"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Maide 11

Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani bir topluluk size ellerini uzatmaya kalkışmıştı da Allah onların ellerini sizden çekip engellemişti. Allah’tan sakının. Müminler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Vezkuru (ve anın) ni’metallahi (Allahın nimetini) aleykum (üzerinizdeki) iz (ne zaman) hemme (niyet etti) kavmun (bir topluluk) en (ki) yebsutu (uzatsınlar) ileykum (size) eydiyehum (ellerini) fe keffe (engelledi) eydiyehum (ellerini) ankum (sizden) vettekullaha (ve Allahtan sakının) ve alallahi (ve Allaha) felyetevekkel (güvensin) el mu’minun (müminler)

Mukatil Tefsiri
Yüce Allah’ın: “Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size ellerini uzatmayı kastetmişti de Allah onların ellerini sizden çekmişti…” buyruğu şu olay üzerine nazil olmuştur:

Resûlullah, Münzir b. Amr el-Ensârî’yi bir grup sahabeyle birlikte Benî Âmir’e ait Bi’r-i Maûne suyuna göndermişti. Kafile yoluna devam ederek bölgeye yaklaştı ve suya ulaşınca orada konakladı. Akşam olunca içlerinden dört kişinin devesi kayboldu. Bu dört kişi geride kalmak için izin istediler. Münzir onlara izin verdi. Daha sonra Münzir beraberindeki kimselerle yoluna devam etti.

Sabah olunca düşmanlar su başında onların üzerine toplandılar. Benî Süleym kabilesi, Benî Âmir’e onların bulunduğu yeri haber vermişti. İki taraf karşılaşınca şiddetli bir savaş meydana geldi. Münzir b. Amr ve beraberindekiler öldürüldü.

Geride kalan dört kişi ertesi gün develerini buldular. Daha sonra arkadaşlarını aramak üzere yola çıktılar. Yolda Benî Âmir’e mensup bir cariye ile karşılaştılar. Kadın sürüsünü otlatıyordu. Onlara:

“Yoksa siz Muhammed’in arkadaşlarından mısınız?” diye sordu.

Onlar:

“Evet” dediler. Kadının Müslüman olmasını umuyorlardı.

Kadın ise:

“Kurtulmaya bakın! Kardeşleriniz su başında öldürüldüler. Onları Âmir b. Tufeyl b. Mâlik b. Ca‘fer öldürdü” dedi.

Bunun üzerine dört kişiden biri:

“Ne düşünüyorsunuz?” dedi.

Diğerleri:

“Resûlullah’ın yanına dönelim ve olup biteni ona haber verelim” dediler.

Fakat o kişi:

“Allah’a yemin ederim ki bugün arkadaşlarımın düşmanlarından intikam almadan geri dönmeyeceğim. Siz doğru yolda gidin ve benden Resûlullah’a çokça selâm söyleyin” dedi.

Sonra düşman süvarilerine doğru ilerledi. Su başında arkadaşlarının öldürülmüş olduğunu görünce kılıcını çekti ve öldürülünceye kadar savaştı.

Diğer üç kişi Medine’ye döndü. Akşam vakti Medine’ye ulaştılar. Şehrin dışına çıkan Benî Süleym’den iki kişiyle karşılaştılar. Onlara:

“Siz kimsiniz?” diye sordular.

Onlar:

“Biz Benî Âmir’deniz” dediler.

Üç sahabî de:

“Siz bizim kardeşlerimizi öldüren topluluktansınız” dediler ve üzerlerine saldırıp onları öldürdüler.

Daha sonra Resûlullah’ın yanına girdiler ve haberi anlattılar. Ancak olayın haberi daha önce Peygamber’e ulaşmıştı. Şöyle dediler:

“Ey Allah’ın Resûlü! Akşam vakti Medine’ye geldik. Benî Âmir’den iki kişi bulduk. Onları öldürdük. İşte eşyaları da bunlardır.”

Resûlullah onlara şöyle buyurdu:

“Ne kötü iş yaptınız! Çünkü onlar Benî Süleym’dendiler.”

Benî Süleym ile Resûlullah arasında bir antlaşma ve güvence bulunuyordu. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:

“Ey iman edenler! Allah’ın ve Resûlü’nün önüne geçmeyin…” (Hucurât 1)

Yani Resûlullah size emretmeden herhangi bir işe veya davranışa kalkışmayın. “Allah’tan korkun” buyruğu da peygamberinize muhalefet etmeyin anlamındadır. “Şüphesiz Allah işittiklerinizi işitendir, yaptıklarınızı bilendir.” (Hucurât 1)

Bundan sonra Benî Süleym’den bazı kişiler gelip:

“Ey Muhammed! İki arkadaşımız sana geldiler ve senin yanında öldürüldüler” dediler.

