"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ali İmran 142

Yoksa Allah içinizden cihad edenleri ve sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Em hasibtum en tedhulu l-cennete (yoksa cennete gireceğinizi mi sandınız) ve lemma ya‘lemillahu llezine cahadu minkum (Allah sizden cihad edenleri ortaya çıkarmadan) ve ya‘leme s-sabirin (ve sabredenleri bilmeden)

Mukatil Tefsiri
Allah Teâlâ müminlere, kendi yolunda sıkıntı ve belâların geleceğini açıklayarak şöyle buyurdu:

“Yoksa cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Âl-i İmrân 142)

Uhud günü yenilgiden sonra münafıklar müminlere şöyle demişlerdi:

“Kendinizi neden öldürüyor, mallarınızı neden telef ediyorsunuz? Eğer Muhammed gerçekten peygamber olsaydı öldürülmesine imkân verilmezdi.”

Müminler ise:

“Hayır, bizden kim öldürülürse cennete girer.” dediler.

Münafıklar:

“Kendinizi neden boş umutlarla aldatıyorsunuz?” dediler.

Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayeti indirdi:

“Yoksa ey müminler! Allah, içinizden cihad edenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Âl-i İmrân 142)

“Allah bilmeden” ifadesi, Allah’ın görüp ortaya çıkarması anlamındadır.

“İçinizden cihad edenleri” yani Allah yolunda mücadele edenleri.

“Ve sabredenleri” (Âl-i İmrân 142)

Yani belâ ve imtihan anında sabredenleri görüp ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?

Allah’ın muradı şudur: Onlar cihad edip sabrettiklerinde bunu ortaya koyar; yapmadıkları zaman da böyle bir durum ortaya çıkmaz. (Âl-i İmrân 142)

Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın bu sözüyle kastettiği şudur: Ey Muhammed’in ashabı! Siz, cennete gireceğinizi, Rabbinizin ikramına ve O’nun katındaki yüksek derecelere ulaşacağınızı mı sandınız? Hâlbuki Allah içinizden kendi yolunda cihad edenleri henüz ortaya çıkarmamış, sabredenleri de belli etmemiştir.

“Allah içinizden cihad edenleri ortaya çıkarmadan” (Âl-i İmrân 142) buyruğunun anlamı şudur: Allah’ın yolunda, O’nun emrettiği şekilde mücadele edenlerin mümin kullarına henüz belli olmaması. Daha önce “Allah’ın bilmesi”, “Allah’ın ortaya çıkarması” ve buna benzer ifadelerin anlamını ve delillerini açıkladığımız için burada tekrar etmeye gerek yoktur.

“Ve sabredenleri ortaya çıkarmadan” (Âl-i İmrân 142) buyruğu ise, Allah yolunda başlarına gelen yara, acı ve hoşlanmadıkları şeylere karşı sıkıntı anında sabredenleri ifade etmektedir.

Nitekim İbn Humeyd bize rivayet etti, dedi ki: Seleme bize rivayet etti, İbn İshak’tan nakletti ki: “Yoksa cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Âl-i İmrân 142) yani benim katımdaki sevap ve ikrama ulaşacağınızı mı sandınız? Hâlbuki sizi henüz zorluklarla sınamadım, hoşlanmadığınız şeylerle imtihan etmedim; böylece içinizden bana olan imanın doğruluğunu ve benim uğrumda başınıza gelen şeylere karşı gösterdiğiniz sabrı ortaya çıkarmadım.

“Ve sabredenleri ortaya çıkarmadan” ifadesindeki fiilin mansup oluşu, sarf yoluyla olmuştur. Sarf, iki fiilin bazı atıf harfleriyle bir araya gelmesi ve ilk fiilin başında, atıf harfiyle birlikte ikinci fiile tekrar edilmesi uygun olmayan bir unsurun bulunması durumudur. Bu sebeple atıf harfinden sonraki fiil mansup olur; çünkü birinci fiilin anlamından başka bir anlama yöneltilmiştir. Bu durum genellikle cümlenin başında olumsuzluk, soru veya yasaklama bulunması hâlinde gerçekleşir.

Buna örnek olarak Arapların şu sözü verilir: “Hiçbir şey bana geniş gelmez de sana dar gelir.” Burada ilk fiilde bulunan olumsuzluk edatının ikinci fiille birlikte tekrar edilmesi uygun olmadığı için ikinci fiil mansup olmuştur.

Kurrânın tamamı bu kelimeyi mansup olarak okumuştur. Hasan el-Basrî’den ise “ve ya‘leme’s-sâbirîn” şeklinde, “ya‘lem” fiilinin sonundaki mim harfini cezimli okuyarak kıraat ettiği rivayet edilmiştir. Çünkü o, bunu “Allah içinizden cihad edenleri ortaya çıkarmadan” (Âl-i İmrân 142) ifadesine atfedilmiş ve meczum kabul etmiştir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ali-imran-141/,https://kutsalayet.de/ali-imran-143/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız