"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nisa 41

Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de bunların üzerine bir şahit olarak getirdiğimiz zaman onların hali nasıl olacak?

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe keyfe (peki nasıl) izâ (ne zaman ki) ci’nâ (getirdiğimizde) min kulli (her) ummetin (ümmetten) bi şehîdin (bir şahit) ve ci’nâ (ve getirdiğimizde) bike (seni) alâ hâulâi (bunların üzerine) şehîdâ (şahit)

Mukatil Tefsiri
Buradaki “şahit”, her ümmetin peygamberidir. O peygamber, Rablerinden aldığı risaleti ümmetine tebliğ ettiğine dair onların aleyhine şahitlik edecektir.

“Seni de bunlara şahit olarak getirdiğimiz zaman” buyruğu ise, ey Muhammed, senin de kendi ümmetinin kâfirleri hakkında, kendilerine risaleti tebliğ ettiğine dair şahitlik etmen anlamındadır.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah bununla şöyle buyurmaktadır: Allah kullarına zerre ağırlığı kadar bile haksızlık etmez. O halde, her ümmetten kendi amelleri, peygamberlerini tasdik etmeleri veya yalanlamaları hakkında o ümmete şahitlik edecek bir şahit getirdiğimiz zaman onların hali nasıl olacaktır? “Seni de bunların üzerine bir şahit olarak getirdiğimiz zaman” buyruğu ise, “Ey Muhammed! Seni de bunların, yani ümmetinin üzerine bir şahit olarak getirdiğimiz zaman” demektir.

Muhammed b. Hüseyin’in, Ahmed b. Mufaddal’dan, onun Esbât’tan, onun da Süddî’den rivayet ettiğine göre Süddî bu ayet hakkında şöyle demiştir: Peygamberler kıyamet günü gelirler. Kimi peygamberle birlikte kavminden bir kişi, kimiyle iki kişi, kimiyle on kişi bulunur; bundan daha azı veya daha fazlası da olur. Nihayet Lut kavmi getirilir; ona yalnız iki kızı iman etmişti. Onlara: “Size gönderildiğiniz şeyleri tebliğ ettiniz mi?” denilir. Onlar da: “Evet.” derler. Bunun üzerine: “Size kim şahitlik edecek?” denilir. Onlar: “Muhammed’in ümmeti.” derler. Sonra Muhammed ümmetine: “Peygamberler size bir şahitlik bırakmış değiller; öyleyse neye dayanarak şahitlik ediyorsunuz?” denilir. Onlar da: “Rabbimiz! Onların tebliğ ettiklerine şahitlik ediyoruz. Çünkü onlar dünyada tebliğ ettiklerini haber vermişlerdi.” derler. Bunun üzerine: “Buna kim şahitlik edecek?” denilir. Onlar da: “Muhammed.” derler. Sonra Muhammed çağrılır ve ümmetinin doğru söylediğine, peygamberlerin de tebliğ görevlerini yerine getirdiklerine şahitlik eder. İşte bu, Allah’ın şu buyruğunun anlamıdır: “Böylece sizi orta bir ümmet yaptık ki insanlar üzerine şahitler olasınız ve Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun.” (Bakara 143)

Kâsım’ın, Hüseyin’den, onun Haccâc’dan rivayet ettiğine göre İbn Cüreyc şöyle demiştir: “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz zaman” buyruğundaki şahit, o ümmetin peygamberidir. O peygamber, Allah’ın kendisini gönderdiği topluma tebliğ görevini yerine getirdiğine dair onlar hakkında şahitlik edecektir. “Seni de bunların üzerine bir şahit olarak getirdiğimiz zaman” buyruğuna gelince; Resûlullah bu ayeti okuduğu zaman gözleri yaşla dolardı.

İbn Humeyd’in, Yahyâ b. Vâzıh’tan, onun Hasan’dan, onun da Yezîd en-Nahvî’den, onun İkrime’den rivayet ettiğine göre İkrime, “Şahit ve şahit olunan güne andolsun” (Burûc 3) ayeti hakkında şöyle demiştir: “Şahit Muhammed’dir; şahit olunan ise cuma günüdür.” Sonra şu ayeti okumuştur: “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de bunların üzerine bir şahit olarak getirdiğimiz zaman onların hali nasıl olacak?” (Nisâ 41)

Abdullah b. Muhammed ez-Zührî’nin, Süfyân’dan, onun Mes‘ûdî’den, onun Ca‘fer b. Amr b. Hureys’ten, onun babasından, onun da Abdullah’tan rivayet ettiğine göre Abdullah bu ayet hakkında şöyle demiştir: Resûlullah şöyle buyurdu: “İçlerinde bulunduğum sürece onların üzerine şahidim. Beni vefat ettirdiğinde ise onların gözeticisi sen oldun. Sen her şey üzerine şahitsin.”

Muhammed b. Müsennâ’nın, İbrahim b. Ebî’l-Vezîr’den, onun Süfyân b. Uyeyne’den, onun Mes‘ûdî’den, onun da Kâsım’dan rivayet ettiğine göre Resûlullah İbn Mesud’a şöyle buyurdu: “Bana Kur’an oku.” İbn Mesud: “Kur’an sana indirilmişken ben sana mı okuyayım?” dedi. Bunun üzerine Resûlullah: “Ben onu başkasından dinlemeyi severim.” buyurdu. İbn Mesud Nisâ sûresini okumaya başladı. Nihayet: “Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de bunların üzerine bir şahit olarak getirdiğimiz zaman onların hali nasıl olacak?” ayetine geldiğinde Resûlullah ağlamaya başladı ve İbn Mesud okumayı bıraktı. Mes‘ûdî dedi ki: Daha sonra bana Ca‘fer b. Amr b. Hureys, babasından rivayet ederek Resûlullah’ın şu sözü söylediğini nakletti: “İçlerinde bulunduğum sürece onların üzerine şahidim. Beni vefat ettirdiğinde ise onların gözeticisi sen oldun. Sen her şey üzerine şahitsin.”

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/nisa-40/,https://kutsalayet.de/nisa-42/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız