Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder ve hâlini düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak ki Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe men (artık kim) tabe (tevbe ederse) min ba’di zulmihi (zulmunden sonra) ve asleha (ve duzeltirse) fe innallaha (suphesiz Allah) yetubu (tevbesini kabul eder) aleyhi (onun) innallaha (suphesiz Allah) gafurun (bagislayandir) rahim (merhametlidir)
Mukatil Tefsiri
“Kim yaptığı zulümden sonra tevbe ederse” buyruğu, hırsızlık yaptıktan sonra tevbe eden kimse demektir.
“Ve durumunu düzeltirse” buyruğu, hayatının geri kalanında amelini düzeltirse demektir.
“Şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder” buyruğu da böyledir.
“Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir” buyruğu, günahını bağışlar ve ona merhamet eder, demektir.
Ancak çalınan mala gelince, onu mutlaka sahibine geri vermesi gerekir.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Bu hırsızlardan kim tevbe ederse; yani Allah’a isyan etmekten, O’nun hoşlanmadığı davranışlardan dönüp O’nun razı olduğu itaate yönelirse, yaptığı zulümden sonra tevbe etmiş olur. Buradaki zulüm, insanların mallarını çalmak suretiyle Allah’ın yasakladığı şeyi işlemesi ve sınırı aşmasıdır.
“Ayrıca hâlini düzeltirse” buyruğu, kişinin nefsini Allah’a itaat etmeye zorlaması, hoşuna gitmese bile onu itaate yönlendirmesi ve işlediği günahlardan dolayı Allah’a tevbe etmesi anlamındadır.
Bize ulaşan rivayetlere göre Mücâhid, bu ayette geçen tevbenin, kişi hakkında uygulanan had cezası olduğunu söylemiştir.
Muhammed b. Sa‘d bana rivayet etti; dedi ki: Babam bana rivayet etti; dedi ki: Amcam bana rivayet etti; dedi ki: Babam bana, o da babasından, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas, “Kim yaptığı zulümden sonra tevbe eder ve hâlini düzeltirse” ayeti hakkında şöyle dedi:
“Allah onun tevbesini had cezası ile kabul eder.”
Ebû Küreyb bize rivayet etti; dedi ki: Musa b. Dâvûd bize rivayet etti; dedi ki: İbn Lehîa bize Huyey b. Abdullah’tan, o da Ebû Abdurrahman el-Hublî’den, o da Abdullah b. Amr’dan rivayet etti. Abdullah b. Amr şöyle dedi:
Bir kadın ziynet eşyası çalmıştı. Malı çalınanlar Resûlullah’a gelerek:
“Ey Allah’ın Resûlü! Bu kadın bizi soydu” dediler.
Bunun üzerine Resûlullah şöyle buyurdu:
“Onun sağ elini kesin.”
Kadın bunun üzerine:
“Benim için tevbe yolu var mı?” diye sordu.
Resûlullah şöyle buyurdu:
“Bugün sen günahından, annenin seni doğurduğu günkü gibi çıktın.”
Abdullah b. Amr dedi ki:
Bunun üzerine Yüce Allah şu ayeti indirdi:
“Kim yaptığı zulümden sonra tevbe eder ve hâlini düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder.”
“Şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder” buyruğunun anlamı şudur: Allah Teâlâ o kimseyi, hoşnut olmadığı isyan hâlinden çıkarıp sevdiği ve razı olduğu itaate döndürür.
“Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir” buyruğu ise şu anlama gelir: Allah Teâlâ, günahlarından dönerek kendisine yönelen kimsenin günahlarını örter; kıyamet gününde o günahlar sebebiyle onu cezalandırmaktan vazgeçer ve insanların huzurunda onu rezil etmez. O, tevbe ederek kendisine dönen kullarına karşı merhametlidir; onların tevbelerini kabul eder ve onlara rahmetiyle muamele eder.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…