O gün inkâr eden ve Peygambere karşı gelenler, keşke yerle bir edilselerdi diye temenni edeceklerdir. Allah’tan hiçbir sözü gizleyemeyeceklerdir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Yevmeizin (o gün) yevveddu (isterler) ellezîne (o kimseler ki) keferû (inkâr ettiler) ve asav (ve isyan ettiler) er-rasûle (elçiye) lev (keşke) tusevvâ (düz edilse) bihim (onlarla) el-ardu (yer) ve lâ (ve saklayamazlar) yektumûne (gizleyemezler) llâhe (Allah’tan) hadîsâ (bir sözü)
Mukatil Tefsiri
Bu ayette Muhammed’in ümmetinden olan kâfirlerin durumu haber verilmektedir. Ahirette onlar şöyle diyeceklerdir: “Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki biz müşrik değildik.” Fakat dilleriyle gizledikleri şirklerini organları onların aleyhine açıklayarak şahitlik edecektir.
İşte o zaman yerin yarılıp içine girmeyi ve üzerlerinin tekrar toprakla örtülerek yerle bir olmayı isteyeceklerdir.
“Allah’tan hiçbir sözü gizleyemezler” buyruğu ise, organlarının kendi aleyhlerinde şahitlik etmesinden sonra artık hiçbir şeyi gizleyemeyecekleri anlamındadır.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah bununla şöyle buyurmaktadır: Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de ey Muhammed ümmetinin üzerine bir şahit olarak getirdiğimiz gün, Allah’ın birliğini inkâr eden ve peygamberine karşı gelenler, keşke toprakla bir olsalardı diye temenni edeceklerdir.
Kıraat âlimleri bu ayetin okunışı hakkında ihtilaf etmişlerdir. Hicaz, Mekke ve Medine kıraat âlimlerinin çoğu bunu “lev tessevvâ bihimu’l-ard” şeklinde, te harfini fethalı, sin ve vavı şeddeli olarak okumuşlardır. Bunun aslı “tetesevvâ” olup ikinci te harfi sin harfine idgam edilmiştir. Bu okuyuşa göre anlam, onların “Keşke toprak olsaydık da toprakla eşit hale gelseydik.” diye temenni etmeleridir.
Diğer bazıları ise bunu “lev tesevvâ bihimu’l-ard” şeklinde, te harfini fethalı ve sin harfini şeddesiz okuyarak aynı anlamı vermişlerdir. Bu, Kûfe kıraat âlimlerinin çoğunluğunun okuyuşudur. Ancak onlar aynı harfte iki şeddenin bir araya getirilmesini Arap dilinde hoş görmediklerinden şeddeyi terk etmişlerdir.
Bazıları da “lev tüsevvâ bihimu’l-ard” şeklinde okumuştur. Buna göre anlam: “Keşke Allah onları toprakla bir kılsaydı, onları da toprak haline getirseydi.” demektir. Tıpkı Allah’ın bazı hayvanlar hakkında yapacağını haber verdiği şey gibi.
Bu okuyuşların tamamı anlam bakımından birbirine yakındır. Hangisiyle okunursa okunsun doğru bir okuyuştur. Çünkü onların toprak olmayı temenni etmeleri, ancak Allah’ın kendilerini o hale getirmesiyle mümkündür. Allah’ın onları toprak yapmasını temenni eden de sonuçta toprak olmayı temenni etmiş olmaktadır.
Bununla birlikte bana en hoş gelen okuyuş, te harfinin fethalı ve sin harfinin şeddesiz olduğu “lev tesevvâ bihimu’l-ard” okuyuşudur. Çünkü aynı harfte iki şeddeyi bir araya getirmekten kaçınmak daha uygundur. Ayrıca bu okuyuş şu ayetle de anlam bakımından uyumludur: “Kâfir: Keşke toprak olsaydım! der.” (Nebe 40). Allah burada onların “Keşke toprak olsaydım.” diyeceklerini haber vermiştir. Aynı şekilde burada da “Keşke toprakla bir olsaydılar.” anlamı ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple bu okuyuş bana daha uygun görünmektedir.
“Allah’tan hiçbir sözü gizleyemeyeceklerdir.” buyruğuna gelince, tefsir ehli bunun anlamını şöyle açıklamıştır: Ağızları inkâr etse bile organları Allah’tan hiçbir şeyi gizleyemeyecektir.
İbn Humeyd’in, Hakkâm’dan, onun Amr’dan, onun Mutarrif’ten, onun Minhâl b. Amr’dan, onun da Saîd b. Cübeyr’den rivayet ettiğine göre bir adam İbn Abbas’a gelerek şöyle dedi: Allah’ın şu sözünü işittim: “Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki biz müşrik değildik.” (En‘âm 23). Bir başka ayette ise: “Allah’tan hiçbir sözü gizleyemeyeceklerdir.” buyuruyor. Bunun üzerine İbn Abbas şöyle dedi: “’Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki biz müşrik değildik.’ sözüne gelince; onlar cennete yalnız İslam ehlinin gireceğini görünce: ‘Haydi inkâr edelim!’ dediler ve: ‘Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki biz müşrik değildik.’ dediler. Bunun üzerine Allah onların ağızlarını mühürledi, elleri ve ayakları konuştu. İşte bu yüzden Allah’tan hiçbir sözü gizleyemeyeceklerdir.”
