"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Maide 60

De ki: Allah katında ceza bakımından bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah’ın lanet ettiği, gazap ettiği, içlerinden maymunlar ve domuzlar meydana getirdiği ve tâğuta kulluk edenler var ya, işte onların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Kul (de ki) hel unebbiukum (size haber vereyim mi) bi serrin (daha kotusunu) min zalike (bundan) mesubeten (karsilik olarak) indallahi (Allah katinda) men leanehullahu (Allahin lanetledigi kimseyi) ve gadibe aleyhi (ve gazap ettigi) ve ceale minhumul kiradete (ve bazilarini maymun yapti) vel hanazire (ve domuzlar) ve abedet tagut (ve taguta kulluk edenler) ulaike (iste onlar) serrun (daha kotudur) mekanen (yer bakimindan) ve adallu (ve daha sapiktir) an sevais sebil (dogru yoldan)

Mukatil Tefsiri
Yahudiler müminlere şöyle demişlerdi: “Yeryüzündeki din mensupları arasında dünya ve ahiretten en az pay alan sizsiniz.” Bunun üzerine Allah Teâlâ bu ayeti indirdi.

“Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi?” buyruğunda kastedilen, onların müminler hakkındaki sözlerine cevap verilmesidir. “Allah katında karşılık bakımından daha kötü olanlar” ifadesiyle Allah’ın lanetine ve gazabına uğrayanlar kastedilmektedir.

Yahudiler: “Kimdir onlar ey Muhammed?” diye sordular. Bunun üzerine Resûlullah, ayette belirtilen topluluğun Allah’ın lanetlediği kimseler olduğunu bildirdi. Tefsirde bunların Yahudiler olduğu açıklanmaktadır. “Allah’ın gazap ettiği kimseler” ifadesi de onlar hakkındadır. Eğer öldürülmezlerse cizye ve haraç vermeye mecbur bırakılmaları da bu gazabın sonuçlarından biri olarak zikredilmiştir.

“İçlerinden maymunlar ve domuzlar yaptığı kimseler” buyruğu hakkında, maymunlara dönüştürülenlerin cumartesi yasağını çiğneyerek balık avlayan topluluk olduğu belirtilmektedir. Bu olay A‘râf 163-166’da anlatılmıştır. Domuzlara dönüştürülenlerin ise sofra mucizesiyle ilgili topluluk olduğu ifade edilmektedir. Bu olay da Mâide 112-115 ile bağlantılı olarak zikredilmektedir.

“Tâğuta kulluk edenler” ifadesinde kastedilen şeytana kulluk edenlerdir. Ayetteki anlam, Allah’a isyan ederek şeytanın peşinden giden kimselerdir. İşte bunlar dünya hayatında daha kötü bir durumda bulunan ve müminlere göre doğru yoldan daha fazla sapmış olan kimselerdir.

Bu ayet inince Yahudiler ayıplanıp küçük düşürüldüler. Müminler onlara: “Ey maymunların ve domuzların kardeşleri!” diye hitap ettiler. Bunun üzerine başlarını eğdiler ve Allah Teâlâ onları rezil etti.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah, Peygamberi Muhammed’e şöyle buyurmaktadır: Ey Muhammed! Dininizi alay ve eğlence konusu yapan, sizden önce kendilerine kitap verilmiş olan Yahudi ve Hristiyanlara ve diğer kâfirlere de ki: Allah katında karşılık ve ceza bakımından, sizin bizim Allah’a iman etmiş olmamızdan, bize indirilen kitaba ve bizden önce indirilen ilahî kitaplara iman etmemizden dolayı ayıpladığınız şeyden daha kötü olanı size haber vereyim mi? Burada geçen “mesûbe” kelimesi Allah katındaki karşılık ve ceza anlamındadır. Kelimenin aslı “sevap ve karşılık”tır. Araplar bu kelimeyi hem hayır hem de şer karşılığı için kullanırlar. Seddî bu ayetin tefsirinde “Allah katındaki karşılık bakımından daha kötü olanı” demiştir. İbn Zeyd de “Mesûbe sevaptır; hayır sevabı da olur, şer sevabı da olur.” demiş ve bunu açıklamak için “daha kötü bir karşılık” anlamındaki ifadeyi okumuştur.