Resûlullah şöyle buyurdu:

“İki arkadaşınız düşmanımıza mensup olduklarını söyleyerek öldürüldüler. Ancak onların diyetini ödeyeceğiz.”

Bunun üzerine Resûlullah, antlaşmalı topluluklardan yardım toplamak için yola çıktı. İlk olarak Benî Nadîr’e gitti ve onlara:

“Siz bizim komşularımız ve müttefiklerimizsiniz. Günler insanlar arasında dönüp durmaktadır. Başımıza gelenleri gördünüz. Bize bugün bir iyilik yapın ki yarın biz de size karşılığını verelim” buyurdu.

Onlar:

“Hoş geldin. Benî Kurayza kardeşlerimizin önüne geçmek istemeyiz. Fakat falan gün bize gel. Sana vermek istediğimiz şeyi hazırlamış oluruz” dediler.

Resûlullah onların yanından ayrıldıktan sonra Benî Nadîr, Benî Kurayza’ya haber göndererek:

“Muhammed aldanmış durumda. Yanımıza bir veya iki kişiyle geliyor. Bir araya gelin ve onu öldürün” dediler.

Daha sonra Resûlullah, belirledikleri günde yanlarına geldi. Beraberinde Ebû Bekir, Ömer ve Ali vardı. Kendisi dördüncü kişiydi. Onu bir gölgelikte oturttular. Ardından silah toplamaya çıktılar. O sırada Ka‘b b. Eşref de Medine’de bulunuyordu. Yahudiler onun gelmesini bekliyorlardı.

Bu sırada Allah Teâlâ peygamberine vahiy gönderdi. Cebrâil gelip ona kendisi ve arkadaşları hakkında kurulan tuzağı haber verdi. Bunun üzerine Resûlullah ayağa kalktı. Ashabına haber vermedi; çünkü onların Yahudilere karşı harekete geçmesinden çekiniyordu. Evin kapısına kadar geldi ve orada bekledi.

Ashabının yanına dönmeyince içlerinden biri dışarı çıktı. Resûlullah’a bakmak istiyordu. Onu kapıda görünce:

“Ey Allah’ın Resûlü! Yanımıza dönmeyince sana bir kötülük yapılmış olmasından korktuk” dedi.

Resûlullah şöyle buyurdu:

“Allah’ın düşmanları bunu yapmak istediler. Sen kapıda bekle. Arkadaşlarından biri çıkınca onu senin yerine bırak ve sana anlattığım şeyi ona bildir. Sonra bana yetiş.”

Daha sonra Resûlullah oradan ayrıldı. O sahabî kapıda bekledi. Bir süre sonra diğer arkadaşı çıkınca ona durumu anlattı ve kendisi Resûlullah’a yetişti. Diğerleri de gecikmeyi görünce dışarı çıktılar ve Resûlullah’ın peşinden gittiler.

İşte Allah Teâlâ’nın şu buyruğu bu olay hakkında nazil olmuştur:

“Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size ellerini uzatmayı kastetmişti…”

Burada kastedilen topluluk Yahudilerdir. “Size ellerini uzatmayı kastetmişti” buyruğu, size kötülük yapmak ve sizi öldürmek istemişlerdi anlamındadır. “Allah onların ellerini sizden çekmişti” buyruğu ise Allah’ın onların planlarını boşa çıkarması ve size zarar vermelerine engel olması demektir.

“Allah’tan korkun. Müminler yalnız Allah’a tevekkül etsinler” buyruğu da müminlerin her işlerinde Allah’a güvenmeleri, O’nun korumasına sığınmaları ve düşmanların tuzaklarından korkmak yerine Allah’ın yardımına güvenmeleri gerektiğini ifade etmektedir.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın, “Ey iman edenler!” buyruğuyla kastettiği kimseler, Allah’ın birliğini ve Resulü Muhammed’in peygamberliğini tasdik eden, onun Rabbinden getirdiği şeyleri kabul edenlerdir. “Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın” buyruğunun anlamı ise şudur: Allah’ın size verdiği nimeti hatırlayın ve O’na, sizinle yaptığı ahde bağlı kalarak ve Peygamberinizle yaptığınız sözleşmeleri yerine getirerek şükredin. Sonra Allah, şükredilmesini emrettiği bu nimetin ne olduğunu açıklamış ve bunun, size saldırmayı ve sizi yok etmeyi tasarlayan bir topluluğun ellerini sizden uzak tutması olduğunu bildirmiştir. Onlar size kötülük yapmak istemişler, fakat Allah onları sizden alıkoymuş, amaçlarıyla aranıza engel koymuştur.