Hasan b. Yahyâ’nın, Abdürrezzâk’tan, onun Ma‘mer’den, onun da Minhâl b. Amr yoluyla Saîd b. Cübeyr’den rivayet ettiğine göre bir adam İbn Abbas’a gelerek şöyle dedi: “Kur’an’da bazı şeyler bana farklı görünüyor.” İbn Abbas: “Nedir onlar? Kur’an hakkında şüphe mi duyuyorsun?” dedi. Adam: “Hayır, şüphe değil; fakat farklı görünen şeyler var.” dedi. İbn Abbas: “Öyleyse söyle bakalım.” dedi. Adam: “Allah’ın şu sözünü işitiyorum: ‘Sonra onların mazereti yalnızca: Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki biz müşrik değildik, demeleri oldu.’ (En‘âm 23). Bir de: ‘Allah’tan hiçbir sözü gizleyemeyeceklerdir.’ buyuruyor. Oysa onlar gizlemiş oldular.” dedi.
Bunun üzerine İbn Abbas şöyle dedi: “’Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki biz müşrik değildik.’ sözüne gelince; onlar kıyamet gününde Allah’ın İslam ehline mağfiret ettiğini, günahları bağışladığını, fakat şirki bağışlamadığını görünce müşrikler de inkâr etmeye kalkışacaklar ve: ‘Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki biz müşrik değildik.’ diyeceklerdir. Böylece bağışlanmayı umacaklardır. Bunun üzerine Allah onların ağızlarını mühürleyecek, elleri ve ayakları yaptıkları işleri söyleyecektir. İşte o zaman ‘İnkâr eden ve Peygambere karşı gelenler, keşke yerle bir edilselerdi diye temenni edeceklerdir ve Allah’tan hiçbir sözü gizleyemeyeceklerdir.’ ayetindeki durum gerçekleşecektir.”
Müsennâ’nın, Müslim b. İbrahim’den, onun Kâsım’dan, onun Zübeyr’den, onun da Dahhâk’tan rivayet ettiğine göre Nâfi‘ b. Ezrak İbn Abbas’a gelerek şöyle dedi: “Ey İbn Abbas! Allah’ın şu sözü ile: ‘O gün inkâr eden ve Peygambere karşı gelenler, keşke yerle bir edilselerdi diye temenni edeceklerdir ve Allah’tan hiçbir sözü gizleyemeyeceklerdir.’ ve şu sözü arasındaki ilişki nedir: ‘Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki biz müşrik değildik.’ (En‘âm 23)?”
İbn Abbas ona şöyle dedi: “Sanırım arkadaşlarının yanından çıkıp: ‘İbn Abbas’a Kur’an’ın müşkil ayetlerini soracağım.’ dedin. Onlara dönünce şunu haber ver: Allah kıyamet günü bütün insanları tek bir yerde toplayacaktır. Müşrikler, Allah’ın ancak kendisini birleyenlerden ameli kabul ettiğini görünce: ‘Haydi inkâr edelim!’ diyeceklerdir. Allah onlara sorunca: ‘Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki biz müşrik değildik.’ diyeceklerdir. Bunun üzerine Allah onların ağızlarını mühürleyecek ve organlarını konuşturacaktır. Organları onların müşrik olduklarına şahitlik edecektir. İşte o zaman keşke toprakla bir olsaydık diye temenni edecekler ve Allah’tan hiçbir sözü gizleyemeyeceklerdir.”
Muhammed b. Sa‘d’ın, babasından, onun amcasından, onun babasından, onun da İbn Abbas’tan rivayet ettiğine göre İbn Abbas bu ayet hakkında şöyle demiştir: “Yani yerin ve dağların üzerlerine dümdüz edilmesini temenni edeceklerdir.”
Bu görüşe göre ayetin anlamı şöyledir: O gün inkâr eden ve Peygambere karşı gelenler, keşke toprakla bir edilselerdi ve Allah’tan hiçbir sözü gizlememiş olsalardı diye temenni edeceklerdir. Sanki hem toprakla bir olmayı hem de Allah’tan bir şey gizlememiş olmayı istemektedirler.
Diğer bazı âlimler ise ayetin anlamının şöyle olduğunu söylemişlerdir: O gün Allah’tan hiçbir sözü gizleyemeyeceklerdir ve toprakla bir olmayı temenni edeceklerdir. Çünkü onların söyledikleri hiçbir söz Allah’tan gizli kalmaz. Yüce Allah bütün sözlerini ve durumlarını bilmektedir. Dilleriyle inkâr edip gizlemeye çalışsalar bile bunların hiçbir şeyi Allah’a gizli değildir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…