Ayette geçen “Allah’ın lanet ettiği kimse” ifadesi, Allah’ın rahmetinden uzaklaştırdığı, kovduğu ve gazap ettiği kimse demektir. “Ve içlerinden maymunlar ve domuzlar meydana getirdiği” buyruğu ise, Allah’ın onlara öfkelenip dünyada da zillet ve aşağılanma cezası vermesini ifade etmektedir. Böylece onların bir kısmı maymunlara, bir kısmı da domuzlara dönüştürülmüştür. Maymunlara dönüştürülmelerinin sebeplerinden bazıları daha önce zikredilmişti. Domuzlara dönüştürülmeleriyle ilgili olarak ise İbn İshak şu rivayeti nakletmektedir: İsrailoğulları arasında bir köyde yaşayan bir kadın vardı. O sırada İsrailoğullarının bir hükümdarı bulunuyordu ve halkın büyük çoğunluğu helâke sürüklenmişti. Ancak bu kadın hak din üzere kalmış, Allah’a bağlılığını sürdürmüş biriydi. İnsanları Allah’a çağırmaya devam etti. Etrafında ona uyan bir topluluk toplanınca onlara Allah’ın dini uğrunda mücadele etmelerini ve kavimlerini bu dine davet etmelerini emretti. Kendisi de onlarla birlikte çıktı. Hükümdar ve adamları onların üzerine yürüdü, kadının arkadaşlarının tamamı öldürüldü, kadın ise kurtuldu. Daha sonra yeniden insanları Allah’a çağırdı. Etrafında yine bir topluluk toplandı. Onları da mücadeleye çağırdı. Bu grup da öldürüldü, kadın yine kurtuldu. Sonra üçüncü kez insanları Allah’a davet etti. Ona uyan yeni bir topluluk meydana geldi. Onlarla birlikte tekrar çıktı. Bu topluluk da öldürüldü, kadın yine kurtuldu. Bunun üzerine ümidini kaybetmiş halde şöyle dedi: “Sübhanallah! Eğer bu dinin bir sahibi ve yardımcısı olsaydı mutlaka onu üstün kılardı.” O gece üzüntü içinde uyudu. Sabah olduğunda köy halkının her tarafta domuzlar halinde dolaştığını gördü. Allah onları o gece domuzlara çevirmişti. Kadın bunu görünce şöyle dedi: “Bugün Allah’ın dinini üstün kıldığını ve emrini yücelttiğini anladım.” Rivayette bildirildiğine göre İsrailoğulları arasında domuzlara dönüştürülme olayı bu kadının eliyle gerçekleşmiştir.

Mücahid de bu ayet hakkında şöyle demiştir: “Maymunlara ve domuzlara dönüştürülenler Yahudilerden bir topluluktu.”

“Ve tâğuta kulluk edenler” buyruğu hakkında kıraat âlimleri çeşitli okuyuşlar nakletmişlerdir. Bir kısmı bunu “ve tâğuta ibadet edenler” anlamında okumuş, bir kısmı “tâğutun hizmetçileri” anlamına gelecek şekilde değerlendirmiştir. Taberî uzun kıraat tartışmalarını aktardıktan sonra en güçlü görüşün, ayetin “Allah’ın lanet ettiği, gazap ettiği, içlerinden maymunlar ve domuzlar meydana getirdiği ve tâğuta kulluk edenler” anlamında olduğu sonucuna varmıştır. Buna göre burada Yahudilerden bir grubun tâğuta ibadet etmeleri de onların kötü sıfatları arasında zikredilmektedir. Tâğutun ne olduğu daha önce açıklanmıştır. Buradaki anlamıyla Allah’tan başka kendisine itaat edilen ve kulluk edilen bâtıl varlıkları ifade etmektedir.

Yüce Allah’ın “İşte onların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır” buyruğunun anlamı şudur: Allah’ın lanet ettiği, gazabına uğrayan, maymunlara ve domuzlara dönüştürülen ve tâğuta kulluk eden bu kimseler, ey Yahudiler, sizin Allah’a, bize indirilen kitaba ve daha önce indirilen kitaplara iman ettikleri için ayıpladığınız müminlerden hem dünya hem de ahiret bakımından daha kötü bir konumdadırlar. Üstelik doğru yoldan uzaklaşma bakımından da müminlerden daha ileri derecede sapmışlardır. Sizler haktan, doğruluktan ve istikamet yolundan daha çok uzaklaşmış durumdasınız.

Taberî burada ayetin üslubuna dikkat çekerek Allah’ın Yahudilere doğrudan “siz daha kötüsünüz” demediğini, fakat onların çok iyi bildikleri tarihî olayları hatırlatarak onları kendi geçmişleriyle yüzleştirdiğini belirtmektedir. Böylece Allah, Peygamberine en güzel hitap tarzını öğretmiş ve ona şöyle demesini emretmiştir: Ey Muhammed! Onlara de ki: Allah’a ve O’nun indirdiği kitaplara iman eden, sizin alay ettiğiniz bu müminler mi daha kötüdür; yoksa Allah’ın lanet ettiği, gazap ettiği, maymunlara ve domuzlara çevirdiği ve tâğuta kulluk eden kimseler mi? Ayetin amacı, müminleri küçümseyen ve onların diniyle alay eden Yahudilere, kendi tarihlerindeki ağır ilahî cezaları hatırlatmak ve gerçekte kimin daha kötü durumda bulunduğunu ortaya koymaktır.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/maide-59/,https://kutsalayet.de/maide-61/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız