Ey kitap ehli! “Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi” dememeniz için, peygamberlerin arasının kesildiği bir dönemde size, gerçekleri açıklayan elçimiz geldi. İşte size bir müjdeleyici ve bir uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye güç yetirendir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ya ehlel kitabi (ey kitap ehli) kad (gerçekten) caekum (size geldi) rasuluna (elçimiz) yubeyyinu (açıklıyor) lekum (size) ala fetretin (bir kesintiden sonra) miner rusuli (elçiler arasında) en (ki) tekulu (demeyesiniz) ma caena (bize gelmedi) min beşirin (bir müjdeleyici) ve la nezir (ve bir uyarıcı) fe kad (işte gerçekten) caekum (size geldi) beşirun (bir müjdeleyici) ve nezir (ve bir uyarıcı) vallahu (ve Allah) ala kulli şey’in (her şeye) kadir (güç yetirendir)
Mukatil Tefsiri
“Ey Kitap Ehli” buyruğunda Yahudiler kastedilmektedir. Bunlar arasında Râfi‘ b. Ebû Huraymile ve Vehb b. Yehûzâ da vardı.
“Elçimiz size geldi” buyruğunda Muhammed kastedilmektedir.
“Size açıklayan” buyruğu, dini açıklayan demektir.
“Peygamberlerin arasının kesildiği bir dönemde” buyruğunda takdim vardır. Muhammed ile İsa arasında altı yüz yıl bulunuyordu.
“Bize bir müjdeleyici ve bir uyarıcı gelmedi dememeniz için” buyruğu, cennetle müjdeleyen ve cehennemle korkutan bir elçi gelmedi dememeniz içindir, demektir.
“İşte size bir müjdeleyici ve bir uyarıcı gelmiştir” buyruğunda kastedilen Peygamber’dir.
“Allah her şeye gücü yetendir” buyruğu, Muhammed’i peygamber olarak göndermeye de kadirdir, demektir.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın “Ey kitap ehli!” hitabıyla kastettiği, bu ayetin indiği sırada Resûlullah’ın hicret yurdunda bulunan Yahudilerdir. Rivayet edildiğine göre, Resûlullah onları kendisine ve Allah katından getirdiği vahye iman etmeye çağırınca onlar veya içlerinden bir kısmı: “Musa’dan sonra Allah hiçbir peygamber göndermedi ve Tevrat’tan sonra hiçbir kitap indirmedi” dediler.
İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre Muâz b. Cebel, Sa‘d b. Ubâde ve Ukbe b. Vehb Yahudilere şöyle dediler: “Ey Yahudiler topluluğu! Allah’tan korkun. Vallahi siz onun Allah’ın elçisi olduğunu biliyorsunuz. Onun gönderilişinden önce bize ondan söz ediyor, sıfatlarını anlatıyordunuz.” Bunun üzerine Râfi‘ b. Harmele ile Vehb b. Yehûzâ: “Biz size böyle bir şey söylemedik. Allah Musa’dan sonra hiçbir kitap indirmedi ve hiçbir müjdeleyici ile uyarıcı göndermedi” dediler. Bunun üzerine Yüce Allah onların bu sözleri hakkında şu ayeti indirdi: “Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir dönemde size gerçekleri açıklayan elçimiz geldi ki: Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi demeyesiniz. İşte size bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye güç yetirendir.”
“Size elçimiz geldi” buyruğuyla Yüce Allah, Muhammed’i kastetmektedir. “Size açıklıyor” ifadesi ise, size hakkı tanıtıyor, hidayet işaretlerini açıklıyor ve sizi Allah’ın razı olduğu dine yöneltiyor anlamındadır.
Katâde bu ayet hakkında şöyle demiştir: “Size açıklayan elçimiz geldi” ifadesi Muhammed’dir. O, Allah’ın hak ile batılı birbirinden ayırdığı Furkan’ı getirmiştir. Onda Allah’ın açıklaması, nuru, hidayeti ve ona sarılanlar için korunma vardır.
“Peygamberlerin arasının kesildiği bir dönemde” ifadesindeki “fetret”, peygamberlerin gönderilişinin kesintiye uğraması demektir. Ayetin anlamı: “Size hakkı ve hidayeti açıklayan elçimiz, peygamberlerin gönderilmesinin kesildiği bir dönemde gelmiştir” şeklindedir. Fetret kelimesi aslında durgunluk ve sükûnet anlamına gelir. Burada ise peygamberlerin gelişinin durması ve kesilmesi kastedilmektedir.
Müfessirler bu fetret döneminin ne kadar sürdüğü konusunda farklı görüşler nakletmişlerdir. Katâde’den gelen bir rivayete göre İsa ile Muhammed arasında beş yüz altmış yıl vardı. Başka bir rivayette ise bu sürenin yaklaşık altı yüz yıl olduğu belirtilmiştir. Yine Katâde’den nakledilen başka bir görüşte bu süre beş yüz kırk yıl olarak zikredilmiştir. Dahhâk ise İsa ile Muhammed arasında dört yüz küsur yıl bulunduğunu söylemiştir.
“Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi dememeniz için” ifadesi, “demeyesiniz diye” veya “söylememeniz için” anlamındadır. Nitekim Allah’ın “Allah size açıklar ki sapmayasınız” buyruğunda da (Nisâ 176) aynı kullanım vardır. Buna göre ayetin anlamı şöyledir: Size elçimiz geldi ki, “Bize hiçbir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi” deme imkânınız kalmasın. Böylece Allah, elçisini göndermekle onların mazeretini ortadan kaldırmış ve delilini tamamlamıştır.
Buradaki “müjdeleyici”, Allah’a itaat eden, O’na ve elçisine iman eden ve Allah katından gelen hükümlerle amel eden kimseleri ahiretteki büyük sevapla müjdeleyen kişidir. “Uyarıcı” ise Allah’a isyan eden, elçisini yalanlayan ve Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı davrananları, ahirette karşılaşacakları dayanılmaz azap ve şiddetli ceza ile korkutan kişidir.
“İşte size bir müjdeleyici ve bir uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye güç yetirendir” buyruğunun tefsiri şöyledir:
Yüce Allah, vasıfları anlatılan bu Yahudilere şöyle demektedir: Size karşı mazeret bırakmadık, size karşı delilimizi elçimiz Muhammed ile tamamladık. Onu size gönderdik ki dininiz konusunda size karışık gelen hususları açıklasın ve siz de “Bize içinde bulunduğumuz sapıklığı açıklayacak bir elçi gelmedi” diyemeyesiniz. İşte size katımdan bir elçi gelmiştir. O, bana iman eden, emrettiğim şeyleri yapan ve yasakladığım şeylerden kaçınanları müjdeler; bana isyan eden ve emrime karşı gelenleri de uyarır.
Ben her şeye gücü yetenim. Bana isyan edeni cezalandırmaya da, bana itaat edeni mükâfatlandırmaya da kadirim. Öyleyse bana karşı gelmeniz ve elçimi yalanlamanız sebebiyle azabımdan sakının. Bana itaat ederek ve müjdeleyicim ile uyarıcımı tasdik ederek sevabımı isteyin. Çünkü ben, dilediğini gerçekleştirmekten hiçbir şeyin aciz bırakamadığı ve istediği hiçbir şeyin elinden kaçamadığı Allah’ım.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…