Müfessirler, Allah’ın bu ayette müminlere hatırlattığı nimetin ne olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bir kısmı, bunun Benî Nadîr Yahudilerinin, Amr b. Ümeyye ed-Damrî’nin öldürdüğü iki Âmirli’nin diyeti konusunda yardım istemek için yanlarına gelen Resulullah’ı ve ashabını öldürmeye teşebbüs etmeleri üzerine Allah’ın Peygamberini kurtarması olduğunu söylemiştir.

Muhammed b. İshak’ın, Âsım b. Ömer b. Katâde ve Abdullah b. Ebû Bekir’den rivayetine göre Resulullah, Amr b. Ümeyye’nin öldürdüğü iki Âmirli’nin diyeti hususunda yardım istemek için Benî Nadîr’e gitmişti. Yanlarına varınca kendi aralarında gizlice konuştular ve şöyle dediler: “Muhammed’i bundan daha uygun bir durumda asla bulamazsınız. Bir adamı şu evin damına çıkarın da üzerine bir kaya atsın ve bizi ondan kurtarsın.” Bunun üzerine Amr b. Cahhâş b. Ka‘b kalktı. Ancak Allah, Peygamberine onların planını bildirdi. Resulullah oradan ayrılıp geri döndü. Bunun üzerine Allah, onların yapmak istediklerini ve bu olayı anlatan şu ayeti indirdi: “Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani bir topluluk size ellerini uzatmaya kalkışmıştı da Allah onların ellerini sizden çekip engellemişti.”

Mücahid de bu ayetin Yahudiler hakkında indiğini söylemiştir. Buna göre Peygamber, bir diyetin yükünü karşılamak için onların yardımını istemek üzere bahçelerine girmiş, ashabı ise duvarın arkasında bulunuyordu. Peygamber yanlarından ayrılınca kendi aralarında onu öldürmeyi konuştular. Resulullah onların niyetini sezerek geri geri yürüyerek onlara bakmaya devam etti, sonra ashabını birer birer yanına çağırdı ve hepsi onun etrafında toplandı. Allah da onların ellerini müminlerden çekmiş oldu.

Ebû Ma‘şer’in, Yezîd b. Ebû Ziyâd’dan naklettiği rivayette ise Resulullah, Ebû Bekir, Ömer ve Ali ile birlikte Benî Nadîr’e giderek kendilerine düşen bir diyet konusunda yardım istemiştir. Yahudiler görünüşte yardım edeceklerini söylemiş, Peygamberi oturtup bekletmişlerdi. Bu sırada kavmin liderlerinden Huyey b. Ahtab, “Onu şimdi öldürürseniz bir daha böyle fırsat bulamazsınız” diyerek büyük bir değirmen taşını onun üzerine atmayı teklif etti. Onlar da taşı hazırladılar. Fakat Allah onların ellerini engelledi. Cebrail gelip durumu Resulullah’a haber verdi ve Peygamber oradan ayrıldı. Bunun üzerine Allah bu ayeti indirdi ve onların gizledikleri planı Peygamberine bildirdi.

Abdullah b. Kesîr de aynı olayın Benî Nadîr Yahudileri hakkında gerçekleştiğini söylemiştir. Peygamber onların yanına bir diyet yükü için yardım istemeye gitmiş, onlar ise aralarında onu öldürmeyi planlamışlardı. Resulullah onların niyetini fark edince yanlarından ayrılmış, ardından ashabını yanına çağırarak onları da güvenli şekilde oradan uzaklaştırmıştır.

İkrime’den gelen rivayette ise olayın başlangıcı Bi’r-i Maûne faciasına bağlanmaktadır. Resulullah, Münzir b. Amr el-Ensârî’yi muhacir ve ensardan otuz kişiyle birlikte göndermişti. Bunlar Bi’r-i Maûne’de Âmir b. Tufeyl ile karşılaştılar ve çoğu öldürüldü. Daha sonra iki kişi dönüş yolunda Benî Süleym’den iki adamla karşılaştı. Peygamber ile onların kavmi arasında antlaşma bulunduğunu bilmedikleri için onları öldürdüler. Bunun üzerine ölenlerin yakınları diyeti talep etmek üzere geldiler. Resulullah da Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talha ve Abdurrahman b. Avf ile birlikte Benî Nadîr Yahudilerinin yanına giderek bu diyetin ödenmesinde yardım istedi. Yahudiler görünüşte ikram hazırlığı yaparken gerçekte Peygamberi ve ashabını öldürmek üzere toplandılar. Cebrail gelip onların hain planını haber verdi. Bunun üzerine Resulullah ayrıldı ve Ali’ye yerinde kalmasını emretti. Ashabından gelenlere de kendisinin Medine’ye yöneldiğini söylemesini istedi. Bu olayın devamında Allah onların ihanetini kınamış ve ardından: “Onların sürekli bir hainliğine muttali olacaksın” buyurmuştur (Mâide 13).

Ebû Mâlik de bu ayetin Ka‘b b. Eşref ve arkadaşları hakkında indiğini, onların Resulullah’a ihanet etmeyi ve onu öldürmeyi tasarladıklarını söylemiştir.

Bazı müfessirler ise ayette hatırlatılan nimetin başka bir olay olduğunu ileri sürmüşlerdir. İbn Abbas’tan gelen rivayete göre bazı Yahudiler Peygamber ve ashabını bir yemeğe davet etmiş, amaçları da yemek sırasında onları öldürmek olmuştu. Allah bu planı Peygamberine vahyetmiş, bunun üzerine Resulullah yemeğe gitmemiş ve ashabına da gitmemelerini emretmiştir.

Bir başka görüşe göre ise ayet, Batn-ı Nahle’de meydana gelen olayla ilgilidir. Katâde’nin rivayetine göre Resulullah yedinci gazvede Batn-ı Nahle’de bulunurken Benî Sa‘lebe ve Benî Muhârib kabileleri ona suikast düzenlemek istemişlerdi. Allah onu bu durumdan haberdar etti. Rivayete göre bir adam Peygamberin yanına gelip yanında duran kılıcı almak için izin istedi. Resulullah izin verdi. Adam kılıcı çekip, “Şimdi seni benden kim koruyacak?” dedi. Peygamber ise, “Beni Allah koruyacak” diye cevap verdi. Bunun üzerine adam korkup kılıcı yerine koydu. Resulullah da ashabına hareket emri verdi. Bu olayın ardından korku namazı hükmü indirildi.

Zührî’nin, İbn Ebû Seleme vasıtasıyla Cabir’den naklettiği rivayette de Resulullah bir sefer sırasında ağaçlık bir yerde konaklamıştı. İnsanlar gölgelerde dinlenirken Peygamber silahını bir ağaca asmıştı. Bir bedevi gelip kılıcı aldı ve çekerek Peygambere yöneldi. “Seni benden kim koruyacak?” diye sordu. Resulullah sadece “Allah” dedi. Bunun üzerine bedevi korkuya kapıldı ve kılıcı yerine koydu. Resulullah ashabını çağırarak olanları anlattı. Adam ise yanında oturuyordu; buna rağmen Peygamber onu cezalandırmadı. Katâde de bu olayı zikreder ve ayetin buna işaret ettiğini söyler.

Taberî’ye göre bu görüşler arasında doğruya en yakın olanı, ayetin Benî Nadîr Yahudilerinin Resulullah’ı öldürme teşebbüsü hakkında indiğini söyleyen görüştür. Çünkü Allah bu ayetten hemen sonra Yahudilerin ihanetlerini, kötü davranışlarını ve Allah’a karşı işledikleri suçları zikretmiş, ardından da Peygamberine onları affetmesini ve kusurlarına karşı sabırlı davranmasını emretmiştir. Bu bağlam, ayette sözü edilen topluluğun Yahudiler olduğunu açıkça göstermektedir. Eğer burada kastedilen başka bir topluluk olsaydı, ardından gelen ihanet ve ahit bozma suçlamalarının Yahudilere yöneltilmesi bu kadar uygun olmazdı. Bu nedenle ayetin, Benî Nadîr Yahudilerinin Resulullah’ı ve beraberindekileri öldürme planını Allah’ın boşa çıkarmasını hatırlattığı anlaşılmaktadır.

“Allah’tan sakının ve müminler yalnız Allah’a tevekkül etsinler” buyruğunun anlamı ise şudur: Ey müminler! Allah’ın emirlerine aykırı davranmaktan, sizinle yaptığı ahdi bozmaktan ve verdiğiniz sözleri yerine getirmemekten sakının. Aksi takdirde gücünüzün yetmeyeceği bir cezaya uğrarsınız. Müminler işlerini yalnız Allah’a havale etmeli, O’nun hükmüne teslim olmalı, yardımına ve desteğine güvenmelidir. Çünkü bu, imanlarının kemali ve dinlerinin tamamlanmasının gereğidir. Eğer böyle yaparlarsa Allah onları korur, gözetir ve kendilerine kötülük yapmak isteyenlerden muhafaza eder. Nitekim Yahudilerin size el uzatmaya kalkıştıkları zaman sizi koruduğu gibi. Çünkü gerçek koruyucu yalnız O’dur. O’nun istemediği bir zararı kimse size veremez, O’nun takdir etmediği bir faydayı da kimse size sağlayamaz.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/maide-10/,https://kutsalayet.de/maide-12/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız