamberiniz Muhammed’in getirdiği şeyi tasdik ettik, onun dinine uyduk ve ona iman ettik iddiasında bulunurlar. Hâlbuki onlar kendi küfürleri ve sapıklıkları üzerinde kalmaya devam etmektedirler. Kalplerinde taşıdıkları, göğüslerinde gizledikleri küfürle sizin yanınıza gelirler; dilleriyle size tasdik ettiklerini söylemeleri ise yalnızca bir yalandır. Bu sebeple Allah’ın: “Küfürle girmişlerdi” buyruğu, onların kalplerinde taşıdıkları inkârla müminlerin yanına geldiklerini ifade etmektedir.
“Ve yine onunla çıkmışlardı” buyruğu ise, sizin yanınızdan ayrıldıklarında da aynı küfür üzere ayrıldıkları anlamına gelir. Yani size gelişleri onları küfürlerinden döndürmemiş, sapıklıklarından vazgeçirmemiştir. Nasıl küfürle geldilerse yine küfürle dönmüşlerdir. Onlar yaptıkları bu işin Allah’tan gizli kalacağını zannetmişler, bu konuda Allah’ı gereği gibi tanıyamadıkları için kalplerindeki inkârın bilinmeyeceğini sanmışlardır.
“Allah ise onların gizlemekte olduklarını daha iyi bilmektedir” buyruğunun anlamı da şudur: Allah, onların size dilleriyle “Allah’a ve Muhammed’e iman ettik, onun getirdiğini tasdik ettik” dedikleri sırada içlerinde gizledikleri küfrü, inkârı ve nifakı en iyi bilendir. Onların kalplerinde sakladıkları hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.
Bu ayetin tefsiri hakkında müfessirlerden şu rivayetler nakledilmiştir:
Katâde şöyle demiştir: “Bunlar Yahudilerden bazı kimselerdi. Peygamber’in yanına gelirler, onun getirdiği dine iman ettiklerini ve ondan hoşnut olduklarını söylerlerdi. Hâlbuki sapıklıkları ve küfürleri üzerinde durmaya devam ediyorlardı. Peygamber’in yanına o küfürle giriyor, yine o küfürle çıkıyorlardı.”
Süddî de ayet hakkında şöyle demiştir: “Bunlar Yahudi kökenli bazı münafıklardı. Küfür üzere girdiler ve küfür üzere çıktılar.”
İbn Abbas’ın bu ayet hakkındaki açıklaması şöyledir: “Onlar müminlerin yanına geldiklerinde dilleriyle doğru sözler söylüyorlardı; fakat kalpleri küfrü gizliyordu. İşte Allah’ın ‘Küfürle girdiler ve onunla çıktılar’ buyruğu bunu ifade etmektedir.”
İbn Zeyd ise bu ayeti, Ehl-i Kitap’tan bir grubun müminleri şüpheye düşürmek için uyguladıkları hileyle ilişkilendirmiştir. Buna göre Allah’ın şu buyruğunu hatırlatmıştır: “Ehl-i Kitap’tan bir topluluk şöyle dedi: ‘Müminlere indirilene günün başında iman edin, sonunda ise inkâr edin; belki onlar da dönerler.’” (Âl-i İmrân 72). İbn Zeyd şöyle demiştir: “Bunlar Yahudilerdi. Günün başında iman etmiş gibi görünürler, sonra kendi kâfir topluluklarına ve şeytanlarına döndüklerinde yine küfürlerine dönerlerdi. İşte ‘Küfürle girdiler ve onunla çıktılar’ buyruğu bunu anlatmaktadır.”
Abdullah b. Kesîr de ayetteki “Küfürle girdiler ve onunla çıktılar” ifadesi hakkında şöyle demiştir: “Yani küfür onların kendi içlerinden kaynaklanıyordu; geldiklerinde de onunla geldiler, ayrıldıklarında da onunla ayrıldılar.”
Böylece Taberî’nin açıklamasına göre ayet, müminlerin arasına girerek iman ettiklerini söyleyen, fakat kalplerinde inkârı gizleyen Yahudi münafıkları tasvir etmektedir. Onların sözleri ile kalpleri birbirine zıttır. Dilleri iman ikrarında bulunurken kalpleri küfür üzere sabittir. Bu sebeple Allah onların müminlerin yanında söyledikleri sözlere değil, kalplerinde gizledikleri gerçek inançlarına hükmetmekte ve onların başından sonuna kadar küfür üzere kaldıklarını bildirmektedir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…