"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Bakara 162

Orada ebedî kalacaklardır. Onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Hâlidîne (ebedî kalıcıdırlar) fîhâ (onda) lâ (hafifletilmez) yuhaffefu (hafifletilmez) ‘anhumu (onlardan) l-‘azâb (azap) ve (ve) lâ (onlar) hum (onlar) yunzârûn (ertelenmezler)

Mukatil Tefsiri
Kâfirler lanetin ve ateşin içinde ebedî kalacaklardır. Kendilerinden azap hafifletilmeyecek ve cezaları ertelenmeyecektir.

Taberi Tefsiri
Eğer biri bize şöyle derse: “ ‘Orada ebedî kalacaklar’ sözündeki ‘ebedî kalacaklar’ ifadesini nasbeden şey nedir?” Ona şöyle cevap verilir: Bu ifade, “onların üzerine” sözündeki “onlar” zamirinden hâl olarak nasbedilmiştir. Çünkü “İşte onların üzerine Allah’ın laneti vardır” sözünün anlamı şudur: Allah, melekler ve bütün insanlar onlara lanet ederler; onlar da bu lanetin içinde ebedî kalırlar.

Bu sebeple bazıları ayeti şöyle okumuştur: “İşte onların üzerine Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti vardır; hepsi de ebedîdir.” Bu okuyuşu yapan kimse, ayeti anlattığımız manaya yöneltmiştir. Bu anlam Arapça bakımından caiz olsa da, bu şekilde okumak caiz değildir. Çünkü bu, Müslümanların mushaflarına ve Müslümanlar arasında yaygın olarak nakledilen kıraate aykırıdır. Nakli yaygın ve sabit olan bir kıraate, şaz bir görüşle itiraz etmek caiz değildir.

“Orada” sözündeki “hâ” ve “elif” zamirleri ise “lanet”e dönmektedir. Fakat burada kastedilen, kâfirin Allah’ın, meleklerin ve insanların laneti sebebiyle varacağı sonuçtur. Onun bu lanet sebebiyle varacağı yer ise cehennem ateşidir. Söz, lanet üzerine yürütülmüş; fakat kastedilen, kâfirin lanet sonucunda ulaşacağı şey olmuştur. Daha önce bunun benzer örneklerini açıklamıştık.

Ammâr’dan rivayet edildiğine göre, İbn Ebî Ca‘fer, babasından, o da Rebî‘den, o da Ebû’l-Âliye’den “Orada ebedî kalacaklardır” sözü hakkında şöyle rivayet etmiştir: “Yani cehennemde ve lanet içinde ebedî kalacaklardır.”

“Onlardan azap hafifletilmez” sözü ise, Allah Teâlâ’nın azabın sonsuza kadar devam edeceğini, onun için bir süre belirlenmediğini ve hafifletilmeyeceğini haber vermesidir. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur: “İnkâr edenler için cehennem ateşi vardır. Onlar hakkında ölüm hükmü verilmez ki ölsünler; azapları da hafifletilmez.” (Fâtır 36) Yine şöyle buyurmuştur: “Derileri piştikçe, azabı tatsınlar diye onları başka derilerle değiştiririz.” (Nisâ 56)

“Ve kendilerine mühlet verilmez” sözü ise, onların mazeret ileri sürmeleri için kendilerine süre tanınmayacağı anlamına gelir. Ammâr’dan rivayet edildiğine göre, İbn Ebî Ca‘fer, babasından, o da Rebî‘den, o da Ebû’l-Âliye’den “Kendilerine mühlet verilmez” sözü hakkında şöyle rivayet etmiştir: “Yani onlara mühlet verilmez ki özür beyan etsinler.” Bu, Allah’ın şu sözü gibidir: “Bu, konuşamayacakları gündür. Kendilerine izin verilmez ki özür beyan etsinler.” (Mürselât 35-36)

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/bakara-161/,https://kutsalayet.de/bakara-163/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız