"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nisa 55

İçlerinden ona iman edenler de vardır, ondan yüz çevirenler de vardır. Çılgın bir ateş olarak cehennem yeter.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe minhum (onlardan) men (kimisi) âmene (iman etti) bihî (ona) ve minhum (ve onlardan) men (kimisi) sadde (yüz çevirdi) عنه (ondan) ve kefâ (ve yeter) bi cehenneme (cehennem) sa’îrâ (alevli ateş olarak)

Mukatil Tefsiri
“Onlardan kimi ona iman etti” buyruğu, İbrahim ailesinden bazı kimselerin Allah’ın indirdiği kitaba iman edip onu tasdik ettikleri anlamındadır.

“Kimi de ondan yüz çevirdi” buyruğu ise, bazı kimselerin kitaba iman etmekten yüz çevirdikleri ve onu doğrulamadıkları anlamındadır.

“Alevli bir ateş olarak cehennem yeter” buyruğu, İbrahim’in kitabını inkâr eden kimseler için cehennemin yakıtı ve azabının yeterli olduğu anlamındadır.

Küfür ehli için cehennem ateşinden daha şiddetli bir ateş yoktur.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah bu sözüyle şöyle buyurmaktadır: Kendilerine kitap verilen İsrailoğulları Yahudilerinden, Allah’ın kendilerine, “Yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğimize iman edin; yüzleri silip arkalarına çevirmeden önce…” (Nisâ 47) buyurduğu kimselerden bir kısmı ona iman etti. Yani Muhammed’e indirilen ve ellerindeki kitabı doğrulayan vahyi tasdik etti. Bir kısmı da ondan yüz çevirdi; yani onu doğrulamaktan ve ona iman etmekten kaçındı.

Mücâhid bu ayet hakkında şöyle demiştir: “İçlerinden ona iman edenler vardır” ifadesi, Yahudilerden Muhammed’e indirilene iman edenleri ifade eder. “İçlerinden ondan yüz çevirenler vardır” ifadesi de onu reddedenleri anlatır. Bu görüş aynı rivayet zinciriyle tekrar nakledilmiştir.

Bu ayette, Medine çevresinde yaşayan İsrailoğulları Yahudilerinden Muhammed’e indirilen vahyi reddedenler hakkında önemli bir delil vardır. Allah’ın daha önce onlar için, “Yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğimize iman edin; yüzleri silip arkalarına çevirmeden önce yahut onları, cumartesi sahiplerini lânetlediğimiz gibi lânetlemeden önce…” (Nisâ 47) buyurarak yönelttiği dünya azabı tehdidi, içlerinden bir kısmının iman etmesi sebebiyle topluca üzerlerinden kaldırılmıştır. Çünkü bu tehdit, hepsinin birden inkâr üzerinde kalmaları durumuna bağlıydı.

Onlardan bazıları iman edince, dünyada acele edilmesi vaat edilen ceza gerçekleşmedi. Ancak inkârlarında ısrar edenlerin cezası ahirete ertelendi. Bunun üzerine Allah onlar hakkında: “Çılgın bir ateş olarak cehennem yeter” buyurdu.

“Çılgın bir ateş olarak cehennem yeter” ifadesinin anlamı şudur: Ey Muhammed’e indirdiğim vahyi yalanlayanlar! Size ceza olarak cehennem yeter. Bu, üzerinize tutuşturulacak ve alevlendirilecek olan cehennem ateşidir.

“Sair” kelimesi aslında “mes‘ûr” yani tutuşturulmuş ve alevlendirilmiş anlamındadır. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur: “Cehennem alevlendirildiği zaman…” (Tekvîr 12). Ancak kelime, Arapçada bazı benzer örneklerde olduğu gibi “mef‘ûl” kalıbından “faîl” kalıbına çevrilmiştir. “Hidâb” yerine “hadîb”, “medhûn” yerine “dehîn” denilmesi gibi burada da “mes‘ûr” yerine “saîr” kullanılmıştır. “Saîr” kelimesi, yakılıp alevlendirilmiş ateş ve yakıt anlamına gelir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/nisa-54/,https://kutsalayet.de/nisa-56/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız